Türkiye’nin Avrupa’yı bölme planı!

23 Ekim 2017 Pazartesi

Her şey sosyolojiyle ilgili! Ülke “bölmek” için tank-tüfek öncesinde “fitne” gerekir. Fitne “şeytani” ifade gibi dursa da dünya buna “uluslararası ilişkiler” diyor. Ne ilişki ama! Son yüzyıldır ilişkinin ezilen tarafı biziz, üstelik sığınacak “baba evi”miz de yok, zaten öz evimizdeyiz!

Avrupa yüzyıllarca “Türklük” kavramını bilimsel olarak incelemiş ve buna “Oryantalizm” yahut “Türkoloji” demiştir. İlk yazılı anıtlarımızdaki Göktürk Alfabesi’ni deşifre eden Danimarkalı William Thomsen’dir ve bunu 25 Kasım 1893’te gerçekleştirmiştir. Bilinen ilk ve tek Türk alfabesini elin Thomsen’i çözdü ve bu sadece bilimsel “çözülme” olarak kalmadı.

Alfabemizi çözmeyi başaran Batı, toplumu da çözmeye başladı, kültürel kodları tek tek deşifre etti. “Bu toplum neyi sever, neyden nefret eder, bunlara ne yaparsak nasıl tepki verirler?” gibi soruların cevabını buldular.

“Cevabı bulunan sorular” sayesinde Türkiye’nin bin yıldır kullandığı Kur’an Alfabesi’ni bir gecede değiştirdiler. Yani “bir gece ansızın” geldiler.

Kafamıza geçirecekleri “Yahudi şapkalarını” dikmeden önce bunları nasıl takacağımızın hesabını yapmışlardı. Bugün de Kuzey Irak’taki Barzani referandumunun bir anda ortaya çıktığını sanıyoruz ama o iş öyle değil!

Biz “heykel toplumu” değildik, daha heykeltıraşlara sipariş verilmeden evvel toplumun nabzı ve kuvveti ölçülmüştü. Nabzımız atmıyordu! Tüm şehir meydanlarına heykeller diktiler.

Çatışma alanları kontrol edilince ortaya Sünni-Şii, Kürt-Türk mevzusu çıktı. Yanına sağ-sol, asker-sivil konularını yedeklediler.

1980 Askeri Darbesi’yle Türk-Kürt ayrışma zemini hazırdı. PKK’ya “paralel” şekilde FETÖ’nün temelleri de atıldı. 2013’e kadar FETÖ’ye “Muhterem Hocaefendi” dememek bile eleştirilir olmuştu. Bir çeşit “Kemalizm” kutsaması!

Ve tüm oyunlar bozuldu. 

“BUNLAR HEP TÜRKİYE’NİN OYUNU”

Şimdi toparlanıyoruz, daha iyi olacak. Günübirlik tartışmalar geçer gider. Belki kısa değil ama orta vadede Avrupa Basını’nda “Bunlar hep Türkiye’nin oyunu” sözlerini duyacağız.

Türkiye, Necmettin Erbakan’la beraber “oyuncak” olmayı bırakmış ve yeni bir “oyun kurucu” olarak “1299 Misyonu”na ikinci defa dönüş yapmıştı. Bu oyunun ustası ise Recep Tayyip Erdoğan!

Avrupa’da güya “birlik” var ama parçalanıyorlar. Ortak para birimini kullanmayan birden fazla AB Üyesi ülke var. Katolikler, Ortodokslar, Protestanlar var; yüzlerce farklı tarikat, birbirine karışmış ve “karışmaktan” bıkmış topluluklar var. Ezilenlerin çocukları sadece Avrupa sokaklarında değil plazalarda da geziyor. Avrupa’nın “zehri” damarlarında gizli! Katolik-Ortodoks çatışmasının temellerini atmak zor değil! Zalim olalım demiyoruz, ancak zalimlere diz çöktürmenin önsözünü yazmak gerekir. 

İtalya’da Padania, İspanya’da Bask, İngiltere Birleşik Krallığı’nda İskoçlar, Yunanistan’da Batı Trakya, Almanya’da Baverya ve Fransa’nın sömürgeleri; “Avrupa’nın Kürdistan’ı”dır!

Avrupa’da “uyuyan problemler” uyanırsa kendi içlerine büyük oranda dönmeleri sağlanır. Amerika zaten Avrupa’dan bütünüyle ayrı değil! Maksat “zulüm” değil, mazlumu ezenleri önce defetmek sonra bertaraf etmek! Ütopik mi dediler; Avrupa bunu yüzyıldır yapıyor ve bir kere dahi “ütopik” demediler değil mi?

Dünya haritasını ters çevirince Batı’nın aslında “altta” kaldığı görülür. Bu haritayı bir “Türkiye Lideri” ters çevirecek ve tarihin akış yönünü mazlumlar lehine döndürecektir. 

“Bir gece ansızın” gelme sırası bizde!

“ANADOLU MEDYASI VE SİNAN BURHAN”

Sinan Burhan Türkiye’de kimsenin başaramadığını gerçekleştirdi ve dostlarıyla birlikte “Anadolu Medyası”nı tek çatıda birleştirdi. Kendisi tevazuyu elden bırakmasa da yaptığı iş önemli. Yüzlerce medya kuruluşunun sesi daha gür çıkıyor. 15 Temmuz’da yerli medyanın yaptıkları ortada. Referandum sürecinde de “320 medya kuruluşu” ile “evet” demişlerdi. Etkinlikleri tek tek saysak bitmez. En son Rize’de yerli ve yabancı basın mensuplarıyla “Uluslararası Karadeniz Kültür, Turizm ve Medya Şurası” gerçekleştirildi. 

Buradan oldukça faydalandık. Hem bazı meslektaşlarımızla tanıştık hem de medya adına hafıza tazeledik. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı medyanın “dördüncü kuvvet” olduğuna yeniden vurgu yaptı. Başta Sinan Burhan beyin şahsında etkinlikte emeği geçen ve Anadolu medyasını güçlü kılan herkese sonsuz teşekkürler. 

 

  • erdemerdem25 gün önce
    haha hic gulecegim yoktu.