İndir “peçe”yi, geçir “maske”yi... Yakışır!

27 Ocak 2016 Çarşamba

HASAN ABİ’NİN VEFATINA 

İTHAFEN...

akit/04.01.2002 tarihli yazısı

Faz­la de­ğil, da­ha bir­kaç gün ön­ce­si­ne ka­dar, Tür­ki­ye’nin en bü­yük so­ru­nu, “pe­çe” idi!.. “Mez­de­ke dan­söz­le­ri”nin “pe­çe” ta­kıp tak­ma­ya­ca­ğı “dev­let so­ru­nu” ha­li­ne gel­miş­ti!..

Öy­le ya;

“Mez­de­ke”ci­ler, eğer yüz­le­ri­ne “pe­çe” ta­kar­lar­sa, “Tür­ki­ye’nin çağ­daş ima­jı” bo­zu­la­bi­lir­di!..

O hal­de;

Mez­de­ke’ci­ler, hiç ol­maz­sa yıl­ba­şı dans­la­rın­da “pe­çe”yi çı­kar­ma­lı, Tar­kan tak­ma­lıy­dı ki, “Çağ­daş Tür­ki­ye” ima­jı­na ha­lel gel­me­sin!..

Doğ­ru­su, “et­ken” de­ğil, “edil­gen” bir ya­ra­tık ola­rak Tar­kan’a da “pe­çe” ya­kı­şır­dı!..

Öy­le ya;

Ken­di­ni, za­ten “ya­rı ka­dın” his­se­di­yor­du!..

Ney­se ki, so­nun­da “çö­züm” bu­lun­muş... Öğ­ren­dik ki, Tar­kan “pe­çe” tak­ma­mış, ama “Mez­de­ke kız­la­rı” yüz­le­rin­de­ki “pe­çe”yi in­di­rip, “mas­ke” tak­mış­lar!..

İyi de yap­mış­lar!..

Ak­si hal­de, “al­tı ka­val, üs­tü şiş­ha­ne” olan bu gö­rün­tü, “be­nim ka­rı ben­den ka­çar, yü­zü­nü ör­ter kı­çı­nı açar” di­yen­le­re de hak ver­di­rir­di!..

Ga­ze­te, bu­lu­nan bu çö­zü­mü se­vinç­le kar­şı­la­mış:

“Tür­ki­ye’nin ima­jı ya­ra al­ma­dı!.. Pe­çe ye­ri­ne Av­ru­paî mas­ke tak­tı­lar!”

Böy­le­ce;

Bir bü­yük “dev­let so­ru­nu” da hal­le­dil­miş ki; eğer hal­le­dil­me­sey­di, Al­lah ko­ru­sun ye­ni bir “eko­no­mik kriz” fi­lân çı­kar­dı!..

Öy­le ya;

“Ana­ya­sa ki­tap­çı­ğı”nın fır­la­tıl­ma­sıy­la, “do­lar”ın ye­rin­den fır­la­dı­ğı bir ül­ke­de, bir “fır­la­ma” da­ha çı­ka­bi­lir­di or­ta­ya!..

Ney­se ki, kor­ku­lan ol­ma­dı!.. Bir bü­yük “dev­let so­ru­nu”nu da­ha “mas­ke­le­miş” ol­duk!..

ADA­MI­NA GÖ­RE İMAJ

Ola­yın “dev­let so­ru­nu” bo­yu­tu hal­lol­du­ğu­na gö­re, ge­le­lim bu ola­yın “tah­lil”ine!..

Ben­ce, ga­ze­te doğ­ru bir teş­his­te bu­lun­muş...

Zi­ra;

Tür­ki­ye’de bü­tün “yüz”ler, “pe­çe” ye­ri­ne “mas­ke” ile giz­le­ni­yor!..

Hem de, “Av­ru­paî”, ya­ni “çağ­daş bir mas­ke” ile!..

Bir “halt” mı iş­le­ye­cek­sin, bir “vur­gun” mu vu­ra­cak­sın, ya da bir “ban­ka”nın içi­ni mi oya­cak­sın, o hal­de bir “mas­ke” ge­çi­re­cek­sin yü­zü­ne!..

Ki;

“İmaj”ın dü­zel­sin!..

On­dan son­ra­sı ko­lay!..

Me­se­lâ, Ze­ke­ri­ya Te­mi­zel’e “öv­gü” mü yağ­dı­ra­cak­sın; “gö­rev” ve­re­cek­sin Şük­rü Kı­zı­lot’a, o da dök­tü­re­cek “Mez­de­ke Dans Gru­bu” gi­bi!..

