Referandumla devlet olmak?

09 Ekim 2017 Pazartesi

Devlet karar verip, muayyen meselelerde referandumla, halkının fikrini alması güzel bir şeydir. Fakat referandum, devleti parçalayıp yıkmaya varacak yolda, basit bir grubun, “Küçük olsun benim olsun” hevesi uğruna yapılamaz. Bu akla, mantığa, hukuka ve vicdana sığmaz. 100 sene; 500 sene; 1000 sene bir arada yaşamış, kaynaşmış bir toplumun, ayrılığa razı olmayan büyük gövdenin hukuku, hakkı ne olacak?Bütün milletin kararıyla ayrılık ancak olabilir. Aksi hıyanettir. Ülke birlikte korunup o günlere gelmiştir. BM’deki sömürgeci beşler, bir bahaneyle Balkanlar, Afganistan, Irak, Suriye, Libya, Sudan, Yemen gibi son derece stratejik ve zengin toprakları devletsiz hale getirip, “Halk iradesi” yaftasıyla parçalıyor, sömürülmeye mecbur bırakıp, işaretle yönetiyor.

Barzani referandumu,ilk defa Türkiye’nin yüksek sesle itirazı ile BM Güvenlik Komisyonu, (Beşler) sızlanır tavrı ve İsrail’in kararı ve Bayraklarıyla yapılmış, kimin uydu devleti olmak istediği bugünden ilan edilmiştir.

Millet ve devlet kararı olmadan, millete, devlete rağmen ülkeyi parçalamaya kalkışmanın düşmanın savaşla parçalamasından netice olarak farkı yoktur. Devlet denen toplum nimeti, toplum halinde yaşamak zorunda olan insanlığın en hayati ihtiyacıdır. Maceracı hevesine bırakılamaz. Kanla kurulan devlet, maliyetine de verilemez.

Vatan, devlet, millet tek bütündür. Parçalarsan yok olur. Referandumla devlet olalım demek, bu nimeti bilmemektir. Ülkenin zenginlik kaynaklarını yağmalamaktır. O zenginliği kim devam ettirecek? İklim değişse vahalar çöl oluyor, be hain! Bu aç gözlülüğe taze örnek: Almanya, Bavyera Partisi, Bavyera için, “Ayrılmak bizim hakkımız. Zenginliklerimizi fakir köylülerle paylaşmak zorunda değiliz” diyor. Bu şaşkın, devletten habersiz, devlet sahibi olmaya kalkışıyor. Devlette, zengin fakir, şu-bu mu olur. Hepsi bir millettir. Fakir olmazsa zengin; zengin olmazsa, fakir olur mu? 

BMBeşleri, sanayisine pazar; emeği fazla ürünleri tedarik edecek ülke istiyor. Bir telefon verip, çalıştırmak istiyor. Dünya globalleşir, uluslararası aile şirketlerinin çalışanı, devlet nüfusunu aşar; bireyin gücü devleti satın alacak hale gelirken, toplum olarak vatan, millet, devlet tabanını kaybeden kesim fevkalade cılız düşecektir. Bu insanlığın kabul edemeyeceği bir uçurum ve felakettir.

Batı, Osmanlıyı parçalamak için, “Ulus Devlet” fitnesini icat etti. Parçaladı, ufaladı, ırkçılık; anarşi; sömürü ve referandum denilen uzaktan, halkın görüp tanımadığı kimseler tarafından yönetilmek gibi gariplikler ve zulümler doğdu. Müslümanların, münafıktan kurtulup birlik olamaması felaketin ömrünü ve şiddetini artırdı. 

Referandumla devlet olma fitnesinin, başarılı veya başarısız olması arasında bir fark varsa da, bu fark, zarar çeşidinden ibarettir. Referandumla vatandaşın zihnine, ayrılık fitnesi ekilmektedir.Bu ekim küçümsenecek bir felaket değildir.

Türkiye siyasetinde yanlış olmuşsa, bu yanlış,Türk’e de, Kürt’e de, olmuştur. Türk de, Kürt de Müslüman olarak düşmanlığa maruz kalmış zarar görmüştür. Normal halde her makama gelmiş, Müslüman olarak başarı ve sadakatla hizmet etmişlerdir. Ben, Kürt başbakanla, milletvekili olarak çalıştım. Rahmetli Turgut Özal, 80 milyonun sevgilisiydi. İyi de yönetsek, kötü de yönetsek beraberiz. Senelerdir iyi yönetiyoruz. Ayrım, büyük fitnedir. Elhamdülillah, aynı iman ve ahlakın sahibiyiz. İsrail’e maşa olmayız!

Referandumla devlet kurulmaz parçalanır.Hıyanet, fitne ve zulümdür. Devlet, nimettir. Referamdum, hıyanet ve münafiklıkla neticelenen ayrılık hastalığıdır. Millete hizmeti kötü gösteren şaşılıktır. Yola, köprüye dahidüşman eden bir şaşılık. Tefrika, şaşılığı, nankörün zihnine, vicdanına yerleştirince, bahanelerle körlüğü, erdem sanıyor. 

Toplum, yanlış lider peşine düşerse, referandumla devletini parçalar, dağıtır. Yanlış, yeni yanlışlar doğurur.Felaket zincirleme büyür. Küçülen devlet, dış müdahale, kabile ve sınıf mücadelelerine maruz kalır. Mesela Barzaniler, aile iktidarlarını, ebedi kılmaya kalkışınca, diğer kabileler ne olacak? “Az olsun, benim olsun” düşüncesi felakettir. Halk, zulme karşı savunmasız kalır. Küçük toplum, Arakanlı durumuna düşünceye kadar sesi dışardan duyulmaz. Zaten diktatör, rüşvetle, güçle ses kanallarını ses geçirmez hale getirmekten öte, bir de felaketi, başarı diye anlatmaya başlamıştır. 

Dünyayı felakete sürüklemek için kurulan FETÖ örgütünün, bazı devletlerce korunmasına, hatta madalyalarla ödüllendirmelerine bakmak, referandumla devlet kurmadaki sömürgeci mantığını görüp, ibret almak için yeterlidir. 

İzzet, Allah’ın katındadır! Ne mutlu, imanla, Hakk’la beraber olanlara!

Hamd Allah’a! 

 

  • OsmanOsman1 ay önce
    Sn.hocam biraz da şu kamu ya belediye ve diyanet resmi dairelere yazı yazsaniz.ne bu israf tasarrufa buralardan başlansa olmazmı.