İslamcılık ne demek?

29 Mayıs 2017 Pazartesi

İslam dünyasının ramazanını tebrik eder, ümmet ve tüm insanlık olarak, iyiliği yaygınlaştırıp, kötülüğü engellemekte nasibimizin büyümesini, iki gününü denk bırakmama gayretimizin artmasını Allah’tan niyaz eder, iki cihan saadeti dilerim.

İslam inanç ve ahlakının, ana bulvardaki ifadesi açıktır. İslam kavramı, Kur’an-ı Kerim’le, “Efradını cami ve ağyarını mani”dir. Bütün Müslümanları kapsayan, insani değer ve hedeflerde hiçbir ihtilaf ve aykırılığa meydan bırakmayan tam ve kamil bir vahdetle, camideki gibi aynı safta;Kâbe’deki gibi, birbirinden, ruhta, davranış, istek ve maksatlarında zıtlaşan bir fark koymayan, bütün insanlar arasında, sevgiyi, güveni, vahdeti, adaleti, iyilik ve yardımlaşmayı özleyen, kötülük, gururdan, fitneden, ayrımcılık ve düşmanlıktan uzak, herkesin İslam inanç ve ahlak ikliminde, dünya ve ahiret saadet ve selametine ermesini dileyen ve bunun için çalışıp gayret eden, bu insani değerlerden sorumlu ve imtihana tabi olacağına inanan insan ve insanlar topluluğudur.

Boyu–bosu, rengi, dili, coğrafyası, iklimi, zamanı, devri, asrı, hepsi teferruattır. Ebedi risalet halkalarının devri, imkan ve gerekleri içinde iman ve ahlakıyla yaşayan Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar devam eden bütün risalet halkaları, aynı ilahi kardeşlik zincirini, ezelden ebede taşımış ve taşımaktadır. Hz. Adem’in de; Hz. Nuh’un da, Hz. İsa’nın da tebliği, aynı ilahi kaynaktandır. Zamanı ve hüküm sahası tamamlanan ilahi rahmet bayrağı, yeni risalet halkalarıyla devam ederek son peygamber Hz. Muhammed’e geldi. İslam adını aldı. Bugün, bütün dünya insanlığına ulaşan, görülmemiş bir süratle büyüyen, hakim bir ses oldu.

Özellikle 15 asırlık Müslümanların hayatı, tarihen açıkça gösteriyor ki, bilgi yetmezliği, yanılgı ve mizaç farklılıklarının yansımasından dolayı ortaya çıkan farklı görüntüler dışında, Müslümanlar, Kâbe’deki, namazdaki kadar birdir ve vahdet içindedir. İslam ve Müslüman kavramının başına ve sonuna eklenecek ayrımcı her sıfat yanlıştır. İslamcılıktan kasıt, İslam’ın gerektirdiği bir vasıfsa, her Müslüman İslamcıdır. Gereksiz bir tekrardır. Değilse ciddi bir yanlıştır.  

İslam, ilk insan Hz. Adem’den son insana kadar,“Ekmel-i mahluk ve eşref-i mahluk” olan insanlık tarihinin, devirleri içinde çile, izzet ve ikbal devirleri ile kopmadan, kesintisiz varlığını sürdüren insanlık zinciridir. Öyle bir zincir ki, Osmanlı’nın ilk Cihan Savaşında yenilmesiyle, asırlık bir fetret devrine girmesine rağmen, Müslüman,ne Kur’an-ı Kerim’inden, ne imanından tek harf düşürmemiştir.

 ABD ve AB ülkelerinin, diğer bir ifadeyle Batı’nın, siyasi hakimiyette dünya coğrafyasının, %48,7’sine hakim olduğu bir dönemde İslam’ın siyasi hakimiyetindeki coğrafya adeta sıfırlandı. Müslümanlar büyük bir yokluk ve zulme maruz kaldı. En tabii insan haklarından mahrum bırakılıp, soykırıma maruz bırakıldı.

Fakat bu zulüm, katliam ve soykırım asrında dahi, ahlak ve izzetlerinden, dürüstlüklerinden bir şey kaybetmedi. Üstelik beklenmedik, gelişmeler yaşanıyor. Tüm mahlukat içerisinde, “Ekmel-i mahluk ve Eşref-i mahluk” insandır. Yaratılmışlar içinde, insanın üstünlüğüne denk bir imkan yoktur. Şüphesiz, üstünlük ve yücelik, iyilikle, yapıcılıkla ortaya çıkar. Yıkıcılıkla değil. Yıkıcılığı, canavarlar da yapar. Bugün yaşadığımız gerçekler de bunu yansıtıyor:

Amerika binlerce km. uzaklardan gelip Irak’ı bombaladı.Rusya ve İran,Beşşar Esat’ı teşvik ederek, destekleyerek, cinayetlerine ortak oldu. Müslüman öldürüyor, yakıyor, yıkıyorlar. Son olarak, 60 devlet, “Bu kere yapacağız” diye toplanıp geldiler. Yine yakıp yıkmaktan, teröriste silah vermekten, hastahane, cami bombalayıp, katliam yapmaktan başka iş yapmıyorlar. Gel gör ki, yine Müslümanı sindiremiyor, korkutamıyor, zillete düşüremiyor, kendileri İslamofobi korkusuyla panikliyorlar. Bu yokluk ve zulümde, İslamın manevi gücü, yeni bir nüfus hareketi doğuruyor. İnsanlar, Müslüman oluyor:

20. Asrın başından, asrın sonuna dünya nüfusu iki katı artmış olmasına rağmen, Müslümanlar 300 milyondan bir milyar 800 milyona çıktı. Bu zulüm ve soykırımlara rağmen insanlık, İslam’a koşuyor. Geçen asırda adeta sıfırlanan, İslam’ın siyasi hakimiyeti şimdi 65 devletle, dünyanın %21,1’ine yükselirken; Batı, %48,7’den, %24,2’ye geriledi. 

Müslüman, insani yücelikte buluşunca Allah’ın lutfiyle kardeş yaptığı, iyiliği yaymak, kötülüğü engellemekle sorumlu kıldığı insanlar topluluğu olarak, Türk’ü, İngiliz’i, Fransız’ı, Arab’ı, Zenci’si, zengini, fakiri arasında bir fark yoktur. Müslüman, iman ve ahlakıyla vahdettedir. Camide; Kâbe’de olduğu gibi Kur’an-ı Kerim’in yolu ve peygamberinin örnekliğindedir. Ölümünün 34. yılında Üstad Necip Fazıl’ı rahmetle anıp, yazımızı ondan bir sesle noktalayalım: Kur’an:

“Birleşse insan ve cin, 

Kur’an’a denk söz için,

En küçük parçasına misil getiremezler.

O esrar perdesinden içeri giremezler...

Kur’an, mukaddes Kur’an... 

Yenilik onda her an; 

Onda ebedi nizam, 

Onda iç ve dış sırlar... 

Onu zaman silemez, eskitemez asırlar...”

 

  • şahinşahin5 ay önce
    Allah cc razı olsun ancak cı cılık ve ılıklara karşıyım üstadım.
  • kavramlarkavramlar5 ay önce
    İslam: Cenab-ı Hakk' ın bize gönderdiği dindir. İslamcılık beşer türetmesidir; siyasal bir terminolojidir. Ne fıkıhda ve ne de akaidde yeri yoktur.