THY - Adıyaman

Batının Korkulu Rüyası Türkiye

07 Aralık 2017 Perşembe

Batılılar korkulu rüyalarının çıktığını görmeye başladılar. Ülkemiz tarihi boyunca görülmedik biçimde derlenip toparlanmakta.

İçeride ve dışarıda endişelerinin başlarına geldiğini görenler, terör başta olmak üzere ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel çirkefliklerini sürdürmekteler.

Çünkü Türkiye artık Avrupa-Amerika ve yerli taşeronlarına “millet iradesiyle dur diyen” bir lidere sahip. İstedikleri olmuyor ve yeni Türkiye hızla inşa ediliyor.

Bizim milletimizin toplumsal hafızası ve feraseti, ABD-AB ve işbirlikçilerininki gibi kirli ve çöplüğe dönmüş değildir.

Her zor zamanlarında beklenilenden büyük fedakârlıklar göstermiş, bir karış toprağına yabancı suyu dahi damlattırmamıştır.

Topraklarımızda savaş muhabirliği yapmış yabancı bir zat hatıralarında şöyle der:

- “Türklerin merhamet ve şefkat duygularını suiistimal edip yahut çeşitli dalaverelerle her şeylerini ellerinden alabilirsiniz ama vatanlarına asla ihanet ettirmezler”.

AB ülkeleri bu gerçeği bildiği için tüm denemelerinde başarısız olmuş ve son yüzyılda ihaneti ABD’ye ihale etmiştir. İnşallah onlar da hüsrana uğrayacaklardır. 

Genlerindeki arızalar sebebiyle şark insanıyla bir türlü anlaşamayan Tanzimatçılar ve onların nesilleri için kurtuluş, Batılılaşmaktan geçmekteydi.

Attila İlhan Batı medeniyetini şöyle özetler:

“Sömürgecilik, dünya savaşları ve çevre kirlenmesi”. Bu zaviyeden baktığımızda dünya insanlığını ve coğrafyasını kirleten Batı medeniyeti değil midir?

İlhan’ın bu tespitinden sonra sözü Banu Avar’a devredelim. O da “Kültürel Soykırım” röportajında şu hususlara değinir:

“Dünyadaki enerji kaynaklarının dörtte üçü Türkiye ile Çin arasında! Onun içindir ki, bütün olaylar burada kopuyor! Onun içindir ki, en büyük hedef tahtası burası!

Herkes Asya’ya girmek istiyor. Amerika bunun için “Gelecek Asya’dadır” diyor. İzledikleri yol da açık.

Bu coğrafyada etnik çatışmalar meydana getirmek, sınırlar arasına kamalar sokmak ve insanları birbirlerine düşürerek, onların birbirlerini yok etmelerini seyretmek. Sonrasında “Buralara hâkim olmak daha kolay” diye bakıyorlar.

Banu Avar bir başka tespitinde de şunları söylüyor:

“Şimdi bir piramit düşünelim… Bu piramidin en tepesinde dünyayı yöneten 10-15 aile var. Hepsi de 1921’de New York’ta kurulan CFR ya da “Dış İlişkiler Konseyi” denilen bir çeteyi oluşturuyorlar!

Dünyanın servetine göz dikmiş olan çete, dünyayı Yahudilerden oluşan seçkin bir gurubun idare edeceğini söylüyor.

Dünyanın egemenliğine göz dikenler bu piramidin en üstündeler. Dünya nereye gidiyor, ne yapılmak isteniyor, hepsinden haberdarlar.

Çoğu petrol, uyuşturucu ve silah işinde… Dünyanın en büyük şirketlerinin temsilcilerini orada görüyoruz.

Aşağıya inildikçe kimse bir şey bilmiyor ama sonuçta her yaptıkları hareket yukarıya hizmet ediyor. Önemli olan bu!

Hepimize düşen görev, bu emperyal yapının yaşamımızı tehdit ettiği noktaları açığa çıkarmak, bundan habersiz olanları uyarmaktır.

Bu müdahale yaşamımızın her alanına yayılmıştır”. 

 

YORUM YAZ