Baş­la­ya­cak yaz­ma­ya:

“Ba­zı ke­sim­ler­ce üze­rin­de fır­tı­na­lar ko­par­tı­lan, fa­iz ve re­po ge­lir­le­ri­nin ver­gi­len­di­ril­me­si ile ver­gi nu­ma­ra­sı ko­nu­la­rı, yıl­lar ön­ce çı­kan ya­sa­lar­la ge­ti­ril­miş bir uy­gu­la­ma. Ne­den­se (...) bu ko­nu­lar ye­niy­miş gi­bi tar­tış­ma­ya açı­lı­yor...

Or­ta­da bü­yü­tü­le­cek ya da so­run ya­pı­la­cak bir du­rum yok. (...)

Ne­den­se kü­çük bir azın­lık bu ko­nu­yu çar­pı­tı­yor. Ba­zı çat­lak ses­ler çı­kı­yor ve oto­mo­bil ya da ev ala­nın bir sü­re son­ra ka­pı­sı­nın ça­lı­nıp bu­nun ne­re­den al­ındı­ğı­nın, pa­ra­sı­nın ner­eden bu­lun­du­ğu­nun so­ru­la­ca­ğı id­dia edi­li­yor. He­men be­lir­te­lim, böy­le bir uy­gu­la­ma ke­sin­lik­le söz ko­nu­su de­ğil.”

Şük­rü Kı­zı­lot’a 4 Mart 1998’de, ya­ni 46 ay ön­ce bun­la­rı yaz­dır­dın ve Te­mi­zel’e “te­men­na”yı ça­kıp, işi­ni bi­tir­din mi?..

Bi­tir­din!..

Son­ra iş­ler sar­pa sa­rıp, Eti­bank’ı ba­tır­dın ve “ko­des”e mi atıl­dın, o hal­de çı­kart “pe­çe”yi, tak­tır “mas­ke”yi!..

Bu de­fa da Gün­gör Men­gi baş­la­sın “kıv­rak dans fi­gür­le­ri” ser­gi­le­me­ye!..

Me­se­lâ, de­sin ki;

“Hır­sız ile kriz kur­ba­nı­nı ka­rış­tı­ran Ze­ke­ri­ya Te­mi­zel te­rö­rü­nü dur­dur­ma zo­run­lu­lu­ğu ön­ce pi­ya­sa­lar, son­ra hü­kü­met ve IMF ta­ra­fın­dan gö­rül­dü.

Pe­ki sa­tı­şı­na 2 gün ka­la el ko­nu­lan Eti­bank’ın ve dev­le­te borç ver­mek­ten baş­ka ku­su­ru ol­ma­yan De­mir­bank’ın gü­na­hı ney­di?

Dinç Bil­gin, BDDK ile an­laş­tı­ğı, “ka­mu za­ra­rı den­ge­len­di” de­nil­di­ği hal­de, 10 ay­dır tu­tuk­lu.

Onun uğ­ra­dı­ğı ka­yıp­lar, med­ya gru­bun­da­ki bin­ler­ce in­sa­nın acı­la­rı ne ola­cak? Dev­le­tin te­me­li ada­let­se, Bil­gin’in tu­tuk­lu ge­çir­di­ği her gün, dev­let aley­hi­ne suç iş­le­ni­yor de­mek­tir.”

İyi de bi­ra­der;

4 Mart 1998’de “çat­lak ses­le­re al­dır­ma­yın” di­yen siz de­ğil miy­di­niz?..

Bu­gün kal­kıp;

“Te­mi­zel ka­fa­sı 7 yı­lı­mı­zı yak­tı” de­me­nin ve ay­rı­ca “Ze­ke­ri­ya Te­mi­zel te­rö­rü”nden dem vur­ma­nın es­bab-ı mu­ci­be­si ne?..

Söy­le­yin he­le;

Kim öğ­ret­ti si­ze bu “dans fi­gür­le­ri”ni?..

Dün pe­çe­le, bu­gün mas­ke­le!..

Doğ­ru­su bu ya;

“Çağ­daş Tür­ki­ye”nin, “çağ­daş ga­ze­te­si”ne de an­cak böy­le­si ya­kı­şır­dı!..

HAN­Gİ İT­Tİ­FAK?

De­dim ya;

Tür­ki­ye’de “iş bi­tir­mek” için, ön­ce “imaj”ını, son­ra da “me­saj”ını ayar­la­ya­cak­sın!..

Et­ra­fı­na, şöy­le bir ba­ka­cak­sın!.. Me­se­lâ; bir “par­ti”ye eği­lim mi var halk­ta, he­men “ran­de­vu” ala­cak­sın o par­ti­nin li­de­rin­den!..

