THY - İmaj

Mehmed Akif Satırlardan Sadırlarımıza İnmeli

27 Aralık 2017 Çarşamba

İslam ve İstiklal Şairimiz Mehmed Akif’in Rahmet-i Rahmana kavuşmasının 81. Sene-i devriyesindeyiz. Öncelikle ruhu şeriflerine bir Fatiha sunmalı.

Mehmed Akif’i satırlardan artık sadırlarımıza taşıma vakti çoktan gelip geçmektedir. Satırlarda tutmaktan hâlâ yorulmadık mı? Gelin artık sadırlara indirelim.

Akif’i anlamak yetmiyor, yaşamak lazım. Bilmek yetmiyor, bildiklerimizi amellerimize dönüştürmemiz gerekiyor.

Akif gibi bir yol gösterici, inançlı, imanlı, inancının ve imanının şartlarını yerine getirmiş bir şair, mütefekkir, diğer İslam toplumlarına nasip olmamıştır.

Yerli ve milli şairimizin ne olur kıymetini bilelim ve anlayalım. Yalnız anladığımızı öncelikle kendimize uygulayalım, sonra fikir ve düşüncemizle yayalım.

Merhum Mehmed Akif, hayatının bütününde, inanç değerlerinden zerre taviz vermeden yaşamış ve kendisine muhalefet edenlerin bile takdirini kazanmıştır.

Mesela sert muhaliflerinden birisi Akif hakkında şöyle yazmaktadır:

“Akif Hilafete bağlı, siyaseten birleşmiş bir İslam dünyasının savunucusu idi. Onun nazarında Kur’an, İslam’ın Anayasasıydı ve bu temel yasa prensipleri değiştirilmemeliydi.

Akif, İslamiyet’in ‘Devlet dini’ olarak muhafazasını ve dinle devletin ayrılmamasını şart koşuyordu. Müslüman ahlakına sımsıkı sarılmak gerektiğine gerçekten inanmıştı.

Safahat şairi şöyle demişti:

“Fakat ahlakın izmihlali en müthiş bir izmihlal,

Ne millet kurtulur, zira ne milliyet, ne istiklal”.

Evet, bu iki mısra bugünkü bütün meramımızı anlatmaya yetiyor da artıyor bile. Merhum Cemil Meriç de şöyle der:

Mehmed Akif, yaşadığı kıtanın tarihini, bütün derinlikleri ile bilen ve dertlerini ömür boyu kendi derdi olarak haykıran ezeli bir düşünce adamıdır.

Batının her kepazeliğini yücelten, kendi insanlarında hiçbir çelişkiye tahammül edemeyen garip gafil bir neslin vebalarından kurtulmaya çalışmalıyız”.

Üstad Meriç’in dediği gibi Akif’imizin de Akif gibi düşünenlerin de derdi bu.

Batının kepazeliklerini; toprak altında yol alıp, dünyalarını o karanlıktan ibaret sayan köstebek zihniyetlilerin, “aydınlanma, gelişme ve çağdaşlaşma” olarak göstermesi ve dayatmasını reddetmeliyiz.

Yine Cemil Meriç şöyle devam eder:

“Akif, her an tazedir. Zekâsı, sezişi ve imanıyla, kördüğüm olmuş birçok meseleyi aydınlığa kavuşturacak bir vicdandır Akif.

Namuslu her insanın yol arkadaşı ve düşünce tarihimizin kilometre taşlarından biridir o. Hiçbir şairimiz, sömürgeci Avrupa’nın kepazeliklerini onun kadar isabetli sergilememiş ve Hıristiyan medeniyetinin kangrenleşmiş yaralarını gözler önüne sermemiştir”.

Mehmed Akif’i anlayarak ve anladığımızı idrak seviyesine getirerek değer yargılarımıza dâhil edip uygulamaya başladığımızda; kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik ahlakımızda büyük düzelmeler meydana gelecektir.

Akif’imizin hayatı boyunca bütün gayesi; ahlakı sağlam, imanı bütün bir millet özlemi içerisinde yaşayıp, bu hasretini düz yazılarıyla şiirlerine derç etmek olmuştur.

Ezcümle: Akif iki şeyi mukaddes bilmiştir. Dil ve Din. 

 

YORUM YAZ