Dün kahveler... Bugün camiler... Sıra mezarlıklarda mı?

12 Ocak 2016 Salı

HASAN ABİ’NİN VEFATINA  İTHAFEN...

Beklenen Vakit / 25.10.1999

Kızımın; “Kim bu adam?.. Adını, daha önce hiç duymamıştım” dediği Ahmet Taner Kışlalı’nın cenaze törenini televizyonlardan yine kızımla birlikte izledim... Gördüm ki; 6 yıl öncesindeki Uğur Mumcu’nun cenaze töreninden hiçbir farkı yok...

Yine aynı terane, yine bildik sloganlar!..

Demek ki;

“İlerici” geçinen “sol güruh”, aradan geçen 6 yıl boyunca, “bir arpa boyu” bile yol katedememiş!.. 

Hâlâ yerlerinde sayıyorlar.

Tek becerdikleri; nutuk ve slogan atmak!...

“Türkiye laiktir, laik kalacak!”

Hemen ardından da;

“Kahrolsun Şeriat!” (Allah, bu sloganı atanları kahretsin!)

..................

KIŞLALI’YA DEVLET TÖRENİ DEPREMZEDEYE KEPÇE!

Bu cenazede; Mumcu’nunkinden farklı olarak, “devlet zirvesi”nin tam kadro törende olmasıydı.

Gazeteler; manşetten duyurmuşlardı, cenazede kimlerin olacağını:

“Türk Silahlı Kuvvetleri; cenaze törenine tam kadro olarak ve üniformayla katılacak”

Gerçekten de, TSK “tam kadro” törendeydi!.. Üstelik, günlerden “Cumartesi”, yani “tatil günü” olmasına rağmen!..

Demirel de törendeydi, Ecevit de.. Aleyhlerinde atılan slogan ve “yuh”lara rağmen!

Bu görüntüleri, benim gibi televizyondan izleyen ve çoğunluğunu “depremzede”lerin oluşturduğu okurlarım, devletin zirvesine “teessüf”lerini ve “kırgınlık”larını ilettiler gün boyu.

“Devletin açıklamasına göre 16 bin, bize göre ise en az 50 bin insan öldü depremde” deyip, eklediler:

“Cumhuriyet yazarı Ahmet Taner Kışlalı’ya devlet töreni düzenleyen devlet erkânının gözünde, 50 bin canın hiç mi değeri yok?. Bırakın töreni; buradaki insanlar, üstleriyle-başlarıyla, kefensiz gömüldüler!.. Açılan çukurlara, dozer kepçeleriyle atıldılar!

Ankara’daki devlet, buralarda niye yoktu?.. Bizim suçumuz “vatandaş” olmak mı?”

BÖLÜCÜLÜK BU DEĞİLSE NEDİR?

Evet; bütün kişi ve kuruluşlarıyla Kışlalı’nın cenaze törenindeydi devlet.

Bu olayda; benim en çok dikkatimi çeken bir taraf da; Sabah gazetesinin 32. sayfasında yayınlanan bir “haber” oldu.

Sabah;

“Neden Maltepe Camii’nde değil?” sorusuna şu cevabı veriyordu:

“Ankara’da Maltepe Camii laik kesimin, Kocatepe Camii devlet erkânının, Hacıbayram Camii ise muhafazakâr kesimin camisi olarak kabul ediliyor”

Yani?..

Yanisi şu:

Ahmet Taner Kışlalı; sadece “laik kesim”den olmakla kalmayıp, aynı zamanda “devletin üst düzeyinden biri” olduğu için olsa gerek, cenazesi Kocatepe Camii’nden, yani “Devlet erkânının camisi”nden kaldırıldı!

Görüyorsunuz ya a dostlar;

Asıl “bölücülüğü” kim yapıyor?

Meğer;

Yıllardır “vatandaş”ları “bölücü” veya “irticacı” olarak yaftalayan “zihniyet”, bizzat kendisi yapıyor bölücülüğü!

Şu rezilliğe bakın hele;

“Laik” isen Maltepe Camii’ne!..

“Muhafazakâr” isen Hacıbayram Camii’ne!..

Ammaaa,

Eğer “devletlu” isen, doğruca Kocatepe Camii’ne!..

Ben demiyom haa, Sabah öyle yazıyo!

