Türkiye kuşatması ve...

14 Ağustos 2017 Pazartesi

Siyaset, millete, insanlığa hizmettir. Şikâyetten, yıkımdan, istemeyiz sözünden, eyleminden ibaret bir siyasi görev yoktur, olamaz. Olsa, böyle bir acube yaşayamaz. Devletin batmasını isteyenler, siyaset yapacak, millet bunlara teveccüh edecekse, devlet nasıl yaşar? CHP, ülke kalkınmasından sızlanmalarını, iktidara, millete yapmayı da aşarak, yurt dışına taşıdığına göre ne yapmak istiyor?

CHP, bunu yaptı ve yapıyor. Milletimiz, elhamdülillah vatan ve millet müdafaasının her şeklinde emsalsiz bir kahramanıdır. Örnek istersen, en yakın 1. Cihan Harbi’nden başla, 1946 seçimlerinden, 1960 darbesiyle başlayan, ülkeyi, Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Yemen ve Libya yapmaya yönelik darbeler ve terör dizilerini,her seferinde, ilk seçimde nasıl bir şuur ve fedakârlıklarla önlediğini, tarih yazacaktır. 

Dış ve iç düşmanların ittifakı olan, özgürlüklerin askıya alındığı; Aslanköy ve Senirkent işkencelerin gözdağı verdiği zulümleri, fert fert karşılamak savaşlardan daha büyük kahramanlıktır. Irak, Suriye, Mısır, bir türlü BAAS darbelerinin hakkından gelemediği için netice buralara geldi.   

1960 darbesinin yolunu, 1961’de AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala ismiyle sembolleştirerek; 1970 darbesinin önünü 1974 seçimleriyle (MNP-MSP Necmeddin Erbakan) 1980 darbesinin yolunu 1982 seçimleriyle (Turgut Özal) 20. asrın son yıllarında, BAAS gibi köklü bir felaket olması için başlatılıp devam ettirilen ‘28 Şubat Postmodern Darbe unvanlı, özel projeli yıkım hareketi, zulümle devam ederken yapılan 2002 seçimleriyle (Ak Parti, Recep Tayyip Erdoğan) ve nihayet evrensel boyutta sömürgeciler tarafından 40 yılda hazırlanmış, tarihte eşi ve benzeri görülmemiş, FETÖ darbe hareketi, 2016 yılı 15 Temmuz gecesi işgal kuvvetleri gibi kanlı başlamasına rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan halkı sokağa çağırmış; TBMM Başkanı Kahraman, bombalanan meclise koşmuş, hainler aziz milletimizi, seçim sandığında olduğu gibi silahsız, sadece iman dolu göğsü ile karşısında direnir bulmuş, millet 249 şehit; 2500 gazisi, bütün milleti, alem-i İslam ve vicdanlı insanlığın duası, Allah (c.c.)’ın yardımıyla eşsiz bir zafer kazanmıştır. Düşman, şaşkınlık ve reaksiyonunu hâlâ atamadı. 

Büyük millet olmaya liyakatin imtihanı her zaman ağırdır. Vatan ve millet hizmeti, en ağır sorumluluktur.Sorumluluk,aklı olan içindir. Vicdan, hassasiyet gerektiren derinliklerde aklın kullanışı denebilir. Vicdan körlüğü, basit çıkarları öne geçirme körlüğüdür. Darbeye kör bakıp, eşi ender olan bu cihadı, “Devlet yaptı”ya getiren çarpıtmayakalkışıp ciddiyetini ihlal etmek, “Kahramanlığı, saflık, ahmaklık” olarak aşağılama gayreti olarak, en sinsi hainliklerdendir. 

