İntiharların müsebbibiTürk Tabipler Birliği’dir!

05 Kasım 2017 Pazar

İnsan vücudunun sınırları vardır... Havasızlığa, açlığa ve susuzluğa dayanabileceği süreler az çok bellidir... Vücuttaki her organın da ayrı ayrı sınırları var; karaciğerin, böbreklerin, akciğerin, kalbin... 

Beynin de sınırları var... Ortalama bir insan, yoğun konsantrasyon halinde 20 dakika kalabiliyor... Sonra, dikkat dağılmaya başlıyor...

Tam konsantrasyon halinde olmadan, öğrenme ya da inceleme süresi ise yaklaşık 4 saat... 

Uykusuzluk ise başka bir limit; yaklaşık 20 saattir ayaktaysanız, beyin fonksiyonlarınız, trafiğe çıkmamanız için gereken yasal limitten iki kat fazla alkollü birinin performansına kadar geriler...

24 saatten sonra, zihniniz bulanır, hafıza tekler, el ve göz koordinasyonunuz zayıflar...

36 saatten sonra ise işler iyice karışır; kan değerleriniz bozulmaya başlar, nihayetinde kan basıncınız ve nabzınız düzensizleşir, hormon dengeniz bozulur ve duygusal açıdan dengesiz davranışlar göstermeye başlarsınız, ayrıca duyu organlarınızdan beyninize giden sinyaller de kesintiye uğramaya başlar...

Bu uykusuzluk halini uzun aralarla tecrübe etmek kalıcı hasarlara sebep olmaz belki, fakat haftalar süren uzun uykusuzluklar ciddi sonuçlar doğurabilir...

Bunları anlatma sebebim, geçtiğimiz hafta aynı gün 3 tıpçının peş peşe intihar etmesi...

Denilen o ki, bu intiharlara uzun nöbet süreleri ve ağır çalışma koşulları yol açmış...

Tıp, belki de dünyada çalışanlarından en fazla özveriyi isteyen alan... Zordur zor, çok zor hem de... Tembel adamın işi değildir... Siz hiç, “Mesai bitti, yarın devam ederiz” denilip de hastanın kendi haline bırakıldığını gördünüz mü? Ya da acil hastaneye çağırılan bir doktorun “Biraz beklesin, az işim var, bitirip geleyim” dediğini...

Günü, saati yok bu işin... Ama bir düzeni olmalı... En azından, insanların sağlığı için çalışanları sağlığından etmeyecek bir sistem kurulmalı... 

36 saate varan nöbetlerden bahsediliyor... Bir çok meslekte, 12 saat mesai yapmış adama kimse iş emanet etmez... En güvenilir çalışan bile, o saatten sonra hata yapmaya adaydır... Biz tutup, 36 saat nöbet tutan insanlara can mı emanet edeceğiz?

Hadi 36 saat de çalışmasın... 24 saat çalışıp, sonra 12 saat dinlenip işe geri gelen birinden bile ben performans beklemem açıkçası... Hasta olsam, benimle o kişinin ilgilenmesini istemem...

Bazıları, hükümetin sağlıkta attığı adımları eleştirme bahanesi olarak kullanıyor bu durumu... Hele hele meslek mensuplarının haklarını savunduğunu iddia eden kuruluşların yaptıkları “5 yıldızlı otel konforunda şehir hastaneleri yapmakla iş çözülmüyor” tarzı açıklamalar, olayın bütün ciddiyetini kaçırıyor... Ne alakası var ikisinin? Hizmeti alanın da, verenin de rahat edeceği binalar da yapılsın, şartlar da düzeltilsin...

Kabul edelim, hasta tarafından bakarsak, son 15 yılda sağlık alanında çağ atlandı... 

Bunun elbette diğer tarafa bir külfeti olmuştur... 

Muhakkak yanlışlar da yapılmıştır... Allah yapısı değil bu sistem, kul yapısı...

Ama mesela Türk Tabipler Birliği ya da illerdeki tabip odaları, siyasi parti gibi çalışmak yerine, bu konularda doğru düzgün çözüm önerileri sunsa ya? 

Son yıllarda, mesleğin problemleriyle ilgili bir araştırmalarını ya da çözüm önerilerini duydunuz mu? 

Yok... 

Girin ttb.org.tr’ye bakın, işleri güçleri siyaset...

Bir adım daha ileri gideyim, bu uzun nöbet işinin müsebbiplerinden biri de TTB’dir... 

Neden mi? 

Açıklayayım... Güneydoğu’da neden doktor sıkıntısı var? PKK’nın bölgede yediği haltlar yüzünden, kimse bölgede çalışmak istemiyor... Böyle olunca, koca ilde bazen sadece iki veya üç uzman bulunuyor... Haliyle, o az doktordan çok iş bekleniyor, nöbetler de uzuyor...

Peki, bu TTB değil mi o PKK’ya destek çıkan? Zırt pırt bildiri yayınlayıp devleti suçlu, PKK’yı mazlum göstermeye çalışan?

Sen PKK’ya destek ver, o bölgeyi karıştırsın, doktor ve hemşire sıkıntısı çekilsin, sonra “Nöbetler uzun!” de... Uzunsa senin yüzünden uzun işte...

Tıpçılar, kendi haklarını savunmak yerine aleme nizamat vermeye kalkan bu adamlardan kurtulmadıkça, sorunları da çözülmez... 

Düşünebiliyor musunuz, TTB hükümetle birlikte çalışıp, hem hastayı hem sağlık çalışanlarını memnun edecek bir uygulamaya imza atılmasını sağlayacak... Ben düşünemiyorum...

Meslek odalarının bu tıynette olması, devletin meseleye duyarsız kalacağı anlamına gelmiyor... 

Daha önce pek çok düzenleme yapıldı, bundan sonra da gereken yapılır... 

Umarız, bu konuda yakın zamanda bir adım atılır ve herkes için hayırlı bir sonuca ulaşılır...

Hayırlı haftalar efendim...

 

  • Akın özbeyAkın özbey11 gün önce
    Yahu çözümden bahsedelim doktor sayımız yetersiz doktorluğu Daha çekici bir meslek haline getirmeliyiz bence doktorlar çok saygıyı hakediyor çünkü iyisi kõtüsü herkezi tedavi ediyor