İddia ve Dava Sahibi Olmak

10 Nisan 2019 Çarşamba

“Sayın Cumhurbaşkanımız karşımıza çıkıp, bir anlamda ‘sorumluluğu altında bulunan bizlere’ 2019 yılında ekonomik büyüme beklemememizi; elimizde bulunanla yetinip payımıza razı olmamızı, başka ulusların elindeki şeylere de göz dikmememizi söylese, kendisine bir daha oy verir miyiz? Biz versek bile, kaç mü’min/müslim bizi takip eder?

Ekonomik büyüme ve onun sistemleştirilmesi anlamında kalkınma, modern dünyanın en dokunulmaz putudur”!

Yukarıdaki ifadeler, Mustafa Kutlu ağabeyin Yeni Şafak’taki “Kanaat Ekonomisi”yazısından!

Söyleyeceklerim kanaat ekonomisi üzerine değil elbet. Bu tespitler ışığında sadece ekonomiye değil, gündelik hayatımızı dolduran meselelerin bütününe bakmak gerektiği hissi uyandırdığı için Mustafa ağabeyin yazısına uğrak verdim.

İstanbul seçimi henüz netleşmediği ve sandıklarda kazanılmış bir hakkın; hırsızlıkla, gaspla, yönünün ve sonucunun değiştirilme mücadelesi devam ettiğinden, şimdilik bir şey denilmese de vakti geldiğinde yazılıp konuşulacaktır.

Tevhid toplumu olan milletimizin büyük ekseriyeti bilir ki, “Biz iddia ve dava sahibi Müslüman bir cumhuruz”.

Bu iddianın ve davanın değeri, bizzat sahibi olan mü’min/müslim bizler tarafından düşürüldüğü an, bilinmeli ki, inanç mayalı değer yargılarımız ciddi kayba uğramış demektir.

Ülkemiz üzerine ekonomik, siyasi, kültürel, yazılı-sözlü medya ile sosyal tufan ağlarından saldırıya geçen dış ve iç mihraklar, iddiası ve davası olan kesimleri, her şeyi boş ve hoş görme salgın hastalığına müptela etmişlerdir.

Birçoğumuz herhangi bir iddiamız ve davamız yokmuş gibi davranarak, mümkün mertebe birbirimizden kaçıp, duygu ve düşüncelerimizi zevk-eğlence-magazin dozuyla zehirleyenlerle birlikte olmayı yeğlemişiz.

Makyajlı sözlere-yüzlere bakmaktan, içlerindeki kötülükleri görememişiz. Maalesef ucu şahsiyetsizlik ve haysiyetsizliğe doğru evrilen her şeyi, hoş görme saplantısında boğulduğumuzu anlayamamışız.

Eminim ne demek istediğimi arif olanlar anlayacaklardır. Kendi üzerimize alarak söylediğimiz şeylerin aslında pek çoğuyla ilgimiz olmadığı malumdur.

Tarif etmeye çalıştığım hal, parti teşkilatlarına iddia ve dava sahibi olmadan giren yahut iktidarın bir yerinde yer edinen ve palazlanmadan uçmaya kalkan, yuvasından bakınca her yere uçup konabileceğini zannedenlerin yavruların halidir.

Bu güruhların ne Türkiye’yi ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ne de partide yahut iktidarda davası ve iddiası olanları anlamaları mümkün değildir.  

Meğer öyle bir zamana gelmişiz ki, “adam değil, adamdan sayılmanın muteber olduğu” bir vakte gelip çatmışız.

Susanların susması, konuşanların konuşması gerektiği gibi bir oyunun içine düşmüşüz. Susanlar kahrından susmuş, konuşanlar zevk ve eğlencesine konuşmuş.

Ezcümle:

Bütün yükün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sırtında olduğunu aklıselim sahibi insanlarımız görüyordu ama esas görmesi gerekenler, “Bize bir şey olmaz” havasındaydılar.

Faturası biraz ağır oldu fakat sanırım bu havada olanlar, ilk fırsatta istirahate gönderileceklerdir. İstanbul ve Ankara seçim sonuçları böyle söylüyor çünkü.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Ahmet ÖzAhmet Öz1 ay önce
    ''İddia ve dava sahibi'' siyaset,bıçak sırtı oy aldı.Teşekkürler İstanbul afişleriyle mutluluğunu paylaştı.İhale YSK'ya bırakıldı.YSK suskun.10 gün olmuş seçim biteli.Millet,verdiği oyun değersizleştirilmesini izliyor.İktidarın bıçak sırtı oy almasında,patates ve soğanın büyük etkisi var.Faturalar el yakıyor.Sokağa çıkmak cesaret istiyor.Adımını atsan para,harcamak zorundasın.Siyasi ikbal peşinde olanların geçim kaygısı yok.Doğalgazı ya da elektriği kesmeye gelenlere rica eden aile reisleri,anneler varken,''İddia ve dava sahibi''iktidarın umurunda değil bu durumlar.Söyler misiniz Hüseyin Bey;Bu insanlar,nasıl iddia ve dava sahibi olsunlar?İddia nedir,dava nedir?Fakir ve yoksula,faturalarını,kiralarını ödeyebilmeleri için iş vermek gerekir.Allah,kimseleri,muhtaç durumlara düşürmesin.
  • ahiahi1 ay önce
    Erdoğan'ın büyük sınavı buydu... İlk gece yaptığı sağduyulu açıklamalardan, sonraki günlerde eser kalmadı...Acaba birileri, tıpkı kumpas davalarında olduğu gibi kendisini kandırıyor olabilir mi?Olmasını hiç istemeyeceğimiz, karşı duracağımız şu başlıklara bakıp düşünelim;* Seçimler iptal edilirse en temel adalet duygusu ortadan kalkar.* Siyasi zeminde mücadele etmenin, iktidarı sandık yolu ile devirmenin meşru zemini yok edilirse Türkiye hızla tek adam rejimlerinin yönettiği ülkeler listesinde hedefe oturtulur.* Dünyaya Erdoğan'ı "diktatör" olarak anlatan FETÖ'cülerin ekmeğine yağ sürülür.* ABD, oluşan zemini fırsat bilip Türkiye'ye de, Ortadoğu'ya getirdiği gibi sözde demokrasi getirmeye kalkar! ABD'ye Türkiye'ye müdahale etmenin önü açılabilir.* Ekonominin geleceği noktayı yazmıyorum bile...* Seçimle gelen siyasal İslamcıların ülkede "darbe" yaptığı ve seçimle gitmeyeceği sonucu çıkar... Yaşanan gerilim hiç beklemediğimiz yerden memleketi bölebilir.* İktidar yandaşları, onun gölgesindeki bir takım güçler ve karşısında demokrasi isteyen kitleler karşı karşıya gelebilir.* Haksızlığa uğramışlık duygusu milyonları sokağa dökebilir. Emperyalizmin oyuncağı bir takım eli silahlı güçler kan döker ve bu kaotik sürecin sonuçları; ikiye bölünmüş memlekette her iki taraf için de öngörülemez.* Türkiye'de iktidar da, muhalefet de kaybeder... Hepimiz kaybederiz.
  • AliAli1 ay önce
    Sanmam, ak partiyi ele geçirdiler çoktan, hızla batırıyorlar, başkanın en son Rusya gezisinde uçağın müdavimleri ne bakmak yeter, partililer ümidi kesti, yeni İstanbul ankara antalya adana vb başkanlar koltuklarına oturduğunda, kıyamet kopacak.

Günün Özeti