Ne garip;

1980 öncesi “kahveler” ayrılmıştı:

“Orası komünistlerin kahvesi... Burası ülkücülerin kahvesi!”

Görüyorum ki; bugün “cami”ler ayrılmış!.. Hem de; bu defa “millet” tarafından değil, “medya” tarafından!...

Söyleyin a dostlar;

“Baş” böyle yaparsa, “kıç” ne yapmaz?..

İMAMIN NAMAZINI KILMADIĞI CENAZE

“Baş” dedim de, aklıma geldi.

Hani; sıkıştıklarında “Biz de Müslümanız... Dedem Hoca, ninem de hacıydı” diyen laikçiler var ya, “İslâmi usûl”lerden ne kadar haberdar oldukları önceki gün çıktı ortaya.

“Türkiye laiktir, laik kalacak” sloganları ve hemen ardından “Kahrolsun Şeriat” höykürüşleri eşliğinde getirdikleri “Kışlalı’nın tabutu”nu, getirip, musalla taşına “ters” koydular!..

Bereket; Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz müdahale etti de “kıble”yi öğretti slogancı güruha!..

Bu “ters”lik, bana 1968’li yılları hatırlattı.

Sabah gazetesinin;

“Laik, demokratik kesimler, aralarında adeta sessiz bir anlaşma yapmışlardı... Cenazelerini bu camiye götürüyorlar ve ebediyete oradan uğurluyorlardı...

Maltepe Camii, sanki laik bir camiydi” dediği Maltepe Camii, şu ilâhî tecelliye bakın ki; rahmetli Adnan Menderes tarafından 1957’de yaptırılmıştı.

Hem de; Ankara üzerindeki “Mabetsiz Şehir” imajını silmek için!..

İşte; rahmetli Menderes’in yaptırdığı o cami; ne gariptir ki, “onun zihniyetine düşman” olanların “son durağı” olma özelliğine sahip!

Ben de yeni hatırladım;

Sahi; Prof. Muammer Aksoy’un, Doç. Bahriye Üçok’un ve de Uğur Mumcu’nun cenazeleri de “Laik Maltepe Camii”nden kaldırılmıştı!..

Dahası var;

1968’de de, dönemin Yargıtay Başkanı İmran Öktem’in cenazesi kaldırılmıştı Maltepe Camii’nden!..

Hem de “olaylı” bir şekilde.

“Tanrı yoktur!.. Tanrıyı insanın düşüncesi yarattı!” dediği için hiç kimse İmran Öktem’in “cenaze namazı”nı kılmak istemiyordu. 

İmam Mehmet Çiçek açıkça koymuştu tavrını:

“Ben, Allah’ı inkâr eden bir adamın cenaze namazını kıldırmam!... Buyrun, kendiniz kıldırın!”

İşin garibi;

Camiden çıkan “cemaat” de kılmıyordu cenaze namazını.

Ortalıkta; birkaç “laikçi”, birkaç da “komutan” kalmıştı... 

İşin garibi, onlar da “cenaze namazı”nı kılmayı/kıldırmayı bilmiyorlardı.

Neyse ki;

Bir “binbaşı”, belinden tabancasını çıkarıp havaya doğrulttu da, sonunda, “uyduruk” bir “namaz kıldırma memuru” buldular ve saf tuttular arkasında!

İşin tuhaf tarafı;

O imam da “yanlış” kıldırdı namazı!..

İşte; bu Maltepe Camii, o Maltepe Camii!..

Allah’ın işine bakın ki;

“Dinci” diye astıkları merhum Menderes’in inşa ettirdiği o cami, 1968’den bu yana “laikçilerin son uğrak yeri” özelliğine sahip!..

Bir “dinci”nin yaptırdığı cami, şimdi “laikçi”lere son mekân oluyor!

Ben demiyorum, Sabah ööle diyo!..

SIRA MEZARLIKTA MI?

Ama, bundan da önemlisi; artık, “Cami”lerin de “bölünmüş” olması.

Maltepe “laikçi”lerin,

Hacıbayram “muhafazakâr”ların,

Kocatepe ise “devletlû”lerin!..

1980 öncesi “kahvehane”ler böyleydi.

Bugün ise “cami”ler!..

Korkarım ki;

Yarın da “mezarlık”ları ayırır bu kafa!..

