TBMM’de dillendirilen çıkış yolu

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Fitne, darbe, düşmanlık... Her tür hainlik ve felaketin teşhisi ve bu tür bataklık ve belalardan kurtuluşun çok kısa bir tarifini, formülünü ortaya koymak mümkün müdür denirse? Bu formül, 15 Temmuz 2017’de TBMM’deki “15 Temmuz 2016 yılındaki” evrensel boyutlu hıyanete karşı zaferin 1. yıl anma törenlerinde Sayın Meclis Başkanımız İsmail Kahraman ve Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım tarafından son derece kısa ve net olarak formüle edilmiştir.

Aziz milletimiz, Cihan Harbi’nde Çanakkale’de de aynen bu formülü tatbik etti. 15 Temmuz 2016 tarihindeki büyük hıyanette de aynı teşhisle ve milletçe birlik beraberlik, vatan millet sevgisiyle toptan hareket ederek bu öldürücü bataklığın teşekkülüne imkan ve fırsat vermeden, şehit ve gazileriyle; kadın erkek; çocuklarıyla; Suriyeli muhacir kardeşlerinin de fiilen katılımıyla, dünyadaki tüm kardeşlerinin ve mazlumların duaları ve Allah (c.c.)’ın nusretiyle bu felaketi düzenleyen hainlerin ve destekleyen düşman ve münafıkların üzerine yıkmış; silaha, tanka, bombalar fırlatan savaş uşakları ve hainlere karşı tek başına imanın zaferini fiilen yaşayıp ve yaşatıp dünyaya göstermiştir.

Şimdi kendi doğurdukları hıyanetten, fitne bataklığından çıkmak için çalışanlar, dostuna ve kendi milletine düşmanlık kurgulayan, kırk yıldır oluşturmaya çalıştıkları hıyanetin, bir anda imanla nasıl yerle yeksan olduğunu utanacak yüze sahip olmadıklarından şaşkınlıkla alçaklıklarına, “HERO” diyen hainlerdir. “Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler.” 

Büyük küçük, bütün toplumsal fitne ve darbeler dahil her tür felakette, ölüm tehlikesini dirilişe çeviren bakış, teşhis ve kurtuluşun formülü İslami basiretle oluşturulup özetlenen bu formül, bu kere de duyulacak her taraftan en gür ses makamından,“15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü”nün birinci yıldönümünde TBMM’deki, gece yarısı yapılan anma toplantısının ilk konuşmasını yapan meclis Başkanımız İsmail Kahraman, herkesin anlayıp, uygulayabileceği bu teşhis ve kararı şöyle seslendirmiştir: “İnsan suya düştüğü için değil, sudan çıkamadığı için boğuluyor”. İçine düşülen felaketten çıkmak, kurtulmak için yapılacak ilk iş, düşen kendi çalışacak. Denize düşen boğulmamak için önce ne gerekiyorsa kimseyi beklemeden kendi davranacak. 

Milletimiz, vatan millet aşkıyla, vatanını savunmak için sokağa fırladı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan çağrıyı yapıp, “Ben de havaalanına geliyorum!” diye çağrı yaptı. Meclis Başkanımız Sayın İsmail Kahraman, bombalanan TBMM’ye koştu! Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım’ın sesi milletle beraber meydanlardan geldi. Karar çok netleştikçe netleşti. İmanlı göğüslerden örülmüş, İstiklal Marşımızda da ifadesini bulduğu gibi, hainlere karşı aşılmaz kaleler, surlar, setler doğdu. 

İkinci konuşmayı yapan Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım da, felaketten çıkış için toplum olarak, millet olarak nasıl hareket etmemiz gerektiğini, tuzak kuran düşmanlara karşı milletçe bir anda imanla başardığımız eşsiz vahdeti iki cümle ile özetleyip formülleştirerek, “Siz kalleş oldukça; biz daha çok kardeş olacağız! Kenetleneceğiz! Siz hainlik yaptıkça, biz daha çok kahramanlar çıkaracağız” dedi. İnşallah, daima milletçe ve ümmetçe bir ve beraber olarak, vahdetimizi koruyarak daima, her asırda ve yerde bu tür ve her tür ölüm tuzaklarından kurtulacağız...

15 Temmuz darbesi şüphesiz, hiçbir darbeyle kıyaslanamayacak bir şekilde, özellikle bütün İslam dünyası ve mazlum dünyada örgütlenmiş, kırk yıl sabırla tabana inmiş, insanlık tarihinin en büyük ve en çetin gizli teşkilatlarından, hainliklerinden biridir. Sınırlardan girmiş ama sınırlardan düşman olarak girmiş ama düşman görüntüsüyle değil, Truva atıyla, dost gibi, hediyelerle geliyormuş gibi, hediyeler alarak, soygun yaparak gelmiş. Tankla, topla, düşmanın savaş uçaklarıyla geliyor görüntüsü vermemiş. Beşşar Esat gibi; Sisi gibi milletin tankını, uçağını,silahını, millete karşı kullanmış, ona göre hazırlanıp maskelenmiş, dost gibi evin içine girmiş, evin başköşesine namzet hale gelmiş. Acımasız, son derece hain bir düşman teşkilatı. Milletleri içten çökerten bir hastalık. Şüphesiz savaşların en çetini fitne, maskeli ve meskûn mahal savaşlarıdır.

Mevlana: “Gönlümüz aşk evidir. Girmez oraya akıl. // Aklın girdiği günler, yaşamaktan bıkılır.// Şüphesiz bir eve, kiracı girerse; // O ev çok sene evvel yıkılır.”

Allah’a şükür, milletimiz, 3-5 ayda değil, 40 yılda sabırla, hiçbir masraftan kaçınmadan hazırlanan son derece acımasız, maskeli, vahşi bir darbeyi, bir gecede, sadece göğsünü siper ederek imanıyla yendi.

Hamd Allah’a! 

 

  • şeref akgünşeref akgün4 ay önce
    idam için referandum dillendirildi öylece kaldı ben bir vatandaş olarak bakıyorum sanki türkiye cumhuriyeti yol geçen hanı nasıl kaçıyorlar aklım almıyor yakalanan vatan hainide şovunu yapıyor ben ülkeyi yönetenlerden idamı referanduma sunsunlar
  • Fatih EMLİKFatih EMLİK4 ay önce
    Hasan bey tecrübelisiniz bilirsiniz ki bu millet idam ister.meclis kaçar.hissiyatımıza tercüman arıyoruz.