İslam düşmanlığının halli, insanlığın ana meselesidir

13 Kasım 2017 Pazartesi

İnsanı üstün kılan temel, genel ve değişmez değerler, iman ve vicdanla doğan dürüstlük, diğergamlık, edep, adalet ve insanlık denen manevi değerlerdir. İslam, Hz. Adem’den beri, akıl, vicdan ve fıtrat sorumluluğu ile imanla doğan güvenve huzur iklimiyle iyiliği kemaliyle yaşamaktır denebilir. İslam tarihi zaman ve mekân olarak bütünüyle, vesikalarıyla, bu gerçeğin ifadesidir. Bugün dünyanın her bölgesinde yaşayan milyonlarca Müslüman,dünya çıkarlarını şehadete varıncaya kadar, inandığı doğrular uğruna, anlamlı şekilde vermeye hazır olduklarını göstermektedirler. Hangi millet, hangi inançtan olursa olsun yeni Müslüman olmuş kimselerde bu destani hayatın yaşayan örnekleridir. Dünyanın her köşesinden Kâbe’yegelenmilyonların, her an yaşanan kardeşliği ve uyumu, her an değişen insanlara rağmen güven ve kardeşlik ikliminde tek bozulma yoktur. 

Lawrence’ler, münafıklar, kiralık vicdanlar, evrensel gizli ve imtiyazlı teşkilatlar, yani derin korumacılığın ifade olan imtiyazlı dernek ve vakıf görüntülü kuruluşlar vardır. Bunları tanıyamazsan, darbelerde belli olur. Darbecinin dokunamadığı isim ve kuruluşlar, bil ki % 99 derin korumadadır. Bunlar, münafıklık şubelerinin elamanları gibidir. Müslüman maskeliler çok daha fazla dikkat ister. Lawranceler; FETÖ ve kukla darbeciler, yani düşman kuklası hainler ve besleme teröristler, Salman Rüşdü gibi İslam düşmanlığında gösterdikleri başarı nedeniyle, İslam düşmanı devlet ve kurumlarca madalya ve unvanlarla ödüllendirilen şahıs ve özellikle yayın organı ve kurumlardır. 

Hz. Adem’den beri İslam düşmanları hiç eksik olmamış, ama hiçbirisi de bu düşmanlıklarına, akli, mantıki, vicdani, insani ve sosyal bir sebep bulabilmiş değildir. Amerika’nın Irak’ı mahveden bombalaması gibi sahte, yalan, yanlış, iftiralarla ayakta tutulan, üç gün sonra boyası dökülen sahtekârlıklardır.Hrıstiyanları, arenalarda aslanlara parçalattırarak, eğlenen Romalıların ne gerekçesi vardı? Müslümanı işkencelerle hicrete zorlayan cahiliye Araplarının; Yahudi’ye zulmeden Firavunların; Filistin ve Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren İsrail Yahudilerinin; Arakanlı Müslümanlara soykırım yapan Budist ve korumacılarının akla, vicdana; hakka, hukuka sığan ne gerekçeleri olabilir?

İslamofobi’ye, PEGIDA’ya; bir devletin, PKK, PYD gibi terör örgütleriyle dostluk ve savaş ittifakı kurarak, binlerce km. uzaklardan gelip Müslüman soykırımı yapmasının, cami bombalamasının mantıki, vicdani bir gerekçesini bulmaya imkân var mı? İslam düşmanlığının, soygun, çağdaş bir eşkıyalık ve çağdaş köle ticaretinden başka bir gerekçesi yoktur. Gerekçe diye söylenenler, yalan, iftira. En çokkullanılan gerekçe,“Irkçılık” mazereti? Vahşetlere bakalım:

Amerika, Irak’taki Sünni İslam devletini ortadan kaldırarak, İsrail’in önünü açmak için sebep bulamayınca önce, birbirinizi kırın diye, İran’la Irak’ın, 8 yıl süren savaşını çıkardı. Yetmedi. 15 Asırlık İslam vatanı, medeniyetler merkezi ve zenginlikler diyarı Irak’ta adeta taş üstünde taş; baş üstünde baş;kardeşin kardeşe düşman eden, bombalarla kan ve fitne planı uygulandı. Ülke harap, milyonlar şehit, sakat ve göçe mecbur edildikten sonra, “Yanılmışız” diyor ve bu kere de, “Kurtaracağız diye bombalamaya, öldürmeye” devam ediyorlar. Hem de teröristleri silahlandırarak fitneyi bölgeye ekiyorlar. 

Türkiye, yani İslam inancı, ahlakı, Suriye’de iki bölgeye girdi. İkisine de barış, insanlık ve hayat geldi. Komünisti ve kapitalisti ile; Yahudisi ve Budisti ile Batı ve Doğu güçleri, nereye girdiler de, insanlık yok edilmedi? Filistin, Sudan, Afganistan, Irak, Arakan, Suriye, Afrika, İslam dünyasını baştanbaşa parçaladılar. Kan ve gözyaşı.Şarkta garpte, içerde dışarda, yurtta dünyada, 21. asrın ve insanlığın ana meselesi, bu gerekçesiz İslam düşmanlığıdır.

Sağlıklı teşhis, doğru başlangıç budur. Kabul edelim ki, “Teşhisi koyduk, ağladık”. Yetmez. Akif’imiz ne diyor: “Ağlamak fayda verse, babam mezardan çıkardı?” Sorumlusunu, doktorunu bulmak lazım. Sorumlusu elbettetoplum olarak, ümmet olarak bütün Müslümanların vahdetidir. Ayet bunu söylüyor. Ecdat kurtuluşunu kendin inşa et diye, “Elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde bulunmaz” vasiyetinde bulunuyor. İnsan, birey yaşamak için yaratılmamıştır. Her canlının yavrusu doğar doğmaz yaşayacak güce sahip, insan doğduğu zaman anne baba bakımı olmasa ölür. Müslüman da ağır sorumluluklarını taşıyabilmesi için ümmet vahdeti gerekir.

Şimdi nerde bir vahşet var, “Irkçılık” deyip geçiliyor. Mesele bu kadar basit değil. Kaldı ki, İslam düşmanı ülkenin aile bağı dahi kalmayan kişi, bin yıl önceki ecdadının yoluna, tavrına nasıl sahiplenir? İstatistikler de bu toplumlarda önemli bir çoğunluğun, anne babasını tanıma imkânının dahi sınırlı olduğunu gösteriyor.

Mesele, İslam’ın doğuşundaki cahiliye düşmanlığı kadar açık ve nettir. Çıkarcılar, İslam ahlakının dürüstlüğüne, diğergamlığına, edebine, vicdanına, adaletine razı değiller. İslam düşmanlığı, gerçeği itiraf edemediği için yalan ve iftiraya sapıyor. Tıpkı Başkan Bush’un Irak’a saldırı gerekçesi gibi.

Yalan ve iftiranın ömrü kısadır. İslam tüm insanlığın dini ve kardeşliğidir.

Hamd Allah’a!

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca2 ay önce
    Doçent ve Profesör yapılmayan 37 bin mağdur Yardımcı Doçentin mağduriyetini de gündeminize alıp yazın, lütfen!..