6284; pozitif ayrım;boşanma ve cinayet

25 Aralık 2017 Pazartesi

(İsrail mi, Trump’ın; Trump mı, İsrail’in arkasına saklanıyor? BM’yi ve ayrı ayrı tüm devletleri, dolayısıyla insanlığı; Amerikalıları mahcup edecek derece çirkin bir şekilde tehdit ettiler. Bu tehditlerin daha çirkin vahşetler doğurma riskine rağmen, BM’nin tarih yazan reddi; Bir; bütün siyasiler için ibrettir. İki; insanlık vicdanının ölmediği ve öldürülemeyeceğinin ispatıdır. Aynı günde Türkiye’deki BÇG zulmüne savcı müebbet istedi. Her iki olayı bir arada düşününce, inşallah dünyanın yeni iklimi bütünüyle zulme karşı, adalet insanlıktan yana olacak) diyor ve üç yazıdır yazmak isteyip de, “Trumpterörü acil” diye yazamadığım konuya geçiyorum:       

Milletlerin dış baskı, fitne ve çıkarcı kumpasından uzak, sağlıklı seçimlerle iş başına getirdiği iktidarlar, çoğu kere güzel hizmetler doğurmuş, ümitleri yeşertmiştir. Tabiidir ki bu gelişmeler, siyasi iklimin müsaade ve siyasi kadroların tecrübe ve başarıları, halkın olayları kavrayıp, ters rüzgârlara direnmesi veya bıçağın kemiğe dayanması,düşman ve düşmanlıklara karşı, milletçe iman ve ahlakla köklü, sabırlı, fedakârlık ve donanımlı aksiyon oluşturma tecrübe ve imkânları, ehliyet ve fırsatlarıyla da yakından ilgili bir başarıdır. 

Siyaset, monarşi, oligarşi, derebeylik, ağalık da olsa, hiçbir devirde tek başına icra edilen ve başarıya ulaşan bir sanat değildir. Liderin takım içindeki önemi, takımı ve milletiyle uyumu ve tek ses haline gelebilmesiyle önem kazanmaktadır. Milletin iman ve ahlakının sağlığı, siyasi başarıların devamlılığını sağlar. Fitne ve zaman olarak siyasetin kışı, özel ve çetin zorluklar olduğu gibi; baharı da, milletin ahlakı, gayreti, siyasi tecrübe ve kadro oluşması için en önemli imkândır.

Cihan Harbi denen, o zamana kadar görülmemiş bir dünya saldırısıyla karşılaşan, sayısız cephe ve sahralarda savaşan ümmeti, parçalanmakla kalmayıp, manevi vahdetini temsil ve ifade eden hilafetsiz de bırakarakİslam’a karşı düşmanlık kışını, baskı ve propaganda ile kesintisiz hale getirip, ülkedeki zayıf kimseleri de etkileyip İslam düşmanlığına sürüklediler. İttihat ve Terakki’nin bazı takipçileri, yanlışı, yeni yanlışlarla takviye edince, öyle bir kara kış kapıdan girdi ki, düşmana gün doğdu. Tahribat derinleşerek devam etti. İmparatorluk, yalnız Çanakkale’de 250.000 olmak üzere, Balkanlar, Afrika ve Asya’da şehit kanlarıyla, insanlık adına ne destanlar yazdı. 

Allah’a şükür hiç bir zaman iman ve ahlakında zaafa uğramadan milletçe ve ümmetçe, her geçen gün güçlenerek, şartları ve imkânlarını geliştirerek; özellikle 20 asrın kara kışına son verme, siyasi iklim ve fırsatlarını normale getirme ümit ve iradesiyle ilerliyoruz. Menderes, Özal ve Erbakan kadroları, AK Parti ve Erdoğan dönemi dediğimiz son onbeş yılkıştan çıkışın, düşmanın da farkederek darbe ve terör barikatları kurduğu önemli işaret taşlarıdır. Dış düşman alenileşiyor. İçerde Batı taklitçiliğiyle şartlanmışlar, düşmanı yalnız bırakmamak için bahanelerini sadece ülke kalkınmasına, yola köprüye itirazla yetinebilirler mi? Bunlara karşı, üstadın ifadesiyle, “Ey düşmanım sen benim ifademsin hızımsın; // Gündüz geceye muhtaç, sen de bana lazımsın” deyip gayretlerimizi artırmalıyız.

