THY- Euroleague

Trump’ın gündem olma gayretine Kudüs’le devamı

11 Aralık 2017 Pazartesi

Trump normal bir devlet adamı değil. Seçimle kamuoyu önüne çıktığı günden beri, milletten iltifat görmeyen, dikkat çekici garipliklerle gündemi işgal etmeye çalışan, millet hizmetinden habersiz, zenginlik ve karıştırıcılıktan başka iş bilmez sıradan bir muhalefet partisi lideri gibi gündem olmak için abuk-subuk tehdit ve eylemlerle vakit doldurmaya çalışan bir kimse görüntüsü verdi. 

Siyaset, güven doğuran bir takımla, güvenle, milletle yürütülen bir sanattır. “Devlet adamlığı” unvanı, güven ifade eden bir kavramdır. Trump ortaya çıkışıyla doğurduğu ilk intiba, ne güvendiği bir takımı var, ne de kendisine güvenen bir kimse! Makama getirdiği takımı, 3-5 günde Trump’ı yakından görünce, insan hayatında ender rastlanacak böyle siyasi bir hizmet imkânından istifa etmenin zorluğuna rağmen çatıdan atlar gibi tehlikeli bir kaçışla istifa edip gittiler!250 milyonluk bir toplumdan seçerek iş başına getirdiği insanlardı bunlar! Dünya siyasi tarihinde görülmemiş ve görülme imkanı bulunmayan hadisedir bu. Neden istifa ettiler merak edilecek bir konu.

“Komşuyla aramıza duvar çekeceğim. Duvar parasını da komşumuza ödeteceğim” şovu ve “Nasıl ödeteceği” hikâyesi, iktidara geldiği zaman yapmayı taahhüt edeceği hizmet programına yer bırakmayan tam bir seçim komedisiydi! Bu tür gariplikler nedeniyle herkeste, “Seçimi kaybeder” kanaati yaygınken, “Kazandı” diye ilan edildi. İnanılamadı. İtirazlar oldu. Derin yapıların etkinlik kazandığı ülkelerde, böyle fevkaladelikler her zaman denmese de hazırlığı tamamlanmışsa yadırganmayacak kadar olağandır.

Nitekim şimdi Kudüs kararında,Amerika’nın iki sene önce Mısır’da darbe yaptırarak getirdiği ve uzaktan kumanda ile yönettiği darbeci Sisi ve Müslümanların 15 asırdır tapulu ve Müslümanların-Hrıstiyanların önemli manevi değerli şehri ve Filistin’in başkentini Trump’ın, İsrail’e sunma kararına Mısır, Suudi Arabistan ve BAE liderlerinin de katıldığını, İsrail Bakanı da ifade etmiştir. Demek, Trump’ın Türkiye düşmanlığı, GEZİ ve FETÖ darbecilerinin başarısızlığı ile Türkiye’nin başına bir SİSİ getirememenin öfkesidir. Bu vesile ile bazı kardeşlerimin iyi niyet ve güzel bir gayretle yaptığı bir yanlış var:

“Müslümanlar uyuyor! Uyandırma!” gibi sitemler. Yanlış. Müslüman da, her insan gibi hata yapabilir. Fakat gafil ve uyuyan kimse değildir. Münafığa bakıp, soyut ifadeler ve genellemelerle Müslüman’ın manevi şahsiyeti itham edilmemelidir. Müslümanların 15 asırlık hayatı, bütünüyle bu diriliği, fedakârlığı göstermektedir. Bütün İslam ve mazlum dünyayı darbelerle esir alıp sömürmek için, 40 yılda büyük masraf ve gizlilikle hazırlanmış bir darbeyi, Allah’ın lütfuyla bir gecede selalarla göğsünü siper ederek defetmesi de, bu uyanıklığın ifadesidir. 

Fetret dönemlerinin şartları kimseyi, özellikle Müslümanı yanıltmamalıdır. İslam’ın doğuşunda bir hicret dönemivardır. Hicret, filizlerin olgunlaşması, vahdetin sağlanması, imkân ve fırsat doğması, toplumun imtihana hazır olup ehliyetini ispatlaması için anne karnı gibidir. Müslüman devletlerde de iktidar ihtiyarlar. Refah ve güç, sürekli yenilenmek ve büyümek ister. Oysa her büyümenin bir sonu gerekir. Batı duraklamaya başladı. Büyük güç olmak ABD ve AB’yi kurtarmaz. Büyüklüğün sırrı, devamındadır. O da“Ekmel-i ve eşref-i mahluk insan” kalitesindedir. Mesele Trump ve Merkel meselesi de değildir. Onları doğuran geniş kadronun insani ve manevi yapısında yıpranma ve çürüme var demektir.

