“Olmaz” olmaz...

14 Ocak 2018 Pazar

Yazılarımı genellikle modern bilimin argümanları üzerine kurarım. Bunları da bilmek, değerlendirmek gerektiğini düşünürüm çünkü... Modern bilim bizim manevi değerlerimizi düşman olarak görüyor olabilir ama biz bilime aynı karşılığı verirsek, son üç asırda yaşadıklarımızı tekrara düşeriz. 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özellik, bilginin aktarılması... Diğer canlılar, yavrularına nasıl hayatta kalacaklarını öğretirler; bazıları öğretmez bile, yavru doğuştan bazı içgüdülere sahiptir, o içgüdüler onu hayatta tutar...

İnsan ise, yavrularına sadece hayatta kalmayı değil, o hayatı nasıl anlamlı kılacağını da öğretir... “Anlam” kavramına burada çok takılmamak gerekiyor, kimileri için sadece kendi varlık ve hazları anlam ifade eder, diğer insanların bir anlamı yoktur; kimilerinin ise kendi varlıklarının bir anlamı yoktur, anlamlı olan diğer insanları ne kadar mutlu edebildikleridir... Bunlar iki uç örnek, arasını siz doldurun... 

İşte bu bilgi aktarımı ve buna bağlı gelişim, modern bilimin demesine göre, insan haricindeki canlılar için, DNA yapısındaki değişimle mümkün... 

İnsanı farklı kılan şey ise, DNA’sında anlamlı hiçbir değişim olmasa bile, nesillerin zaman içinde gelişim gösterebilmesi...

Fakat, bu gelişimi engelleyen, elimizi kolumuzu bağlayan şeyler de var... Ve bunların çoğu da, kişisel ön kabullerimiz...

Yazının başında bahsettiğim “bilime düşman olma durumu” mesela... Bazı insanların sözde bilim adına bir yaratıcının varlığını ya da doğaüstü durumları reddediyor olması, bilimin söylediği her şeyin yanlış olduğu anlamına gelmez...

Ben ilkokulu bitirdikten sonra, matematik derslerim hep kötüydü. Nihayetinde, matematiği anlamadığım ve anlayamayacağım gibi bir kabul oluştu bende. Yaklaşık 10 yılı böyle geçirdim... Bugün ise neredeyse mühendis arkadaşlarım kadar matematik biliyorum...

Beyin aynı, insan aynı, ne değişti peki? 

Öncelikle, “Ben bunu yapamam” ön kabulünü kırdım... İkinci olarak da, öğretmeye hevesli bir hocaya denk geldim... 

Bu tecrübe bana, “Olmaz” dememem gerektiğini öğretti... Eğer ön kabullerle hareket etmeyi sürdürseydim, bugün bu gazetede bu yazıyı yazıyor olamazdım...

Bu sadece eğitim alanında değil, hayatın birçok yerinde böyledir... 

İnsan, birçok şeyi yapamayacağını düşünür... Ama “Belki de yapabilirim” dediği anda, işler değişir... Çünkü onu engelleyen ilk ve en büyük bariyeri aşar...

Başkasının taktığı prangayı söküp atmak kolaydır da, insanın kendi ayağına taktığını sökmesi zordur... 

Takmayın, taktıysanız da çıkarmaya bakın...

Çünkü o prangalar bazen sadece sizi değil, sizi sevenleri de bağlar... 

Sadece sizin değil, sevdiklerinizin de mutlu ve anlamlı bir hayat sürmesini engeller...

 

YORUM YAZ