Di­ye­cek­sin ki;

“Ya­yın or­ga­nı­nız ola­lım!.. Ağ­zın­dan ne çı­kar­sa ya­za­rız abi!.. Ne iş bu­yu­rur­san, ya­pa­rız abi!”

Son­ra?..

Rüz­gâr ters­ten mi es­me­ye baş­la­dı, he­men baş­lar­sın kar­şı ta­ar­ru­za!.. Ar­tık, ağ­zı­na ne ge­li­yor­sa, yaz ba­bam yaz!..

At “tak­ke”yi ba­şın­dan, ge­çir “mas­ke”yi yü­zü­ne!..

Ar­tık “kö­tek” mi atar­lar, yok­sa “etek” mi giy­di­rir­ler, ora­sı pa­şa ke­yif­le­ri­nin bi­le­ce­ği iş!..

Sö­zü, ay­nı za­man­da Hür­ri­yet Ge­nel Ya­yın Yö­net­men­li­ği de ya­pan Er­tuğ­rul Öz­kök’ün ön­ce­ki gün­kü ya­zı­sı­na ge­tir­mek is­ti­yo­rum.

Şöy­le di­yor­du:

“Tür­ki­ye, me­se­le­si­ni 28 Şu­bat’la hal­let­ti. Top­lu­mun si­vil ke­si­mi ile as­ker ke­si­mi, ta­ri­hin­de ilk ger­çek it­ti­fa­kı ya­pa­rak, İs­lâm’ın si­ya­set ta­ra­fın­dan de­je­ne­re edil­me­si­ne son ver­di.

Hem Tür­ki­ye’yi, hem İs­lâm’ı, si­ya­si ola­rak yoz­laş­tır­ma­ya ça­lı­şan bir azın­lı­ğın elin­den kur­tar­dı.

28 Şu­bat (..) İs­lâ­mi alem için­de­ki en bü­yük ‘halk dev­rim­le­rin­den’ bi­ri­dir.”

Aca­ba, öy­le mi?..

28 Şu­bat, ger­çek­ten “si­vil-as­ker it­ti­fa­kı” ile mi ger­çek­leş­ti­ril­di?..

Eğer öy­ley­se;

Ay­nı “hol­ding” bün­ye­sin­de­ki Ra­di­kal’de, H.Bü­lent Kah­ra­man’ın şu yaz­dık­la­rı­na ne de­me­li:

“28 Şu­bat’la bir­lik­te baş­la­yan dö­nem­de si­ya­set ve yö­ne­tim ne­re­dey­se bü­tü­nüy­le par­la­men­to dı­şı­na ta­şı­na­rak, bir ke­re da­ha bu ala­nın ken­di ken­di­si­ne yet­me­di­ği, hal­kın zih­ni­ne yer­leş­ti­ril­di.

Mu­ha­le­fet, ha­ya­ta ait bir un­sur ola­rak gün­dem­den düş­tü. Mu­ha­lif­lik, bir du­ruş ola­rak Tür­ki­ye’de en çok tep­ki top­la­yan, en çok ya­dır­ga­nan ta­vır ola­rak gö­rül­dü ve gös­te­ril­di.”

(...)

“Bu­gün va­rı­lan, fa­şiz­me bu en açık nok­ta (...) Şim­di, o teh­li­ke ka­pı­dan içe­ri gir­di.”

SOR­MAK L­ZIM

Pe­ki, “mu­ha­lif du­ruş”la­ra “tep­ki” gös­te­ren ve “ya­dır­ga­yan” kim­di?..

28 Şu­bat sü­re­cin­de, hal­ka “top­ye­kûn sa­vaş” ilan eden kim­di?..

Ve bu­gün;

Ül­ke­yi, “fa­şiz­me en açık nok­ta”ya ge­ti­ren­ler kim­ler­di?..

Sor­mak lâ­zım Öz­kök’e;

28 Şu­bat, bir “as­ker-si­vil it­ti­fa­kı” ile ger­çek­leş­tiy­se, me­se­lâ, Do­ğan Hol­ding bün­ye­sin­de ka­lem oy­na­tan H.Bü­lent Kah­ra­man “halk­tan bi­ri” de­ğil mi­dir?..

Ve yi­ne sor­mak lâ­zım;

28 Şu­bat, bir “si­vil-as­ker it­ti­fa­kı”nın so­nu­cu ise, me­se­lâ bu sü­re­cin en bü­yük des­tek­çi­le­rin­den bi­ri olan Emin Çö­la­şan, ni­çin “4 si­vil po­lis”in ko­ru­ma­sın­da ge­zi­yor?..