Bir Roger Garaudy; bir Yusuf İslam; bir Malcom X, Muhammed Ali ve daha yüz milyonlar, bugün Müslüman oluyorlar ertesi gün manevi uyanıklığı, 80 yaşındaki Müslüman’la aynı safta. Bu İslam’ın sırrı. “La ilahe illallah, Muhammeden Resulullah” diyen, gerçekten demişse uyanıyor. Nice uyandım zannedenler gaflette olduğu halde. “Müslümanlar uyuyor” sitemi, güzel bir öfkeyle söylense de hoş değil.

Sıradan bir savaşla değil, ilk cihan harbiyle parçalanmış ve fetrete düşmüş bir ümmetiz. Vahdetin, devletin, izzetin kıymetini anlayıncaya kadar çilede pişmek gerekiyor. Yetmez. Bu değerleri hakkıyla koruyacak kadar imkân ve vasıtalar edinmek gerekiyor. Hiçbir güç Müslüman’a uzak değil. Çünkü Halık’ın vaadi var, yardımcımızdır. Elhamdülillah.

Artık, fetret devrinin sonundayız. Vahdeti karşılamaya hazırlanıyoruz. İlkokul sualiyle üniversite diploması kazanılmıyor. Kudüs sorusu önemli ve evrensel bir soru. Bunu, sabırla ayağımızı dolaştırmadan, olgunlukla kazanmak önemli bir merhale olacak. Yiğit düştüğü yerden kalkacak. Fetret dönemlerinden çıkışı, çocuğun doğumuna benzetmemin önemli sebeplerinden birincisi, çocuğun azalarının tamamlanması ise; ikincisi de zamanlaması meselesidir. Sabırsızlığa düşüp erken doğuma, hatta düşüğe zorlamak ne kadar tehlikeliyse, geç kalmak da ondan az tehlikeli değildir. 

Cihan Harbi yenilgisiyle, İslam dünyası ekonomisi adeta sıfırlanmıştı. Bugün 3,5 trilyon doları aştı. Dünyada nüfus olarak şişirilmiş, aralarında çıkardan başka bir tek ölümsüz manevi bağı dahi kalmamış toplumlar dahi çok aşağılarda. Artık tankımızı, uçağımızı, atom bombasını, ümmet olarak ayrı devletler adıyla yapıyoruz. Bu fetret nedeniyle sesimiz kısık; haklarımız da gasıpların elinde kalıyor. Şimdi Kudüs’te yapılan İslam düşmanlığı, inşallah önemli bir hayra vesile olacak, İslam dünyası, vahdetinin bayrağı olan hilafet bayrağını göndere çekecektir. Hak yolda ilerlerken sabretmek, ilerleme baharının süresini uzatmak, böylece nimeti daha büyütüp, daha da mükemmelleştirmek ne güzel bir erdem olacaktır. 

BM Güvenlik Konseyinin, Amerika, yani Trump hariç 14’ünün de ittifakla Trump’ın kararına, “Red” demesi, son derece önemli bir başlangıçtır. 

Şimdi, BM’nin kendi dahil olduğu ve korumakla mükellef olduğu kararına, hukuka, dünya düzenine, insanlık vicdanına, kamuoyuna meydan okur pozlarla 15 asırlık Müslüman vatanında Yahudi’ye başkent bağışlıyor. Bu başkent bağışından daha da garibi, bunlardan önce, “Teröristler benim askerim. Silahı, onlara gönderiyorum” bahanesiyle Ortadoğu’yu silah deposu haline getirmeleri olmuştur. Silahla insan değerini tartmak mı istiyor. Bizim inanç ve ahlakımıza göre, bu yığdığı silahlar, Trump’ın değerini dahi tartamaz. BM’den sonra dünyanın ikinci büyük devletler topluluğu olan İslam İşbirliği ülkeleri de Çarşamba günü ittifakla karar verecektir. Vermeyen çıkarsa bu da ayrı bir ibret olacak, halkıyla yönetimi arasındaki çelişkinin hâlâ devam ettiği görülecektir.

Trump bu kararıyla, ABD’yi İsrail’in peşinde sürüklenen bir devlet durumuna düşürmüştür. Şimdi, Ortadoğu’ya yığdığı silahları ne yapacak?

İnşallah, bu büyük yanlıştan, çok daha önemli kapılar aralanacaktır.

Hamd Allah’a! 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti