Harvard’a kabulün anahtarı: Motor tezgahı!

03 Eylül 2017 Pazar

Haber aslında biraz eski ama biz yeni duyduk... “Günümüzün Einstein’ı” olmaya aday biri bulunmuş...

Sabrina Gonzalez Pasterski, Küba asıllı Amerikalı bir kızcağız... Şu anda 23 yaşında, Harvard’da doktorasını yapıyor... Harvard kendisine tam akademik özgürlük tanımış, yani hangi konuda nasıl çalışacağını kendisi belirliyor, hiçbir müdahale yok...

Peki kendisine bu yol nasıl açılmış?

Pasterski’nin babası, bir elektrik mühendisi ve aynı zamanda avukat... Varlıklı bir aile... Pasterski, 9 yaşında amatör pilotluk eğitimine başlamış, 14 yaşındayken “kit” tabir edilen hazır parçaları birleştirerek kendi uçağını yapmış (maket yapmaya benzemez, kolay iş değildir). Bu tek motorlu araçla uçmayı başarmış ve “Kendi uçağını uçuran en genç insan” unvanını almış... Bizim haberciler bu uçak işini öne çıkarıyor ama, Pasterski’nin mühendisliğe ve fiziğe yönelmesini sağlayan, 10 yaşındayken internet üzerinden satın aldığı motor yenileme tezgahı... Bu tezgahta, yine internetten aldığı arızalı motor parçalarını tamir etmeye başlamış... Böyle böyle, işi uçak toplamaya kadar vardırmış...

Pasterski’nin Massachusetts Institute of Technology ya da kısa adıyla MIT’ye ve Harvard’a ilk başvuruları reddedilmiş fakat önce üniversite eğitimi için MIT’ye, daha sonra doktora çalışmaları için de Harvard’a kabul edilmeyi başarmış...

Şu anda Harvard’da, atomaltı parçacıkların davranışları üzerine çalışıyor...

Birçok akademik makalesi ve bilimsel çalışması yayınlanmış, onlarca ödül kazanmış ve dünyanın çeşitli yerlerindeki konferanslara konuşmacı olarak çağırılıyor...

Kendi açıklamasına göre, hiç erkek arkadaşı olmamış ve sosyal medyayı kullanmıyor...

Çalışmalarını yayınladığı internet sitesinde, “Ben sadece yeni mezun olmuş bir öğrenciyim. Öğreneceğim çok şey var. İlgiyi haketmiyorum” demiş...

Pasterski örneği, imkan ve motivasyon sağlandığında nelerin başarılabileceğini göstermesi açısından önemli...

Üniversitedeki ilk yılımda, tekdüzen hesap planındaki hesap numaralarını öğrencilere ezberletmekle muhasebe öğrettiğini zanneden bir hoca, vize notumu okurken (14 yıl olmuş, 40 almıştım, unutmam) bana dönüp, ciddi bir yüz ifadesiyle “Sen boşuna derslere girme, nasıl olsa kalacaksın” demişti... Kaldım...

O hocanın belki önemsiz gördüğü bir cümlesinin başlattığı olaylar zinciri, “Benim kafam bu muhasebeyi basmıyor herhalde” diye düşünmeme yol açtı...

Sonra, Allah selamet versin, başka bir hocadan almaya başladım muhasebe derslerini... “Öğretmek için” anlatılınca ve talebeye “bilgi talep eden” muamelesi yapılınca, sorunun bende değil de o “Kalacaksın” diyen hocada olduğunu fark ettim ama, giden zaman geri gelmiyor tabii...

Maalesef bu bir alışkanlık... İlkokuldan başlayıp, üniversiteden mezun edene kadar bütün öğrencileri sürekli ağaç gibi buduyoruz... Bizim istemediğimiz yöne doğru uzayan ne kadar dalı varsa kırıyoruz...

Pasterski’ye birileri çıkıp da, “Ne motor toplaması kızım, otur dersini çalış” deseydi, ne olurdu?

Ne olacak, bizim yüz binlerce gencimize ne olduysa o olurdu...

İmkan konusunda bütün eksiklikler bir bir gideriliyor, çok şükür...

Artık, gençleri motive etme hususunda da adımları atmanın zamanıdır...

Bayramınız mübarek olsun.

  • pppp2 ay önce
    TÜM EZBERLERİ BIRAKIN . İYİ DERS ALMAK , İYİ ÖĞRENECEĞİ ANLAMINA GELMEZ .Elektronik mi :pratikten başlayın, Tv yi sökün takın inceleyin. cep tel , bilgisayar, buzdolabı, sök bak incele. Malzemeye Dokunmadan Hayali Elektronik Öğrenilmez. ÇOCUKLAR :Cep Telefonlarını Uzaylıların yaptığını zannediyor. İçinde devre olduğunu bilmiyorlar.