Sırbistan’da Sultan Erdoğan, Türkiye’de nasıl diktatör?

16 Ekim 2017 Pazartesi

Bir grup gazeteciyle helikopterden indik. 

Bizi “Enes Niksiç” karşıladı. 

“20 senedir aktif olarak Türkçe konuşmuyorum, ama Türkçe’yi unutmak da istemiyorum” diye başladı sözlerine. Sırbistan’da yaşayan bir Boşnak.

Sırbistan’a bağlı Sancak Bölgesi “Novi Pazar” şehrinin meydanına doğru ilerledik. Şehrin ve bölgenin ismi Osmanlı’dan yani bizden kalma, son bir hatıranın yeryüzüne iz düşümü! On binlerce insan, ellerinde Türkiye’mizin ay yıldızlı al bayrağı; sanırsın Kırşehir’e, Sivas’a, Rize’ye, Gümüşhane’ye gelmişiz. Sonra tanımadığım bir kişi çat pat konuştuğu Türkçe’siyle mealen şöyle dedi: “Ellerinde Türk bayrağı gördüğün bu insanların hiçbiri Türk değil, hiçbiri Türkçe de bilmiyor. Bu insanlara başka bir devletin bayrağını taşıtamazsın, başka bir devlet liderinin karşısında böyle bekletemezsin; ama işte Türkiye’nin bayrağı ellerinde ve Türkiye’nin liderini bekliyorlar.”

Bir Osmanlı hüznü ve gururu çökmüştü omuzlarıma… 

Hatıra olarak kaldığını sandığımız “Sancak” ismi sanki küllerinden doğacak gibi yanı başımızda duruyor.

Sanki birazdan “Abdülhamid Han” şu sokaktan ansızın aramıza katılacak gibi ve sanki “Şanı büyük Osman Paşa” eline mikrofonu alıp selam verecek gibi ve sanki “yalnız değilsiniz, işte döndük, işte buradayız, sizi hiç bırakmadık ki” diye inleyecek bir gökyüzünün altındaydık.

Ve bu gökyüzünün tam altında bulunan topraklar Osmanlı’nın Balkanlar’dan en son çıktığı yerler!

Aradan bir asır geçti.

100 senelik süreçte, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti “yerli, milli ve modern” şekilde uzun yıllar yönetilemedi. 

Bize ait olan Osmanlı imparatorluğu hep karalandı, Abdülhamid Han’a “katil kızıl sultan” dendi, geçmişimiz unutturulmaya çalışıldı.

Oysa Belgrad bizimdi; Tel Aviv, Atina, Mekke, Şam, Budapeşte, Musul, Kırım, Kahire, Cezayir, Bağdat, Kudüs ve sayamadığımız yüzlerce şehir!..

Bizim olan şehirleri “bize” unutturdular. Fetih ruhunun üstüne beton dökmeye çalıştılar.

“Novi Pazar” şehrinde insanlar ellerinde Türkiye’mizin bayrağıyla güneşin altında beklemeye devam ediyordu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sahneye doğru yürürken kalabalık hep bir ağızdan sloganlar atmaya başladı: “SULTAN ERDOĞAN… SULTAN ERDOĞAN…”

Türkçe bilmeyen ve hiçbiri Türk olmayan insanlar, Türkiye’nin liderine “Sultanım” diyordu. Üstelik yanlarında Sırbistan Cumhurbaşkanı da olmasına rağmen; resmiyette kendilerini yöneten kişiye değil, bizim liderimize Sultan diyorlardı. Çünkü onlar “bizim” öz tebaamızdı ve çünkü onlar kendi öz liderlerinin karşılarında olduğunu çok iyi biliyorlardı.

Üstümüze dökülen betonları “biz” ellerimizle kırıp attık.

“Sultan Erdoğan, Sultan Erdoğan” sloganları bir ışık hüzmesi gibi dünyaya yayıldı, tohumlar saçıldı, bu tohumlar nereye gider bilmem ama elbet bir yerlerde fidana dönüşecektir.

Bu gücü hissetmek gerekli! Bu bir dünya gücü!

İngiltere’nin yönettiği bir devlet değiliz artık! 

Şimdi birileri “diktatör” demeye devam mı edecek? İyi o vakit, uşaklık yaptıkları adamlarla beraber az ileride oynamaya devam etsinler, oyunları gayri “maya” tutmuyor!

15 Temmuz’da Türkiye halkını sokağa çağırdığı gibi, bir gün tüm Müslüman ülkeleri sokağa çağıracak güce eriştiğinde Amerika’nın da İngiltere’nin de gerçekleri ortaya dökülecek!

Bugün Türkiye’nin etrafı faiz lobileriyle, inişli çıkışlı döviz kurlarıyla, ilan edilmeye çalışılan kaçak devletlerle, oluşturulmuş suni vize krizleriyle çevriliyse işte bunların tüm sebebi 15 Temmuz’da gösterilen irade ve bu iradenin yakın gelecekte sınırlarımızı aşarak yayılacağının bilinmesindendir.

Zafer, inananlarındır ve inananlar bilir ki önemli olan “gayret” etmek ve ümitsizliğe düşmeden, vazgeçmeden daima ilerlemektir. Gayret bizden, zafer Allah’tan!

 

  • bayram balkaşbayram balkaş1 ay önce
    hamaset yapmıyoruz,gerçekleri haykırıyoruz: osmanlı biziz...t.c.devleti osmanlı devletinin ta kendisidir,çok partili,çoğulcu parlamenter cumhuriyet rejimi kuruldu,sadece padişah yönetim sistemi yerine şu an c.başkanlığı yönetim sistemi kabul edildi...hayırlı olsun...elli seneye varmaz,t.c.devleti dedelerimizin topraklarını geri alır,tankla tüfekle değil,onlar isteyerek bizimle bir olacaklar ve hakikaten islam birliğini de bu şekilde kuracağız...inşallah biiznillah...