Diktatör Böyle Olmaz Şöyle Olur

03 Kasım 2017 Cuma

Cumhuriyetin ilk yıllarını yazan tarihçiler, Mustafa Kemal’in İnönü’den hiç hoşlanmadığını kaydederler ve 1930 yılındaki şu ifadesine atıfta bulunurlar.

“Ben Cumhuriyeti tesis ettim. Fakat bugün idare şekli Cumhuriyet midir, diktatörlük müdür, şahsi hükümet midir belli değil”.

Hayatını CHP’nin sözcülüğüne vakfeden Cüneyt Arcayürek de şöyle der:

“İsmet Paşa Tanrının bir parçası (Haşa H.Ö) idi. Halk, İnönü’nün yüzünü göremezdi, İnönü yerine egemen CHP’nin elleri, dilediği zaman halkı okşar, yerine göre sıkardı. İnönü korku verirdi”.

Halkın yüzde ellisinin özgür iradesiyle iş başına gelmiş ve toplumun içinden çıkmayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a diktatör benzetmesi yapan kimselerin, tüm insani melekelerini zayi etmiş olmaları gerekir.

Topraklarımızın her zerresi CHP diktatörlüğüyle doludur. Milletimiz Müslüman kaldıkça bu izler asla silinmeyecek ve yaşayacaktır.

CHP’lilerin zinhar ihmal etmedikleri tek ideolojileri, Müslüman halkımıza karşı sürekli hakaret halinde oluşlarıdır.

Bu yüzden milletimizle barışmaları mümkün değildir ve nesilden nesle devredilen dini-milli bir miras olarak halkımızın bedduasıyla yaşayacaklardır.

Geçmişte ve günümüzde diktatörlüğü bırakmayan tek siyasi parti CHP zihniyetidir. İşte siyasi geçmişleri ve mevcut halleri ortadadır.

Birkaç hatırlama.

Girilmeyen ve girme ihtimali bulunmayan II. Dünya Savaşı sırasında halkımızı; kıtlık, açlık, yoksulluk ve hastalığa ancak diktatörler mahkûm edebilirdi. Yaptılar.

Halkımızın Müslüman olduğunu bütün dünya âlem bilir. Elbet bunlar da bilir. Bilirler ama diktatörlüklerinin gereği milletimizin kutsallarıyla savaşmışlardır ve savaşmaktadırlar.

İnönü ve adamlarının ilk savaşı, Müslüman halkımızın kitabı Kur’an-ı Kerim’i ayaklar altına alarak ve yasaklayarak başlamıştır.

Bu coğrafyanın hangi noktasına varırsanız varın, halkın inandığı tüm değerleri adına cezalandırıldıklarına şahitler bulabilirsiniz.

İşte diktatörlük böyle olur. Halkı açlıkla terbiye etmek, iç çamaşırına kadar yoksul bırakıp, şeker torbalarından millete don giydirerek olur.

Diktatörlüğün insafı, vicdanı ve merhameti yoktur. Binlerce örnekten Bolu Gerede’de yaşanılan bir hadiseyi paylaşalım.

“Dedem 1904 doğumludur. 01 Şubat 1944 yılında Gerede’de 7,2 şiddetinde deprem olur, binlerce insan ölür, evler yıkılır.

O zaman için Türkiye’nin 3. büyük depremi vuku bulmuştur. Birkaç gün sonra vatandaşlar; ‘deprem yardımı yapılacak diye’ Gerede Kaymakamlığına çağırılır.

Yerde 1 metre kar vardır, insanlar atlarla kaymakamlığa gider. 3 gün kaymakamlığın bahçesinde beklerler, korku ve endişeyle soru sorduklarında, ‘içeride yardımların tasnif edildiği” söylenir. Sesi fazla çıkan olursa dipçiği yer.

Üçüncü günün sonunda yardım dağıtılır, ‘6 adet çivi, 50 santimetre ince bir camdır’. Acılı insanlar ikinci bir deprem yaşarlar.

Depremzedeler haliyle serzenişte bulunur ve ‘Bunlar için mi 3 gün bizi kışta kıyamette burada tuttunuz’ diyecek olurlar ve dipçikle kovulurlar.

İşte diktatörlük böyle olur!...

 

  • MiLLETMiLLET18 gün önce
    Hüseyin abi ne demiş atalarimiz katirani kaynatsan olmazşeker cinsine tükürdüğüm cinsine çeker bunlar cinsine çektiği için bunlat diktatörün alasini yaparlar yapmamiş gibi davranillar tüm insanligi bunlarin şerinden allah korusun