Seçim sistemi milleti ufalayıp düşmanlığa itmemeli

27 Kasım 2017 Pazartesi

Başkanlık sistemi iki turlu çoğunluk sistemine dönüşünce, “TBMM’deki farklılaşma, hükümeti istikrarsızlığa sürükleyemez. O halde, Don’t sisteminin barajını kaldıralım” diye düşünmek tehlikedir. Millet çoğunluğu partilerle parçalanır. Küçük küçük partilerle farklılıklarımızı artırırız. Her partiye bir lider ve her lidere göre farklı yollara zorlanırız. Bir araya gelip karar verme imkanı kaybolur. Bu farklı gruplaşma ve kurtarıcılık iddiaları, özellikle milleti, ana gövdeyi, Anadolu insanının vahdetini dağıtmaya yönelir. Oy, yani seçim kazanma çıkarcılığı, küçük partileri ufalamayıp büyük partiyi dağıtmaktadır. Dış desteğin de fitne, tuzak ve besleyici gücüyle, evrensel boyutta Türkiye’nin güdümlenemeyen ahlakına karşı olduğunu izaha gerek yoktur. Particilik, farkına varamadan, millet vahdetine karşı güçlü silah haline gelir. Millet iradesini siyasi sistemin hakimi yapalım derken, millet vahdet ve irade tozlaştırılıp yok edilir. 

Bugün dünyada, özellikle Batı ülkelerinde, çoğu kimsenin bir hayalet gibi düşünüp hayata geçirdiği halde konuşturmadığı, “Derin Devlet”in sömürgeleştirme iklimi, her felakete açık bir giriş kapısıdır. Herkesin lider olduğu ve kendi sözünden ve çıkarından başka hiçbir fikre tahammül edemediği, şarkın da, garbın da siyasi arenasında açıkça görülüp, yaşanan bir gerçektir. Türkiye’de muhalefet partileri, iktidar partisinin oy fazlalığına rağmen, eşit üyeliğe razı olmasıyla bir araya gelip yeni anayasa için anlaşmış görünerek iki yıl çalışmış olmalarına rağmen, “İki sene çalışarak kabul ettikleri maddeleri dahi yürürlüğe koymama” önemli bir ibrettir. 

Don’t seçim sisteminde bir de barajların düşürülmesi, hatta kaldırılması, her onbeş kişinin bir araya gelişiyle bir parti, bir lider, bir kılıçdar doğurarak yola, köprüye, havaalanına, yüksek hızlı trene itirazla ünlenen ve böylece düşmana gerek bırakmayan liderler, bir araya getirilip, millete hizmette anlaştırmak nasıl sağlanacaktır? Hollanda 225 gün hükümet kuramadı. Kurduğu da bir şeye benzemedi. Almanya öyle. Amerika, Fransa kurdu ama. Millet iradesi mi, sistem iradesi mi? Bizde Prof. Dr. S.I. hükümeti güvenoyu alamayınca altı ay heba oldu. Darbe hükümetlerinin hangisi millet iradesiyle uyuştu? 1960 Darbesi, evlilik yüzüklerini teberru olarak toplamakla başlayınca Anadolu gençlerini trenlerle Avrupa’ya işçi olarak sevketti. 

Demokratik siyaset meydanında yaşanan gerçekler, genellikle birbirine benzer. Küçük muhalefet partileri, fikirleri zıt da olsa, muhalefetiz diye birleşir ve “İktidar karşıtlığı” bahanesiyle, milletin vahdet ve çıkarlarıyla savaşır durumlara düşebilirler. Örneğin Cumhurbaşkanı seçimimiz.

Ana muhalefet CHP, kazanma imkânı olmadığını gördü. Kendi adayını takdim etme fırsatını kaçırma pahasına muhalefeti birleştirip, iktidarı bir tur olsun geciktireceğini ümit etti. “Milletin yönetime layık gördüğü partinin doğru yanlış her hareketine itirazvazifesine sadık kaldı. Muhalefeti de birleştirdi.

Halkın büyük çoğunluğuna ters muhalefet ayıbı, Türkiye siyasetinde, dünyadaki İslamofobiyaya ilaveten Ana muhalefet CHP’nin imtiyazlarıyla doğurduğu kötü örnek ve baskıyla güç kazanıyor. Millet iktidarı, kıtaları deniz altından birleştiriyor. Bu başarıların, bölge imkânlarını aşan önemli bir başarı olmasına, devletler düzeyinde katılıma rağmen, ana muhalefet CHP, bu başarıya katılıp, heyecanını paylaşacağı yerde, gölgelemek için Ankara Tandoğan Meydanında halkı toplayarak iktidara yermekten ne bekledi? Ne buldu?. 

Toplumların gücü vahdetindedir. Akif’imiz, “Sen-ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır; / Milletler için işte kıyamet o zamandır” der. Halife-i Ruy-u zemin Yavuz Sultan Serlim Han, “Milletimde ihtilaf ü tefrika endişesi, / Kuşe-i kabrimde hatta, bi karar eyler beni” diye tehlikeye dikkat çeker. Halk iradesi, birlikle doğar. Farklılığa düşmeden yolculuğun güzelliğine sahip olabilmemiz için Allah Resulü, “Üç kişi yola çıktığı zaman, biri başkan olsun” buyuruyor. Ecdat, “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır” der. Ümmet, sakınılması imkânsız fetret, sömürü ve zulüm dönemlerinden sonra İslam inanç ve ahlakının gücüyle toparlanıp vahdetini sağlamış, düşmanların korkusu da ümmet vahdetinden doğmuştur. 

BARAJI DÜŞÜRMEDEN, seçimleri, birlik ve vahdetimizi bozan değil vahdete ve dayanışmaya götüren seçimler haline getirerek, sağlıklı yeni partilerin meclis deneyimlerine sahip olmalarını sağlayabiliriz. Kısaca bir örnek:

Partilerin müştereken seçime girmeleri kanunla düzenlenir. Gayr-ı resmi anlaşmalarda, büyük partiyi, “Korktu da anlaştı” endişe ve tahribatından kurtarır.

Kanun iki-üç partiyle ittifakı mümkün kılabilir. Siyaset, insan ömrünü aşan uzun vadeli bir meslektir. Osmanlı siyaseti, altı asır devam etti. Uzun ömrün temeli iman ve ahlaktır. Birbirine yakın partilerin ittifakla seçime girmesi vahdet için önemli bir imkândır. Millet çoğunluğuna ters partilerin ittifakı, kendilerine zarar verecektir. İttifakla işe başlamak, makul meselelerde dayanışma doğuracağı gibi, iktidarı kontrol imkânı olarak da devamlılık kazanabileceklerdir.

İki türlü ortaklık olabilir: A) Tek liste halinde çıkabilirler. B) Anlaşan partilerinpusuladaki isimleri yan yana ayrı karakter harflerle özel bir daire içine alınır. Bölge seçim kurulu tarafından tek parti gibi işlem görerek milletvekili sayısı belirlenir. Yüksek Seçim Kurulu, her partinin milletvekilini aldığı oya göre taksim eder. Böyle bir birlik, adaletli olduğu gibi, millet iktidarına istikrar sağlar.

Demokratik sistemde güzel usuller bulmak mümkündür. Ancak bu, ateistlerin çıkar sistemlerine dayandırarak, karıştırarak olmaz. Yani ahlak ve hakka dayanması gereken Müslüman, kendi sistemini oluşturmalıdır.

Hamd Allah’a! 

 

YORUM YAZ