Kerkük bölge huzurunun güvencesidir

17 Ekim 2017 Salı

Irak ordusunun Kerkük’e girdiğine dair haberleri görünce, “işin iç yüzü nasıldır diye, Kerküklü ilim adamlarımızdan Yüksek Mimar Prof. Dr. Suphi Saatçi’ye “Durum nedir hocam” diye sordum.

Dedi ki; “Irak ordusunun Kerkük’e girmesi yerinde bir adımdır. Çoğunluğu Talabani yanlısı Peşmergeler ile Barzani’ye bağlı Peşmergeler, halka büyük zulüm ediyordu ve Kerkük’e varlık içinde yokluk çektiriyorlardı.

Türkiye’nin kararlı duruşu ile Irak ordusunun kararlı adım atması, biraz olsun Kerkük’e nefes aldırabilecek ve bölgeye huzur, güven hâkim olabilecek”.

¥

Önce İngilizlerin parçaladığı, sonra da ABD’nin bu parçaları bölük pörçük edip, kan ve gözyaşından başka hiçbir insani değer bırakmadığı Ortadoğu’da, barış ve kardeşliğin tesisi için güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaç olduğu muhakkak.

Bu hakikati, dost düşman bütün devletler bilmekte ve dost ülkeler, seslerini çıkarmaları gerekirken, maalesef içimizdeki ve dışımızdaki düşmanlar birlik olup, barışa susamış topraklara, devamlı ihanet tohumları ekmekteler.

“Neden böyle peki”? Sorusuna, eski vali ve şimdi Ak Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu’nun; “Bize Velvele Düştü” adlı eserinde, merhum Erol Güngör’den yaptığı alıntıyla cevap verelim:

¥

“…. Biz dağılan devletimizden elde kalan toprakları da haritada gördük. Yaşımız ve bilgimiz ilerledikçe önce coğrafyayı tanıdık.

Cihan harbindeki bozgunda topraklarımızın elden gittiğini, bize sadece Anadolu yarımadasının kaldığını anladık.

Öğretmenlerimiz bize hep yabancı milletlerin bizden ayrıldığını, bizim de kendi topraklarımıza çekildiğimizi söylüyorlardı.

Biz bu tarih görüşüyle radyolarda her gün okunan; Kerkük, Rumeli, Kırım, Yemen türküleri arasındaki tezadı da fark edecek değildik.

Ailemizde ve yakınlarımız arasında; Hicaz’da, Gazne’de, Bağdat’ta, Balkanlar’da, Azerbaycan’da savaşmış ihtiyarlar vardı. Bunlar kaybettiğimiz topraklar için ağlar dururlardı.

Öğretmenlerimize göre bunlar; Arabın, Acemin ülkesini korumak için boş yere kan dökmüşlerdir. Ama Kâbe’nin müdafaasında bulunan dedem, Arap diye bir millet veya devlet tanımıyordu.

Dedem İngilizlere karşı devletimizin topraklarını korumak üzere savaştığına inanıyordu. Bilgisine saygı duyduğum öğretmenimizin ilkokul görmemiş dedemden cahil olduğunu anlamam için aradan uzun yıllar geçti.

Bir gün İstanbul, Edirne de elimizden çıksa, öğretmenimiz herhalde oraların zaten Bizans toprağı olduğunu, bizim yine vatanımıza çekildiğimizi söyleyecekti.

Bize vatanın iyi bir tarifini yapan olmadı ama öyle anlaşılıyor ki, vatan düşmanlarımızın bizden henüz almadıkları yerdi.

Wilson’un teklifi gerçekleşseydi, Türk vatanı Konya olacaktı. Acaba o zaman birisi çıkıp da bizim buraya, Orta Asya’dan geldiğimizi, başkalarının yurdunda haksız yere bulunduğumuzu söylese ne yapacaktık?

Rumeli, Suriye, Irak, Arabistan, Mısır, Kuzey Afrika, Akdeniz Adaları, Balkanlar, Budin ve Belgrad gibi, Anadolu yarımadasını da sonradan almış değil miydik”?

¥

“Ortadoğu’dan bize ne” diyenlere ithaf olunur.    

 

  • Mikâil okuroğlu Mikâil okuroğlu 1 ay önce
    Realite öyle olmassa özür dilerimisin.