İİT Astana Zirvesi ve...

18 Eylül 2017 Pazartesi

İİT Astana zirvesi sosyal, siyasi ve ekonomik, yeni ve ileri beklentiler doğurması için tam zamanıdır. Zira Astana zirvesinde alınan kararlar, İslam İş Birliği Teşkilatı’na somut neticelerle güç katacak konuların karara bağlanması bakımından, başarının rakama dökülebileceği bir imkân olacaktır.

İslam dünyası, birlik olmak konusunda, güçlü bir inanç, derin bir tarihi birikim sahibi olmasına rağmen; İKT, İİT ve D8 gayretleri gösterdi ki, bu fetret dönemini unutturacak bir dayanışma ve üretim başarısını, henüz yakalayamadık. Oysa bu başarı, imani ve hayati ihtiyaçtır. Bunu doğuran yanlışı ortadan kaldırmak, bu dayanışmanın somut neticelerini ümmete göstermek zorundayız. 

ABD devletler topluluğu gibi, Batı da, bir devletler topluluğunu, “Kıta Çapında” oluşturmak için, AET ve AB topluluğu kurma hareketlerini doğurarak, bu yolda uzun zamandır çok emek ve çok masraf yaptıysa da, istikbal ümidi vermeyen bir durumdadır. Bunun nedenleri gibi engelleri de açıktır. 

Milletvekili olduğum 1961 yılından beri, her ikisini, İİT ve AB’yi yakından takip ediyorum. 40 yıl önce, Türkiye Parlamento Grubu Başkan yardımcısı olarak AB’de iki yıl görev yaptım. 44 yıl önce Lahor’da yapılan İkinci İslam Konferansı Zirve toplantısında milletvekili olarak fiilen, daha sonra, milletvekili, bakan ve bir Müslüman olarak mümkün olduğunca,her toplantılarına katılırım. Yer olsa da kanaatlerimi hatırayla arzetsem. Kanaatimi kısaca arzedeyim: 

İslam ülkeleriyle dayanışmamızın önünde, dış tazyikler var. Bu konuda komünist kapitalist ülke birbiriyle ittifak halinde. Hem de ittifaklarına halel getirmeden başarı yarışındalar. Türkiye’nin, hem baskıları göğüslemesi, hem de karşısındaki Müslüman ülke siyasetinin göğüslemesine yardımcı olması gerekiyor. Bu zorluklar aşılırsa, İİT’nin yolu otobana çıkıyor!..

AB’nin ise, aşılması zor engelleri var. En büyük engeli ahlaki değerleri ters çevirip bu tersliği, yani sapıklıkları ahlak haline getirmeye zorlaması. Bu, içki ve esrar gibi afetlerle kafayı yememiş kendi toplumunda dahi ciddi bir reaksiyon doğuracak duruma gelebilir. İkincisi çıkarcılığı. Üçüncüsü, aile bağını dahi kaybetmesi. Dolayısıyla, güven nimetinden mahrumiyetin neticeleridir?

Türkiye ve bugün AB’ye dahil olmuş bir kısım Avrupa ülkelerini, ileride AB’den ayrılmaya zorlayacak baş mesele, AB’nin kendi ahlaksızlığını, (eşcinsellik gibi) bütün ortaklarına mecburi hayat tarzı olarak kabule zorlamasıdır. Maalesef Türkiye, bu sapıklığa izin vermiş, teşkilatlanmış; diğer yandan engellemeye çalışıyor. AB de resmen ödülleriyle; vakıflarıyla ahlaksızlığı destekliyor. Tabii ki iş kötüye gidiyor. Türkiye, bugünden tavır koyar, bir ihtimal AB dayatmaktan vazgeçerse, AB de kurtulur. AB’deki bugün 20 milyon, yarın 40 milyon olacak olan Müslümanlar da rahata kavuşur.

Türkiye, İİT Astana zirvesinde alınan bu 12 maddelik kararı, siyasi veya bürokratik engelleri aşamayan eski kararların kaderini paylaşmaktan kurtarıp daha ilerilere taşımalıdır. Bu gayret, BM’den sonra en büyük devletler topluluğu olan ve vazgeçilmez bir parçası olduğumuz, bu coğrafyanın birlikte iş yapma gücünü, özel bir bakanla destekleyip, gelişmelere katkı yaparak takip etmekte yarar vardır. İİT ile çok önemli bir kuruluşa sahip olduğumuzun bütün üyelerde farkındalık doğuracak hamlelere ihtiyaç vardır. İİT’yi, yozlaştırılmasına imkân bırakmadan sağlıklı neticelere götürmek, bütün insanlık için en büyük hizmet olacaktır.

Vahdet dininin sahibi Müslümanlar için İslam dünyasının bu son fetret döneminin, bu derece uzayıp gitmesi, bütün kurumlarımız ve milletimiz için ciddi sorundur. Müslüman birey ve toplum olarak, son derece özel bir kardeşlik nimetine sahip olduğunun bilincindedir. Kâbe’de bu kardeşliğin sevgi ve huzurunu yaşıyor. Ne Arab’ın, Acem’e diye başlayıp, bütün ırkları ve renkleri tereddütsüz, “Kardeş” bilinciyle kucakladıktan sonra, ayrılık mı; geçilmez sınırlar mı kalır?

BM’nin görevini yapmakta daha aktif ve adil duruma gelmelerinin ilk ve temel şartlarından biri ve en önemlisi de, hiç şüphesiz devletler arası gurupların adil ve gayretli hale gelmesiyle mümkündür. Devletlerin bunu başarmakta gecikmesi, insanlığa kesilen faturayı ağırlaştırmaktadır.  

İslam İşbirliği Teşkilatının, Astana Zirve toplantısında karara bağladığı,“12 alanda Teknoloji İşbirliğinin bir an önce başarıyla yürütülüp neticenin millete gösterilmesi, Allah’ın lütfuyla tıkanıklığı giderecek yolu açacaktır. 

Bu konuda geçmişte gayret göstermiş bütün kardeşlerimize rahmet; halen gayret gösteren kardeşlerimize güç ve muvaffakıyet vermesini ve neticenin öncelikle mazlumlara ve bütün insanlığa hizmet, huzur ve saadet kapısını aralamanı Allah’tan niyaz ediyorum.

Hamd Allah’a!

 

 

  • Tahir Seki Tahir Seki 2 ay önce
    Hoca  ırkçılık aldı başını gidiyor kafirler anamizi aglatacak