Bu giriş ve yorumlarla gelmek istediğim nokta şudur: 

Özellikle son 15 yılda,Allah’ın yardımı, ümmetin duası ve milletimizin anlayış, gayreti ve AK Parti kadro ve liderinin başarılarıyla, görünen, görünmeyen önemli hizmetler yapıldı, engeller aşıldı, aşılıyor. Kul kusursuz olmaz. Elbet yanlış da olur, olacak. Oldu. Yanlış olmadığı halde, dışardan bakınca yanlış görünen de olur. Görünen veya görünmeyen, bir belayı atlatmak için yapılan hatalar da olur. Düşünülüp ibret alınsın diye anlatılır: Hızır bir yetimin kayığını deler. Arkadaşının itirazı üzerine, görülmeyen sebebi açıklar: “Burada zalim bir kral var. Sağlam kayıklara el koyacak. O belayı atlatmak için küçük bir özür yaptım.” 

“Düzeltin” denince, daha da aşırılaştırılarak alınan Avrupa taklidi6284 kanununu kaldırarak; ahlakımıza, edebimize, irfanımıza uygun yeni tedbirler ve imkânlar getirilmesi için özellikle Yeni Akit Gazetesi dikkat çekici haber ve yazılar neşretti. Değişim ve gelişimde öne alınması gereken meseleler, sıraya koyamayacak kadar çok olsa da aile yapısında tahribatı durdurmanın önem ve aciliyeti açıktır.

Mesele, kadın cinayetlerinden ibaret değildir. Aile hayatının bütünü ve sağlığıdır. Kadın cinayetleri istatistiklere giren, feryadı yüksek çıkan kısmıdır. Oysa sesi aynı derece gür olarak çıkmadığı halde, tahribatı milletin istikbalini karartanlar vardır. Evlenmekten korku doğurmaktadır. 

6284 kanunla beraber, “Pozitif ayrımcılık” meselesi de ele alınmalıdır. Adaletin dışına çıkıldığı zaman,pozitifi ile negatifi arasında fark olmaz. Toplum hayatını tahrip eder. Ecdadımızın öteden beri eskimeyen, önemini koruyan son derece önemli bir ölçüsü var, “Şeriatın kestiği parmak acımaz.” Yani sağlıklı adalet. Ölçü sağlam olacak, adalet geç kalmayacak. Ölçü ve tartıda, adalet dışı değişiklik, bir tarafın, yeni düzene rızası bırakmayacağı gibi, avantajlı tarafı da aileyi yıkacak aşırılığa sürükleyebilir. 

Mantık kuralı: “Bölmede fazla, noksan gibidir” der. İllerin sorulduğu bir imtihanda, ilçe ve köyleri de sayan kimse, “Fazla saydım. Yanlışım yok” diyebilir mi? Hasta, ilacını noksan değil, fazla almışsa ödül mü verilecek? 

Aile hukukunda, özellikle Müslüman aile hukukunda yapılacak negatif ve pozitif hatalar düzeni bozar. Nitekim temeli AB’den ithal bu kanun cinayetleri ciddi bir şekilde artırmıştır. 

Asırlardır, teşvik ve baskılarla artan, sömürgeci zenginliğinden etkilenen, sınırlı, yetersiz, temelsiz eğitim imkânlarıyla, sahibi bulunduğu İslami aile yapısının güç ve değerini yeterince bilme ve koruma imkânı bulamayanve bunun üzerine bir de, Batı tesirinin dıştan-içten bütün gücüyle saldırarak, İslami yapıyı yıkma çalışmalarını hafife almak imkânı yoktur. Ülkede her sahada isabetli ve önemli gelişmeler sağlanırken, aile yapımız ve aile içi sorumluluklar hiyerarşisinde ters bir akım, özellikle ekonomik canlanmayla beraber olunca daha da tahripkâr olacaktır. Yanlışın, kısa ömürlü olmasıyla sağlayacağı ibret, inşallah tahribat bedelini ödeyip, yarara dönecektir. Nice ağır tecrübeler, bedelini çok aşan yararlar doğurmuştur.

“Olanda hayır var” deyip, hayır konuşalım. Ümitsizliğe yer yok.

Hamd Allah’a!

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti