Ah Başbakanım ve İçişleri Bakanım

20 Ekim 2017 Cuma

“Toplumda dürüstler, şer kuvvetler kadar organize değildir. Dürüstler çoktur; ancak her biri yalnızlık içindedir”. Kamran İnan/ Eski Dışişleri Bakanı

Merhum İnan’ın 70’li yıllarda ifade ettiği bu hakikat, maalesef hâlâ sürmektedir. Dürüstler şer güçler kadar organize değildir.

Neden?

“Aman Cumhurbaşkanına bir laf gelmesin, hükümete bir laf gelmesin, 70 yıldır ilk defa milleti devletiyle barıştıran bir iktidara sahip olduk zarar vermeyelim” diye sessizliğimizi muhafaza etmekteyiz.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan yurtdışına her çıktığında; “huzur güven ve sağlıkla gidip gelsin” diye, oruç tutan insanların sayısı bir hayli fazla. Bundan kimin haberi var?

Erdoğan’ın adını duyar duymaz, dua ile birlikte gözyaşlarını tutamayan insanlara bizzat şahitlik etmekteyim.

“Hükümete bir zarar gelmesin” diye sineye çekilen çok mesele var.

Maalesef biz de şer cephesinin eline malzeme vermemek için her şeyi yazıp dökemiyoruz. Şimdi bunun adı dürüstlük mü? Elbet değil?

Lakin ne yapalım ki; devletimiz, milletimiz, ilk defa; büyük şeytanlar, İsrail, ABD ve Haçlı Avrupalılarla onların uşaklarının boğazımıza geçirdikleri pençelerinden kurtulma savaşı vermekte ve bu yüzden de bazı şeylere tahammül edilmektedir. Geçelim.

BaşkanımızBinali Yıldırım, önceki günkü konuşmasında devletin tasarrufa gideceğinden dem vurarak şaşaalı dönemin bittiğini” söyledi.

İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun, göreve geldiği günden bu yana, rahatça yastığa kafasını koyduğunu sanmıyorum.

Hükümetin ve bakanların başında o kadar ağır konular var ki, küçük ama devamlı büyüyen meseleleri dürüstler gündeme getirmeye çekiniyorlar.

Siyasette bir kural vardır.

İdare ile millet arasındaki güven bunalımı, büyük meselelerden değil, küçük meselelerden çıkar ve o meseleler seçim zamanı oya yansır”.

Mesela devletteki israfın yüzde onunun dahi önüne geçilebilse, kurumların bütçesi artı verir. Nasıl olacağını buraya derç etmek, şer cephesine malzeme olur, geçelim.

Bir de Süleyman Bey’in işaret ettiği halkı bezdiren çakarlı ve manda sesli kornalı korsan imtiyazlı” araçlar meselesi var.

Trafiğin en yoğun olduğu ve insanların burnundan soluduğu saatlerde, Kurtlar Vadisi Pusu oyuncuları gibi bir sürü araç, içindekilerle birlikte “imtiyaz terörü” estiriyorlar.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla resmi kurumların, belediyelerin, nasıl oluyorsa iş adamlarıyla devletten emekli olmuş kimselerin yahut çocuklarının altlarında da çakarlı araçlardan geçilmiyor.

Okullara, ev ziyaretlerine, alışverişlere, akşamları çeşitli toplantılara bu araçlarla giden aile üyelerini görmek mümkündür.

Daha da acısı, bu imtiyazlı takımın yüzünden polisimiz de görev yapamamaktadır.

Kime bir şey diyecek olsalar, hemen “Ben kimim biliyor musun” bencilliğiyle, kimliklerini yahut Ankara’daki dayılarını kullanıyorlar.

Başbakanın, bakanların bu gerçekleri görmesi mümkün değil, çünkü “imtiyazlı bürokratlar” “göz boyama sanatı” çok iyi beceriyorlar.

Bugünlük bu kadar! 

 

  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminizesağlık.