Ak Parti’de değişim rüzgârları tersten esmesin

19 Ekim 2017 Perşembe

Yazıya başlarken kendime; “Yıllardır iktidarda ve ülkemizin en güçlü partisi, sana ne be adam” diye sitem ettim.

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkan R. Tayyip Erdoğanhariç, partiyi idare edenlerden daha iyi mi bileceksin” diye sorular arasında gidip geldim.

Keşke bu soruyu sormasaydım.

Nefsim devreye girdi ve “Hooop o kadar da değil, sen siyasete bulaştığında, bugün Ak Parti’de ahkâm kesenler, daha portakal ağacında çiçek bile değillerdi” diye şirazemi bozdum.

Nefsimle vicdanım arasındaki konuşmaların, nefsi kısmını bir tarafa bırakarak, vicdani kısmına geçelim.

Benim gibi milyonlarca vatandaşımız ile Ak Parti seçmeninin “hayati saydığı ve olmazsa olmaz” dediği üç ana temel dayanağı vardır.

Bu ana direklerin zayıflatılması, yıkılması, aşılması, görmezden gelinmesi, ihmal edilmesi gibi benzeri her türlü fiil, “ihanet” olarak kabul edilir ve bedeli ödetilir.

Birincisi “vatanımız”, ikincisi, “davamız”, üçüncüsü, vatanımızın ve davamızın lideri, “R. Tayyip Erdoğan’dır”.

Ak Parti’de, hükümette ve Cumhurbaşkanına yakın duranların bir kısmı, üç temel direğin toplum nezdindeki yerini idrak edip anlamayabilirler. Haklıdırlar da.

“Niye haklıdırlar” derseniz, sebebi şudur:

Hepimiz insanız, uykularımızdaki rüyalarımız dâhil, hayatın kavgası; nefsimizle vicdanımız arasında sürmektedir. Şu üç şey insanın nefsine hükmeder, vicdanını öteler.

Bunlar; “masa, kasa ve nisa’dır.” Hele muhafazakârların en büyük dünyevi imtihanıdır ve kazananı ise pek azdır.

Ak Parti’deki değişim rüzgârları, büyük şehirlerde ve özellikle Anadolu’da büyük umutlar doğurmaktadır.

Yalnız özellikle Anadolu’dan gelen kritik haberlere bakılırsa yukarıda saydığım üç ana temele uzak duran yahut yabancı kalanların “seçildiği-seçileceği” bildirilmektedir.

Dünya liderleri arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar içeride-dışarıda, yedi düvelle çarpışan bir lider daha olmuş mudur” diye sormuyorum.

Bu hakikati; gözü, gönlü, vicdanı, imanı olan herkes rahatlıkla görmektedir ve böyle bir lidere sınırsız ve sorumsuz sadakat gerekir.

Üç ana temel direğe sahip çıkan halkımızın ekseriyetinin Erdoğan’a gösterdiği sadakat; elbette parti, hükümet ve Cumhurbaşkanlığı çalışanlarından da beklenmektedir.

“Bunları söylediğine göre demek ki, yolunda gitmeyen şeyler var”. Evet, “tencere kaynamazsa kapağı oynamaz”. Gırtlakta bekleyen öyle çok şey var ki. Geçelim.

R. Tayyip Erdoğan bir “ilmihal ferdidir”. İlmihal toplumu olan milletimizin yediden yetmişe sevgi ve bağlılığını kazanmıştır. Bu kazancın kaybının telafisi imkânsızdır.

Parti teşkilatları ve belediyelerdeki değişimlerle bürokrasideki “sıra gecesi havasının”, son bulması için gayret edenler, kendilerine vicdanlarını hakem etmelidirler.

Ezcümle:

İlmihallerini kaybetmiş insanlarda milli ve yerli duygu ile düşünceyi bulmak zordur. İnsanı insan eden bedeni değil, ruhudur.

Ruhun mayasının özü ilmihalle karılmış olmalıdır ki; “vatanına, davasına ve önderine” sahip çıkabilsin.

 

  • hüseyinhüseyin1 ay önce
    Bu davanın has savunucuları dışlandığı müddetçe Ali gelmiş veli gitmiş değişim akim kalır korkarım kazanımlarımızıda kaybederiz.Allah muhafaza etsin.