Karanlığı bilekirletiyoruz

23 Temmuz 2017 Pazar

Diyeceksiniz ki, “karanlık kirlenir mi?”Kirlenir efendim... İnsanoğlu o kadar acayip ki, onu bile kirletir...

Rus bir ekip, Temmuz’un 14’ünde küçük bir uyduyu dünya yörüngesine gönderdi... “Mayak” (Türkçesi “deniz feneri” demekmiş) isimli uydunun kendisi küçük, yaklaşık bir sebze kasası büyüklüğünde ve 4 kilo ağırlığında. Fakat içinde, açıldığı zaman her bir yüzeyi 4 metrekare olan, piramit şeklinde bir balon yer alıyor. Bu balonun yüzeyi, yüzde 95 yansıtma kapasitesine sahip bir reflektörle kaplı. Uydunun gönderilme amacı, gece gökyüzüne yeni, parlak bir cisim eklemek... Bir nevi yapay yıldız...

Bu uyduğu gönderen ekip, bağımsız çalışıyor ve bu iş için gereken finansmanı, yaklaşık 200 bin doları, bağışlarla karşılamış...

Bir soruyla devam edelim... “Samanyolu’nu görebiliyor musunuz?” 2016 yılında açıklanan verilere göre, insanların üçte biri artık Samanyolu galaksisini göremiyor... Amerika, Fransa gibi ülkelerde bu oran, yüzde 80’lere varıyor...

Sebep nedir peki? Samanyolu hâlâ orada, ışığından bir şey kaybetmedi, peki biz niye göremiyoruz? 

Sebep yine biziz... Evlerimizi, sokaklarımızı, parklarımızı öyle plansız ışıklandırıyoruz ki, bu ışık kalabalığı içinde gözlerimiz Samanyolu’nu seçemiyor...

Bu aşırı ve plansız ışıklandırmaya, “ışık kirliliği” deniliyor... 

İşin estetik boyutu bir yana, bu kirliliğin insan sağlığına ve tabiata ciddi olumsuz etkileri var...

Gündüz güneş ışığına ne kadar ihtiyacımız varsa, gece de karanlığa o kadar ihtiyacımız var... 

Tepesine kondurulan sokak lambası yüzünden geceyi ve gündüzü, yazı ve kışı ayıramayıp kuruyan ağaçları, yönlerini güneşin doğuşu, batışı ve konumuna göre belirleyen kuşundan böceğine, sürüngeninden kemirgenine binlerce canlı türünün yanlış göç ya da üreme düzeniyle yok olma riskiyle karşı karşıya kalmasını sonraya bırakalım, biz insanlara bakalım...

İnsan metabolizması, gece ve gündüz döngüsüne göre ayarlanmıştır... Sadece gündüz veya sadece gece ortamı, ciddi sağlık problemlerini de beraberinde getiriyor...

İnsan vücudu eğer güneş ışığını görmez ve sürekli karanlıkta kalırsa, D vitamini sentezleyemez ve kemik hastalıklarından MS gibi sinirsel rahatsızlıklara kadar bir çok riskle karşı karşıya kalır. Güneş ışığı ayrıca “mutluluk hormonu” olarak bilinen endorfinin salgılanmasını da sağlar... Gözlerimiz de sürekli yapay ışıklandırmaya maruz kalırsa, iş göz yapısının bozulmasına, göz içindeki sıvının topaklanmaya başlamasına ve retina hasarına kadar gidiyor...

Peki karanlık? Karanlığın insan vücuduna etkileri neler?

İnsan karanlıkta kaldığı zaman, vücutta melatonin denilen bir hormon salgılanıyor. Bu hormon antioksidan etkileri gösteriyor, uykuyu tetikliyor, bağışık sistemini güçlendiriyor, kolesterolü düşürüyor ve tiroid, pankreas ve benzeri hormon bezlerinin çalışmalarına yardımcı oluyor.

Yapay ışıklandırmalar, melatonin üretimini baskılayarak, bu yukarıda saydığımız faydalardan mahrum bırakıyor bizi...

Yeteri kadar uyuyamamak gibi, uykudan verim alamamak da günlük hayatımızı etkiliyor... 

İnsanlar sürekli yorgun, odaklanamıyorlar, dikkatlerini toplayamıyorlar, motivasyonları düşük... Bunlar sağlıksız uykunun sonuçları...

Gözlerimiz de karanlığa da ihtiyaç duyuyor... En başta bütün gün çalışmış olan retina ve göz sinirleri, karanlıkta dinlenme imkanı buluyor... Ayrıca uyurken kapalı olan gözler sürekli nemlendiriliyor ve gün içinde eğer varsa aldığı hasarlar düzeltilmeye çalışılıyor, eğer göz yapısına dışarıdan bir madde girişi varsa, bunlar dışarı atılıyor...

Nasıl önce fiziksel ortam, sonra su ve hava kirliğiliyle başetmek için adımlar attıysak, artık yavaş yavaş, ışık kirliliği konusunda adım atmaya başlamamız gerekiyor. 

 Sembol yapıların ışıklandırmaları, özellikle İstanbul’da köprülerin ışıldak gibi parlaması göze güzel geliyor belki (bana güzel de gelmiyor ya, neyse) fakat bu yapıları direk görmeyen yerler bile buranın ışıkları yüzünden gece karanlığından mahrum kalıyor...

Özellikle yeni yapılarda ve yenilenen mekanlarda, bu hususlara dikkat etmemiz gerek... Çevre konusunda hemen her zaman, yanlış adım atmamanın maliyeti, daha sonra o yanlış adımı düzeltmenin maliyetinin çok çok altında olduğunu da unutmayalım...

 

  • JurnalJurnal4 ay önce
    İNSANLAR YERYÜZÜNÜN BÜTÜN EKOLOJİK DENGESİNİ BOZMUŞ VE BOZMAKTADIR!ONUN İÇİNDİR Kİ İNSANLARIN EKOLOJİK OLARAK FITRATLARI BİR ŞEKİLDE BOZUK VE BOZULMUŞTUR
  • Fatih EmlakFatih Emlak4 ay önce
    “Samanyolu’nu görebiliyor musunuz?” Hayır; çünkü Tayyib Erdoğan kapattı onu, Allah razı olsun!
  • FerhatFerhat4 ay önce
    Yazıların kimi kalın kimi ince. Yazar, biz okuyuculardan nasıl bir okuma istiyor?
  • Muhammedin ümmetiMuhammedin ümmeti4 ay önce
    Çok çok karanlıkta bir yazı.
  • Fatih EMLİKFatih EMLİK4 ay önce
    Hocam anlattıklarınız kuranda geçiyor.rabbin geceyi getirmeyip gündüzü daim kılsa onu sana geri getirecek kim vardır.yine Rabbin gündüzü getirmeyip geceyi daim kılsa onu ......Rabbimiz bizi bizden iyi biliyor