AK Parti’de belediye başkanı istifaları...

30 Ekim 2017 Pazartesi

“Şiirin manası, şairindedir” denir. Siyasi lider ve komutanlar, özelliği olan kararlarında bu gerçek daha net görülür. 

Fatih, sefer hazırlığında. Sevdiği sadrazamı bir şey olacağını hisseder, merakla anlamaya çalışır. Fatih, sadrazamın merakını anlar, “Sen, sır tutmasını bilir misin” der. Sadrazam, “Tabii efendim” deyince, “Ben de” der. Yani, gizliliğin mutlaka özel bir maksadı vardır.

Şimdi, belediye başkanlarının istifalarının istenmesinde ki maksadı net olarak bilmemize imkan yoktur. Fakat ortada, yanlış veya maksatlı yorumlar dolaşıyor. Bu yanlışları bırakıp, meselenin müspet yanına bakıp bu karardan ülkemiz için hayır bekleyelim; demokrasi için çıkar bir yol arayalım. 

Demokratik sistemin, iyi ve güzellikleri yanında, ciddi sıkıntıları da olduğu bilinmekte ve yaşanmaktadır: Trump’ı millet seçti ama, görev verdiği insanlar dahi, iki-üç günde gidişatın tehlikesini görüp istifa ettiler. Hollanda’da 225 gün hükümet kurulamadı. Kurulan da, yokluğundan iyi değil. Almanya, Belçika, Fransa, İspanya, İngiltere’de yaşananlar çok mu farklı? Netice: Materyalist dünya demokrasisi, ülke saymaya gerek yok,iktidar hırsı ve çıkar, bazı muhalefet partilerini, ülke kalkınmasına, düşmandan fazla düşman haline getirip, yola-köprüye itiraz ettiriyor; darbeye çanak tutturuyor; teröriste destek yapıyor.

Çünkü hiçbir sistem, Hakka, ahlaka dayanmadan sağlığını koruyamaz. O halde, sistemin hastalıklarına göz yumarak yıkıntının altında kalmaktansa, çürümeyi görüp payandalar için, ehil kimselerle istişareyle, hastayı sedyelik yapmadan yola devam etmek lazımdır.

Siyaset, bütün toplumu kalkındıracak veya batıracak kadar sırlı, millet bütünlüğü ile yürütülebilen, zor bir sanattır. Epikür, “Hayatta rahat yaşamak istersen, siyasetle uğraşma. Fakat, hayatta en büyük zevk, hakkını alamayanın hakkını alıp teslim etmekle olur. Bu da ancak siyasetle mümkündür” der.

Düşündüğümüz siyaset, materyalist, çıkarcı siyasetin zıttıdır. Şehadete gider derecede katkısız vatan millet düşüncesi üzerine oturması zaruri bir siyasi davadır. Demokratik sistemin doğurduğu yarış, aynı bölgedeki dava insanlarının diğergamlığını kaldırıp, “Ben” tercihini öne geçirmektedir. Bu durum, seçmen oyunu daha iyi değerlendireceği düşünülen, “Tercihli oy sistemini”, tatbikatta maksadı tam zıddına çeviren, güvene kezzap döken; ahlakı ve sistemi tahrip eder hale dönüşmekte; “Listeyi boz, ben başa geçeyim!” kampanyası doğmaktadır.

 Bir hatıra: Tercihli sistem. Arkadaşlar, “Bir aday tercih için çalışıyor. Biz de yapalım!” dediler. “Yapmayalım!” dedim. Buna rağmen, çalışmayı görenler, beni tercihlemişler de seçilmiştim. 

Siyaset, diğergamlıktır.Dava adamlığıdır. Ahlak ve diğergamlıkla yaşar. Misal için: Bir grup insana renkli toplar verilir. Herkes ismini yazıp, sepete atar. Karıştırılır. “Kendi topunuzu bulun!” denir. Zor iş. Aynı toplar, yine sepete atılır. “Herkes bir top alıp, sahibine versin!” denir. Diğergamlık bu, adeta anlık iş. 