Burası “Hıristiyan”ların, şurası “Musevi”lerin, orası “laikçi”lerin, öteki “devletlü”lerin !..

“Gariban Müslümanlar” mı?..

Onlar için ne gerek var törene, ne gerek var mezarlığa?!

Doldurun “dozer kepçesi”ne, atın açılan “çukur”lara!..

Adapazarı’nda, İzmit’te, Yalova, Derince ve Çınarcık’ta olduğu gibi!..

Burası Türkiye!..

İşinize gelirse!..

Hatırım kalır!

Cumhuriyet’in Yayın Koordinatörü ve aynı zamanda “köşe yazarı” olan Hikmet Çetinkaya; televizyon ekranlarından salya-sümük saldırdığı yetmiyormuş gibi, önceki gün de köşesinde kusmuş kinini.

“Suç duyurusu” yapıyor Akit hakkında.

Her ne Hikmet’se;

Akit’i “lânetlerken”, bir zamanlar devamlı saldırdığı ve bu yüzden sürekli “tekzip” yediği Zaman gazetesi ile Yeni Şafak’ın yöneticilerini kutluyor!.. Kışlalı suikastini “gazetecilik etiği” kapsamında verdikleri için!

Evet, “lânet” okuyor Akit’e.

Okumazsa, hatırım kalır!

Böylelerinin “sövgüsü”, bizim için “iltifat”tır!..

Eğer övgü düzseydi, üzülürdük!

Öt gidinin kekliği, öt!

Fıkra; bizim Mustafa Kışlacık Ağabeyden... Şehrin veya ülkenin birinde, “Gara Gotik” diye biri varmış.

Tam da; “astığı astık, kestiği kestik” tiplerden.

Öyle “ceberrut”muş ki; milletin, anasından emdiği sütü, burnundan getirirmiş.

Sözün özü;

Tam bir “dayatmacı”, tam bir “yasakçı” imiş Gara Gotik adlı derebeyi!

Bir gün; aklına esmiş, koymuş yasağı:

“Bundan böyle avlanmak yasaktır!.. Bir keklik vuranın, kellesini uçururum!..”

“Gara Gotik” bu, yapar mı yapar.

Avcılar, çaresiz asmış tüfeklerini evin duvarına...

Keklikler ise bayram yapıyor.

Bakmışlar ki “tüfek” yok ortalıkta, avcıların karşısına geçip, ötmeye başlamışlar:

“Gak gak guburak, gak gak guburak gak!..”

Avcıların içi gidiyor ama, ne çare ki “kelle” var işin ucunda.

Bir yandan kekliklere bakıp, bir yandan da iç geçiriyorlarmış:

“Öt gidinin kekliği öt, nasıl olsa arkanızda Gara Gotik var!..”

............

Bakıyorum da; bazıları “ötmeye” başladılar son günlerde.

“Kışlalı suikasti”ni fırsat bilip, ağızlarından salyalar akıtarak saldırıyorlar “dindar” insanlara!..

Ötün, ötün!..

Nasıl olsa, arkanızda “Gara Gotik”ler var!..

Ama, fazla da havaya girmeyin:

“Bugün”lerin “yarın”ları da var!..

 

 

 

  • TuğrulTuğrul1 yıl önce
    Hakk' aten Hasan Abim bir duruştu, bir karakterdi, dava ve gönül eriydi o. O'nsuz öksüz kıymetli "Akitimiz" . Hep görelim onu köşesinde, yeni nesiller onu tanısın .Nur içerisinde yatsın gönlümüzün gülü. Ruhuna El Fatiha!!
  • Abdullah ÖZTÜRKAbdullah ÖZTÜRK1 yıl önce
    Mekânı Durağı Cennet olsun. Hasan Abinin Yazıları Kıyamete kadar yeter kendi Köşesinde her Gün yayınlayın inşaALLAHALLAH (CC) Sizlerden Razı olsun. *akit* varolsun
  • Suleyman DoganSuleyman Dogan1 yıl önce
    Allah razi olsun sizden. Rahmetli Hasan Abi'nin eski yazilarini her gun paylasmaya devam etmenizi istirham ediyorum. Baska turlu eksik oluyor Akit.
  • tunçtunç1 yıl önce
    Elhamdülillah.Rabbim, ak kadroların iktidar olduğu o güzel günleri de gösterdi.