İslam dünyası önemli bir nekahet dönemini aşıyor. Şu son tümseği aşarsa, yenilgi imkânsızlaşacak. Bu kritik durum, hem Müslümanları; hem de, dışta ve içteİslam düşmanlarını acele etmeye zorluyor. Müslümanlara zaman lazım. Düşmanın, hazırda bahanesi yok. Bahanesiz zulme kalkışan insanlık vicdanını kaybeder. Müslüman’a Allah yeter. “Görelim Mevla neyler? // Neylerse güzel eyler.” Saldırırsa da, saldırmazsa da, “Olanda hayır var” deriz.

İslam düşmanlarının, düşmanlık nedenlerini ayrı bir yazıya bırakıp, iki tarafın durumlarına bakalım:

İslam dünyası, geçen asrın başında 300 milyondu. Bilginin yaygınlaşması, noktasal değil, genelde Müslüman oluşu hızlandırdı. Müslümanlar 1 milyar 800 milyon oldu. 20. asırda 6 kat arttı. Dünya nüfusu, iki katı bulamadı. Dünyanın en büyük güç ve imkânı, insan.

1. Cihan Harbi sonrası, İslam’ın siyasi hakimiyet sahası dünyanın % 1,5; Batı Devletleri, % 48,7, asrın sonunda şimdi, İslam devletleri % 21,1 çıktı; Batı devletleri % 24,2’ye idi. İslam ülkelerinin, gayrisafi milli hasılası, 3,5 trilyon doları aştı. Tek eksik vahdet, hilafet. Onun da asli, önemli kısmı, İslam kardeşliği hiç bozulmadı. Tek zaaf devlet yönetimlerinin irtibatında.

Batı’ya gelince; Batı, sömürü imkânlarını, şu veya bu şekilde devam ettirmek istiyor. Türkiye’nin kalkınması işine gelmiyor. Türkiye kalkınması, “İslam dünyası ile bütünleştirir” düşüncesi endişelerini artırıyor. 

Yaşanan hadiseler gösteriyor ki, ahlak olmayınca güç, çıkar için savaşıyor. Yıkıyor, yapamıyor. Hiçbir darbe, refah ve huzur getirmedi; yıkım doğurdu. Ömrü de olmadı. Rusya, Afganistan’ı; ABD, Irak’ı yıktı. “Yapacağız” diyor, yıkıyorlar. Türkiye 3 ay girdi Suriye’ye, girdiği yere huzur geldi. SIR: Çıkar değil, ahlakta…

Titiz ve maskeli planlarla hazırlanan Gezi Darbesi; devletler desteğiyle 30 yıldır devam ettirilen terör örgütleri; 40 yıldır görülmemiş imkânlarla beslenen FETO terörü, bunca desteğine rağmen Allah’a şükür, arkası arkasına perişan edilmiştir. Onlar batırmak istedikçe, Türkiye Borsası, havayolları, turisti, kısaca her şeyiyle zirveye tırmanıyor.

Materyalistlerin çıkarlarını, iman ve ahlakın dışında arayarak, iman ve ahlaka düşmanlıkları en hayati yanılgıdır.Tam tersine iman ve ahlak, çıkarın ebedi hayata kadar yolunu açar. Yalnız, cennet mekân Abdülhamit Han örneği dahi, bu gerçeği ispata yeter. Son gününe kadar övülen, alkışlanan nice firavunlar, on yıl sonra hatırlanamaz veya lanetle anılırken, saltanatının sonunda ihanetle tahtından indirilip, yıllarca tutsak hayatı yaşatılan Abdülhamid Han’ın hizmetleri yaşamakta, hayırla anılmakta ve düşmanları dahi özür diler durumdadırlar.

Hamd Allah’a! 

 

  • İnci Özdemirİnci Özdemir3 ay önce
    Gerçeklerin gözler önüne serilmesi budur.Şu islam ülkeleri , daha doğrusu yönetenleri şahsi amac ve hırslarını bir kenara bırabilseler sadece islam alemi değil tüm dünya daha yaşanılır, huzurlu bir ortama kavuşur.Kaleminize sağlık diyorum, Allah( cc) razı olsun.