THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Kudüs Davasında Küçük Bir Taviz

20 Aralık 2017 Çarşamba

Kudüs davasından küçük bir taviz, sadece Filistin Devleti’ni değil, bütün bir İslam âleminde telafisi imkânsız hadiselere sebep olabilir.

Filistin’in Osmanlı topraklarına katılışının 500. yılındayız. Kudüs’ün ise elden çıkışının (2017) 100. senesindeyiz.

Birinci Dünya Harbi’nde bize karşı ittifak eden devletlerin ana hedeflerinde Boğazlarla birlikte, Anadolu’yu işgalden sonraki ikinci hedefleri, Kudüs’teki Osmanlı ve İslam varlığını yok etmekti.

Hamdolsun ki, bu duruma; yiyecek ekmeğini, içecek suyunu, barınacak yerini dahi kaybettiği halde iman ve inancının gereğini yapan aziz milletimiz müsaade etmemiştir.

Dünyanın her yerinde teşkilatlanan ve bizden de İttihatçıların desteklediği Siyonistler umduklarını bulamamışlar ama Müslümanlara olan hınçlarından da asla vazgeçmemişlerdir.

Filistin halkı, yüzyıldır bütün dünyanın gözü önünde bu kinle yok edilmenin korkusunu yaşamaktadırlar.

Sadece Filistinliler mi? Elbet değil.

Amerika ve Avrupa’nın ekonomik olarak sömürüp, iç ve dış işlerine de terörle müdahale ettikleri nice Müslüman toplumlar, aynı korkuyu enselerinde taşımaktadırlar.

İsrail, Amerika ve belli AB ülkelerinin önündeki en büyük engel Türkiye’dir. 

Eğer bize bir baş eğdirebilirlerse, yerkürede bağımsız yahut yarı bağımsız İslam milletlerinden söz etmek, ancak tarih ve hatıra kitaplarında mümkün olabilecektir.

Sarı Katil Trump’ın son denemesi, esasında kendisinin de inanmadığı ve mümkün olmayacak ilanı, Türkiye’nin bir kere daha nabzını ölçmek içindir.

Birinci nabzı, FETÖ terör örgütünün 15 Temmuz 1916’da kanlı kalkışmasıyla ölçmüşler ve 20 saat gibi kısa sürede milletimizin devletine nasıl sahip çıktığını görmüşlerdir.

Trump’ın bu cinneti, ikinci ölçme denemesi olmuştur. Allah’a şükür ki, yine millet ve devlet olarak dimdik ayakta durup haklı davamızdan taviz vermedik.

Devlet ve millet olarak Osmanlı’dan devraldığımız miras gereği Filistin meselesinden uzak kalamayız.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın dediği gibi Kudüs elden giderse, İstanbul, Bağdat, Mekke, Medine, Şam, bu sırtlanların hipodromuna döner.

 Siyonistlerin yönettiği Amerika, uluslararası hukuku, ahlaki ve insani tepkilerin neticesi olan büyük nefreti asla umursamadan, sınırsız şekilde kinini sürdürmektedir.

İsrail ve Amerika çıkarlarını korumak ve yaymak için bağımsızlık mücadelesi veren hemen bütün ülkeleri terörist ilan edip bir de silah satmaktadır.

Para, silah ve güçten başka tanrıları olmayan bu zümrenin yönettiği Amerika ve İsrail’e göre problem sadece Filistin ve halkı değildir.

ABD ve İsrail’in piyonu olan Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle birlikte diğer bütün Müslüman halklar, bunların nezdinde “köle mizaçlı alt-insanlardır”.

Ezcümle:

Amerika ve yandaşları, Ortadoğu’da İsrail’in belirleyici ve tayin edici bir konumda bulunması için mücadelelerini sürdüreceklerdir.

Biz de taviz vermeden bu mücadeleye karşı durmak mecburiyetindeyiz. 

 

YORUM YAZ