Türkiye’de “çatışma” istiyorlar!

03 Temmuz 2017 Pazartesi

Adalet yürüyüşü peygamberin izinden yürümektir diyenlerle peygamberimizi diziler yoluyla -hâşâ- kamyona bindirmeye cüret edenler aynı zihniyetin ürünleridirler.

Milletin üzerine bombalar atıp yurtdışına kaçtılar ve buna “hicret ediyoruz” dediler. 

Sokakları kapatıp bombalarla tuzakladılar ve buna “hizmet ediyoruz” dediler.

Aynı zihniyet, yollarda yarı sarhoş yürümenin adını “hicret” koymaya çalışıyor. Hem İslam’a karşılar hem de müslümanın kavramlarını yine ona karşı kullanıyorlar. İngilizlerin kurduğu DAEŞ terör örgütünün yaptığı şey de tam bu işte!

Türkiye’de “çatışma” istiyorlar! Sömürmeye ve semirmeye alışmış, bu alışkanlıktan dolayı kudurmuş, zihni her türlü sanal fahişeliğe açık, onun bunun örgütlerinin maşası olmuş piyonlar çatışma istiyor. Bunun için her yolu mübah görüyorlar. Bize en yakın örnek olan PKK ve FETÖ’nün her yolu mübah görmesi gibi! “Gerekirse hâkim-savcı satın alacaksınız” sözünü unutmayın. Sırf Ak Parti’ye mensup diye öldürdükleri Kürtleri unutmayın! Sırf “itiraz ediyor” diye yaktıkları köyleri unutmayın!

Şerefsiz örgütler şerefli insanları katlediyor 

Yıllarca utanmadan “En iyi Kürt ölü Kürt’tür” diyenler bu milletin düşmanlarının piyonları değil miydi?

Çatışma istiyorlar. Buna göre Türkiye’de hangi “iki kesim” çatışacak?

Alevi-Sünni, Türk-Kürt, sağ-sol, laik-antilaik, asker-sivil, Atatürkçülük kavgası, İslamcılar arası kavga, LGBT kışkırtması üzerinden kavgalar, Dinsiz Kürt-Müslüman Kürt kavgası, Milliyetçiler arası kavga, Türkçülük üzerinden kavgalar… Listeyi istediğiniz kadar uzatın!

“Kavgası ve davası” mazlumlar için, hak için, rıza-i bâri için olmayan sadece gürültü çıkarır, sadece gözyaşı ve kan vaat eder!

Yukarıda bahsettiğimiz kavgaları ümmet coğrafyasında bol soslu şekilde çıkardılar. Günümüz Türkiye toplumu bu algı yönetimlerine ve ucuz numaralara inanmıyor. Gaza gelmiyor. 

1997’de Fadime Şahin üzerinden bütün Müslüman kadınları, Müslüm Gündüz üzerinden bütün Müslüman erkekleri zan altında bıraktılar. Neredeyse bütün bir milleti “kirli bir uçkurun” içine hapsettiler. Üstelik bunu 20-30 dakikalık “haber bültenleri” yoluyla gerçekleştirdiler.

Aynı vaka ve aynı kirli tezgâh bugün tutmaz! İnsanlar araştırıyor, varsa bir suç bu işin hâkimliğini, savcılığını yapmaya kalkmıyor. Bireysel suçlar üzerinden toplulukların hedef alınmasına izin vermiyor.

“Yürüyüş ve protesto” bir hukuki haktır! Lakin milyonlarca oy alan siyasi parti liderinin “önünü ve arkasını” düşünmeden kendini yollara vurarak “adalet” aramaya kalkışması inandırıcı ve samimi değil; ancak “samimi” gibi göstermek için her şeyi yapıyorlar. Doğal göstermek için neredeyse ellerinde çiçek tohumlarıyla yürüyecekler. Bu iş “sahte” olmasına rağmen sol cenahta büyük prim yaptığı da bir gerçek! PKK, LGBT, toma’lara çıkma, milyonluk telefon ücretleri gibi söylemler CHP’ye oy kaybettirmiyor. Adamlar dünyanın bütün kirli örgütleriyle dans etse bile fark etmiyor.

 Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü aynı zamanda devletin de imtihanı, dikkat edilmesi gerek!

Hâşâ tanrılığını çoktan ilan eden Batı’nın yapma ilahları “kurban” istiyor, hem de doyumsuz şekilde! Berkin gibi, Ali İsmail ve diğerleri gibi!.. Deniz Gezmiş idam edilmeseydi onu pek hatırlayan olmayacaktı değil mi?

Kılıçdaroğlu’nun kendi inisiyatifiyle yola çıkmadığını, zaten böyle karar verecek stratejik altyapıya sahip olmadığını sağır sultan duymasa bile tahmin ediyordur. Düğmeye basıldı hepsi bu, mesele o düğmeye basan elleri keşfedip gereğini yapmak. Büyüyen Türkiye ancak böyle ileri gidebilir.

Kılıçdaroğlu’nu “kahraman” yapmaya çalışıyorlar. Ne kadar eksik karizması olsa da arkasına “az bir kalabalığı” aldıktan sonra yolun ortasına tek başına geçip, başında petrol istasyonlarında verilen şapkalara benzer bir şapka takarak elindeki pankartla ortada dikilmek “sol cenahta” gösterişli bir durum!

Yaşamak ve yaşatmak için çıkılmadıkça hiçbir yol doğru hedeflere varmaz. Ölülerin üzerine basmak kolaydır, çünkü ölünün söyleyeceği söz, itiraz edeceği kelime kalmamıştır. 

Çünkü “ölü bir kahraman” kitleleri harekete geçirme açısından “diri kahraman”dan en az 10 kat güçlüdür.

“Yürüyün, ama bilin ki o yürüdüğünüz yollar da bizim” diyen gençler sayesinde çatışma çıkmayacak!

Ve biz yollarımızda kan akmasını değil, çiçekler açmasını istiyoruz.

İstanbul ve Ankara’da, Mekke ve Medine’de, Şam’da, Beyrut’ta, Kudüs’te, Bağdat’ta; velhasılı ezan okunan tüm yollarımızda!..

İslam kokulu, barış kokulu, refah kokulu yasemenler, papatyalar, laleler, güller!