Me­se­lâ;

Hür­ri­yet baş­ya­za­rı Ok­tay Ek­şi, otur­du­ğu “sü­per lüks ya­lı”yı, ni­çin dev­let­ten ma­aş alan “iki-üç po­li­se” ko­ru­tu­yor?..

Ne ya­ni;

“Si­vil hal­kın sal­dı­rı­sı”ndan mı kor­ku­yor bu ya­zar­lar?..

İyi de;

“İt­ti­fak”ın bir ta­ra­fı olan “si­vil”ler, des­tek ver­dik­le­ri “28 Şu­bat sü­re­ci”nin bu en yıl­maz sa­vu­nu­cu­la­rı­na ni­ye sal­dır­sın ki?..

Hem “des­tek” ver­mek, hem de “sal­dı­rı”yı dü­şün­mek bir çe­liş­ki de­ğil mi?..

Yok­sa;

Bü­yük bir pa­lav­ra mı­dır “it­ti­fak” hi­kâ­ye­si?..

İyi ama;

“Olay­la­ra dan­set­tir­mek” de­ğil mi­dir bu?..

Ol­du ola­cak, bir “mas­ke” ya da “pe­çe” ge­çi­rin Hür­ri­yet’in lo­go­su­na da, “çağ­daş Tür­ki­ye ima­jı”na tam uy­sun!..

İMAJ TA­MAM DA!

Zi­ra;

Ben de bi­li­yo­rum, Öz­kök de bi­li­yor, mil­let de bi­li­yor ki, bu sü­re­cin ar­ka­sın­da “it­ti­fak” de­ğil, “sün­gü var­dır!..

Ha­yır, unut­muş ola­maz Öz­kök!.. Bu­gün emek­li olan bir ko­mu­ta­nın, hem de ken­di bün­ye­le­rin­den bir ya­za­ra, “Ge­lir­sem ora­ya, o ya­za­rın ma­ka­dı­na sün­gü so­kar, or­ta­lık­ta do­laş­tı­rı­rım!” de­di­ği­ni unut­muş ola­maz! ..

Ne var ki;

Bu ül­ke­de, “dev­let so­ru­nu” olan ko­nu­lar da da­hil, bir­çok me­se­le, “mas­ke”le­ni­yor!

“Pe­çe” ol­ma­dıy­sa, “mas­ke” ve­ri­li­yor!..

Böy­le­ce, “Tür­ki­ye’nin ima­jı” da kur­ta­rıl­mış olu­yor!..

Da­ha da ol­ma­dı, “ger­çek”le­rin üze­ri “şal” ile ör­tü­lü­yor ki, hiç kim­se, ne­yin ne ol­du­ğu­nu gör­me­sin!..

“Pe­çe”le, “mas­ke”le, “şal”la ki, “imaj” kur­tul­sun!..

Öy­le ya;

Mil­let, “pe­çe­li göz”le­re ve “mas­ke­li yüz”le­re ba­kar­ken, na­sıl ol­sa “ma­kat­lar­da­ki sün­gü”yü gör­mez!..

İyi de;

Böy­le yap­mak­la, di­ye­lim ki “imaj”la­rı­nı kur­tar­dı­lar, pe­ki “sün­gü” ta­kı­lan “ma­kat”la­rı­nı ne ya­pa­cak­lar?..

Yok­sa o da;

“Çağ­daş­lı­ğın ge­re­ği” mi?..

 ----------------------------------------- 

31 Ekim 2003 - Vakit

Simge ve Sembol

İtalya’da, mahkemenin verdiği “sınıftan İsa figürlü Haç’ı kaldırın” kararı, yoğun tartışmalara yol

açmaya devam ediyor... 

Son olarak, İtalyan Başbakan Yardımcısı Fini de katıldı tartışmaya...

“Bu karar saçma” deyip, ekledi: 

“Haç; sadece Hıristiyanlık dininin simgesi değil, aynı zamanda İtalyan tarihinin de bir sembolüdür!”

Adam haklı... Hem “ülkesi”Hem de “dini” adına “simge” ve “sembol”üne sahip çıkıyor!..

İyi de;

“Türkiye” olarak, bizim “simge” Ve “sembol”ümüz nedir? Ya da,“simgeleri savunabilmek” için, biz de mi “İtalyan” olalım?!?

 

  • ismail akdoğan ismail akdoğan 1 yıl önce
    sensiz bu sayfalar ne kadar anlamsız ne kadar boş Hasan abi