15 baro yönetiminden bölge coğrafyasına fitne!

02 Ekim 2017 Pazartesi

Dünya siyasetinin çıkara kaymasıyla doğan sömürü ve zulüm, Afrika ile kalmadı bölgemizi de tahrip etti. Dolayısıyla Türkiye, çetin bir berzahta. Elhamdülillah ki, İslam ahlakından doğan metanet, fehim ve idrak yüksekliği ile milletçe ayaktayız. Yönetimimizin iyi niyeti, basireti, geceyi gündüze katan gayretleri ve Allah’ın lütfu keremiyle bu yangından, Hz. İbrahim gibi zayiatsız geçmekle kalmıyor kalkınmada AB’yi katlayarak büyüyor, dünya mazlumlarına yardım ve destek veren ülke olmaya devam ediyoruz.

Bütün bu nimetlere şükretmek durumundayken, milletin üniversitelerde yetiştirdiği, Baro aidatlarıyla bir devlet ve millet kurumu olarak yetki kullanıp, hizmet veren 15 Baro Başkanı toplanarak,asırlarca ikbal ve kardeşlik ikliminde birlikte yaşadığımız millet ve ümmetimizi bu dar geçitte, bölgeyi de ateşe atacak,  devletimize ve hukuka karşı olduğu gibi, çevre ve dünya devletlerine karşı da müdahaleci, olumsuz bir eylemde bulunuyorlar. 

Başta kendi devletimiz olmak üzere, BM ve bütün dünya devletlerine karşı, komşu ve dostumuz Irak’ın hukukunu hiçe sayan bir referandum eylemine yalnız İsrail yandaşlığıyla sorumsuz bir müdahalenin hukukla ve baro ile zıtlıktan başka bir ilişkisi yoktur. İsrail’e yeni gelen Yahudi’den, geriye dönen Yahudi, çoğu zamandaha fazladır. Atalarımızın, “Elden gelen öğün olmaz, olsa da vaktinde bulunmaz” ikazının ışığında bakılınca, “İsrail’den gelenler” onun destekçisine dahi yaramıyor. Geçen asır, İsrail bayrağının rüzgarının ulaştığı yerde, huzur ve özgürlük kalmadı. 

Baro eylemine emsal değil… Dış politika özelliğini düşündüren bir hatıra:

Yıl 1971... M.N. Partisi ilk ve son büyük kongresinde, açış konuşmasında, “Kongremizin milletimize, İslam dünyasına ve insanlığa, hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum” diye başladım.

Bu söz, “İslam dünyasını, diğer devletlerin önüne almak suretiyle, dış politikamıza zarar verdiği iddiasıyla, dava açıldı. MNP’yi kapatma davasında yer aldı. Mahkeme dosyayı, AÜ Hukuk Fakültesine bilirkişiye gönderdi. Rapor özetle: “Bu söz, dış politikamıza zarar verir. Suçtur. Üç kere de ağırlaştırılması lazım: 1) Dış politikaya zarar veriyor. 2) Konuşma, kongreyi açış konuşması. Yönlendirmeyi hedefliyor. 3) Konuşan sıradan biri değil. Partinin Genel Bşk. Yrd. Tşk. Bşk. Bu bakımlardan da ağırlaştırılmalıdır” diyor.

Dış politika farklı. Tarih ve tecrübeler gösteriyor ki, konum ve sorumluluklara göre hassasiyet, yorum ve eylem farkı gerekiyor. Sorumlu, sorumsuz gibi bakamaz! 

DÜNYA GLOBALLEŞTİ. Daha da globalleşecek:

Globalleşme, derebeyliği bitirdi. Bakkalın işi durdu. Üstündegüneş batmayan sömürgeci devlet, güneş göremez oldu. Global dünyada küçük kalmamak gayreti AB’yi keşfettirdi. Bugün kendini büyük sayan devletler, yarın yetersiz kalabilir?

Latin Amerika, Afrika, Asya parçalanmış olmanın acısını, zorluğunu yaşıyor.  

Sömürgeciler, kolay sömürecekleri, parçalanmış, kendine uşak; sahipsiz; itiraz etme imkan ve ihtimali olmayacak küçük devlet ve toplumlar istiyor. Fitne, ahlaksızlık ekiyor ki, rahat sömürsün. Büyük devleti sömürmek, Irak, Yemen, Suriye gibi kolay değil. Küçükler daha da parçalansın ki, kalkınması, dayanışması, birleşip, büyümesi, güç haline gelmeleri, çok daha imkansızlaşsın.

Her ülkede, her asırda var olan münafıklar, dayatmacı, vurguncu, dışa bağımlı eşkıyalarla sarmaş dolaş olunca, masum halk, Arakanlı kadar vahşete maruz kalmasadahi darbe, terör ve bir bahane icat edip bombalama suretiyle perişan ediliyor. Ama Müslümanın farkı, çıkarcılığa, zulme, ahlaksızlığa karşı olunca, “Müslümanlıkları biçarelerin, öyle büyük bir günah ki, cezalar ona nispetle küçük” kalıyor. 

Tarih, Müslümanların birlik oldukları çağlardaki, izzet, insanlık ve adaletini anlatıyor.Zaten Müslümanın, inancının mutlak gereği vahdeti; insanlığa ve eşyaya adalet ve iyilikle muamelesidir. Kaybettiğimiz, baş meselemiz vahdetimizdir. Bugün bu vahdet bedelinin zor kısmını ödüyoruz. Arakanlı, “Budist oluyorum” dese, Çin; Suriyeli sığınmacı, “Hıristiyan oldum” dese, Almanya baş tacı edecek. Vatansız kalıyor; şehit oluyor, yüce ahlak ve ebedi hayattan, dürüstlükten vaz geçmiyor. Yani, zayıfımız ve güçlümüzle beraber, “Birlik olmayı, diri kalmayı hak ediyor ve sorumluluklarımızı yüklenebiliriz” diyoruz. Bu lisan hal ile çağrıyı, çıkarcı anlayamasa da Müslüman anlıyor ya… İşte bu gösteriyor ki hedefe çok yakınız!..

Elhamdülillah Türkiye iyi yolda. Allah’ın yardımı çok. Terörle ve darbe ile mücadele, milletleri çökerten en zor savaşlardır. Yıllardır bu savaşların ve güçlü destekçilerinin hedefindeyiz. Asırların sömürü zengini AB’yi katlayarak kalkınıyor; kalkınmış 20 devlet arasına yeni girdiğimiz halde başa doğru ilerliyoruz. 

İnşallah bu nesil yaşarken İslam dünyasında vahdet, bir noktadan olsun başlayacak, bütün insanlık için çok daha güzel günler doğacak! Vatansız, devletsiz, özgürlüksüz, suçludan başka kimse kalmayacak! Rüya da olsa ne güzel. Bunlar yalnız Müslümanın rüyasıdır. Fitnecinin, çıkarcının, zalimin böyle bir rüyası yoktur.

Hamd Allah’a!

 

  • Siirtspor Siirtspor 1 ay önce
    15 Baro yönetimleri doğru yapmış yanlış olan ne