Demokratik sistem, diğergamlık ister. Amaaday, “Ben” demek zorunda. Sistem, giderek bencilleşiyor.1) Millete hizmet imkanı, “Ben” demeden doğmuyor. 2) İnsanoğlu, kendini, daha layık görüyor. Başka yanlış yapmasa, sade bu yarışın yanlışı, görüntüyü bozuyor, dedikoduya, vesvese ve güvensizliğe yol açabiliyor. MNP ve MSP’de, partililerin ve halkın temayüllerini alarak, aday yarışını kaldıralım diyorsun da, onun da başka sorunları oluyor. 

Siyasette, samimiyet, fedakarlık, diğergamlık ve güveni tahrip edici unsurları ayıklamadan, uzun yolculuk zor. Siyaset, ölümsüz değerlerle yolculuk istiyor. Özellikle sistem tuzakları, haramiden beter yol kesiyor. “Düşük barajlı D’Hond sistemi” ile istikrar; tercihli oyla güven devam etmez. Sayın Melih Gökçek’in tek bedduasının yönü, bu sıkıntının doğurduğu bir realitedir.

 Ak Parti’deki bu istifa işini, “Başkanların üzeri çizildidiye yorumlamak yanlıştır. Siyaset, uzun vadelidir. Vefasız olmaz. Kıymet bilirlik ister.  

Siyasiler, akvaryum balığı gibi, herkesin gözü önündedir. Farkı, balığa, beğeniyle; siyasiye, kusur arayarak bakarlar? Oğluylakasabaya giden Nasreddin Hoca, önce kendi binmiş eşeğe. Görenler, “Çocuğu yürütüyor?” demişler? Çocuğu bindirmiş, “İhtiyar yürüyor” tenkidi? İkisi binmiş, “İnsafsızlar!”  İkisi de yürüyor, eşek boş, “Köylü aklı?” diyorlar. Siyasette de, vicdan iflas edip, insaf tükenince, tenkit edilmeyen çözüm kalmıyor.

İnsanın, her işte öncelikli sorumluluğu, müspet bakıştır. Olaylardan olumsuzluklar değil, olumlu ve güzel neticeler doğurmaya çalışmaktır: Böyle bakınca, bu istifa çağrısının 1. yararı, karar merciinin neticeyi elde ettiği zaman hasıl olacak yarardır. O yarar, neticeyle beraber doğar. 2) Belediye Başkanının seçimden oldukça önce ayrılması, İş Bankası sahibi CHP’nin, büfesinde iki kişi dahi çalıştıramayan partilerle yarışı gibi adaletsiz olmayacak. Bu kere halk ve teşkilat, başkanı da, adaylardan biri olarak, eşit şartta düşünerek oylasın demektir. 3) Nasreddin hoca tenkitte olduğu gibi, kasıtlı ve yanlış tenkitler sussun. Halk ve teşkilat yanlış tenkitlerin baskısından kurtularak oy versin istenmektedir. 4) “Bir kimse bir yere gelince layık olsun olmasın devam ediyor” lafı, ne yıpratma; ne de imtiyaz olmasın. 5) Tekrar seçilecekse, istifa etti ama, halk ve teşkilat isteğiyle, güçlenerek dönsün. 6) Seçim atmosferinde ayrılacağına, erkenden kendi isteğiyle ayrılmak daha iyi değil mi? 7) Seçim atmosferinde ani karar ve istemez teşvikiyle yanlış yapılabiliyor. Düşünme fırsatı olsun. 8) Başkana dönük kasıtlı yıpratmalar mola versin. 9) Partinin de kendini kontrol ihtiyacı var. Örneğin, “Çok başarılıişler yaptı ama yıprandı. Biraz dinlensin” diye düşünürken, halk ve teşkilat, “Devam” diyorsa, yetişmiş eleman ve tecrübe elbet kaybedilemez. 10) Bu tecrübe, demokratik sisteme yeni bir imkan kapısı açabilir. 11) Başkanların göreve veda tarzındaki olgunluk ve fedakarlıkları, siyasi geleneğimize imkandır. 12) Bu tür kararlar, isabetiyle partiyi güçlendirir. Zayıflatıyorsa uyarı zilidir. Devlet adamı, risk alan ve riskinin sonucunun gereğini yapan kimsedir.

İmtihan dünyasının insanlarıyız. Amellerimizle, yani maddesiyle sorumlu olmakla beraber, asıl ve önemlisi manasıyla, niyetlerimizle sorumluyuz.

Hamd Allah’a! 

 

  • NN24 gün önce
    Erdogan neden dinlenmeye gecmiyo? Üstelik hasta...