PKK’nın J harfi aşkı

P

KK yani “Partiya Karkaren Kürdistan” yani Kürdistan İşçi Partisi!

“Partiniz batsın” diyesi geliyor insanın.. Sizin partileriniz olsa olsa uyuşturucu partisi olur. FETÖ’nün haşhaşileri ile PKK’nın hint keneviri çiğneyen yöneticileri arasında fark yok, kaynakları aynı! Kürt gençleri 12 Eylül’ün askeri darbecileriyle el ele vererek, parti parti harcayanlar bunlar işte!

Bir sürü isimleri var: PKK, YPG, PJAK, YPJ, KJK, TJA, PAJK, YPSJİN, KJB, KJA, TEVGERAJİNAN, TAVÇANDAJİNEN, YJK, YAJK, YJŞ, RAJIN, TAJE, HPCJİN, YJŞ… Liste uzayıp gidiyor!

Dikkat edin çoğunda “J” harfi var. Bu harfin cazibesi yahut sırrı nedir?

“J” Kürt dili ve edebiyatında kadın anlamına gelen “Jin” kelimesinin ilk harfi! “Jin” aynı zamanda “hayat” demek! Ama PKK ve tasmalı diğer örgütler bu hayatı ölüme çevirdi. Yukarıda içince “J” geçen tüm örgütler “kandırılmış ve ele geçirilmiş” kadınlardan kurulu terör örgütleri! Kadınların nazenin duygularını “özgürlük” yalanı altında talan ettiler. Kadınlar kocalarından boşanınca “özgürleştik” sandılar, oysa anlamını bile bilmedikleri kör ideolojilerin sadece birer “militanı” oldular.

Kadınlardan terör ordusu kurmaya çalıştılar ve bunu sadece dağlarda değil şehirlerde de yapmaya çabaladılar. “Kadın ve Özgürlük” ne kadar sihirli bir ifade değil mi? “Kocasına bağlı kalmayan, özgür ve bağımsız kadın” ifadesi rezildir aslında! Aynı ifadeyi “Karısına bağlı kalmayan koca” dediğinizde de görürsünüz.

Kürt sanatçı “Çiyager” 18 ay önce bu duruma başkaldırmış ve saldırıya uğramıştı. Kendisiyle çıktığımız televizyon programında hüznü gözlerinden okunuyordu. Onu eşinden PKK ve HDP “Sana özgürlük vereceğiz” diyerek ayırmıştı.

PKK nasıl kadınları hedef alıyorsa, dünyanın Batı tarafından üretilmiş bütün terör örgütleri de onları çeşitli yollarla hedef alıyor.

Cahiliye devrinde yeni doğmuş kız çocuklarını diri diri gömenler, yeni yüzyılda bunu başaramayınca onlara “özgürlük” kılıfı altında bir reçete yazdılar. Bu reçeteyi içen ölüden beter oldu. Ailesi dağılmış, çocukları etrafa saçılmış kadınlar, bizim kadınlarımız!

28 Şubat’ın en büyük hedefi de yine kadınlar değil miydi?

“Başörtü” yasağının birinci sebebi İslam düşmanlığıysa, ikinci önemli sebebi kadını toplumdan tecrit etmekti. Müslüman kadının sosyal hayatta yerini alması ümmetin şefkatli bireyler ve topluluklar olmasının yolunu da açacaktır ve içimizdeki-dışımızdaki “gavurlar” bunu istemedi.

Feminist bakış açısı hep “özgürlük” vaat etti ama bu özgürlük sadece bir “ezme/ezilme” biçimiydi.

 Kadın ve erkek özünde Âdem ile Havva’dır.

Topluma Kerem ile Aslı’nın sevdasını, Leyla ile Mecnun’un ayrılık ateşini unutturanlar maalesef ekranlara manken-futbolcu aşkını(!) yerleştirdiler.

Oysa Hz. Hatice değil miydi ovaları, taşları ve dağları aşarak eşine bir kap yiyecek götüren! Hz. Hatice özgürlük simgesidir, “ahde vefa”nın ve sabrın adıdır.

Bana ilk duam olan “Sübhaneke”yi bir caminin avlusunda 5 defa tekrarlatarak ezberleten rahmetli anneannem, okuma yazma bilmediği halde toplumun vicdanı olan, çocuklara her gün küçük şekerler dağıtan, çocuğu üniversite okusun diye halı dokuyan, dualar eden rahmetli anneannem özgür bir kadındı!

“J” harfine esir ettiğiniz kadınların çocukları sizden elbette hesap soracak. Kadını güya özgürlüğüne kavuşturdunuz ama kocasını eşsiz bırakıp uçurumlara attınız ve arada kalan çocukları dağa kaçırdınız.

“F” seri numaralı 1 dolarlar ile güya taltif ettiğiniz kadınların çocuklarına gün geldi büyükelçi vurdurdunuz, gün geldi TIR durdurttunuz, banka önlerinde cevşen okuttunuz, devletin malını yağmalattınız!

“J”leriniz ve “F”leriniz sizin olsun; kadınımız, annemiz, eşimiz, kızımız, ablamız, kardeşimiz, halamız, teyzemiz bizim için çok ama çok kıymetlidir.

Bizim için özgürlük, Allah’ın bize çizdiği ve Hz. Muhammed’in (sav) işaret ettiği yolun bizzat kendisidir.

 

  • MustafaMustafa1 gün önce
    Allah razı olsun emeğine sağlık

Hacı Yakışıklı


Son Yazılar