THY- Güney Avrupa Haziran

Hedef Abdülhamid Han değildi!

18 Aralık 2017 Pazartesi

Zira hedef “gerçekten” o olsaydı, vefatının üzerinden onlarca sene geçtikten sonra bile kimse ona “Kızıl Sultan” diye iftira atmaya devam etmezdi. “İstibdat” kelimesini hafızamıza kazıyarak onu, yani bizim adamımızı yine bizlere karalamazlardı. Fotoğrafını bir duvara asıp hakaret olsun diye yumurta fırlattıklarını hepimiz hatırlıyoruz.

Hedef sadece Kudüs de değildi!

Hedef Mekke veya Medine de değildi!

Hedef Irak veya Suriye de değildi!

Hedef, Müslümanları topyekûn uyuşturmaktı!

“AKİT’İ LİNÇ ETMENİN DAYANILMAZ HAZZI”

Dünya basın tarihinde emsali görülmemiş bir şekilde tam 312 General’in aynı anda Akit’e dava açması sıradan bir hukuk olayı mıydı? Hedef Akit miydi? Onlar “ne yaparlarsa yapsınlar” Akit’in susmayacağını bilmiyorlar mıydı? Elbette biliyorlardı. 

Ancak maksat; “Biz sizin içinizden Akit gibi, zalime karşı sessiz kalmayan bir gazeteye dava açıp onu susturarak linç ederiz, hiçbiriniz de birlik olup onu koruyamazsınız” algısını beyinlere kazıyıp Müslümanları iyice etkisizleştirmekti.

Lakin 15 Temmuz’da İslam’ın son kalesini zalimlere teslim ettirmeyen Rabbimiz, 312 General Davası’nda da Akit’i kimseye yedirmedi. Çünkü Akit ve onu yönetenler kenara çekilip kaçmadı!

Akit Gazetesi bugün 25.yılında ve dimdik ayakta!

Mustafa Karahasanoğlu ağabeyin kurduğu çatıyı güya başına yıkmak için gelen özel harekâtçılar nerededir bilmem, merhum Hasan Karakaya’yı sorguya çeken savcılar nerededir bilmem, Ali İhsan Karahasanoğlu ağabeyi mahkeme mahkeme gezdiren o tutanakları yazan eller nerededir bilmem!

Bildiğimiz bir şey varsa o da Müslümanlar dimdik ayakta, Akit dimdik ayakta!

“KUDÜS SADECE ABDÜLHAMİD HAN’IN MESELESİ DEĞİL”

Kudüs hepimizin meselesi! Kudüs’e sahip çıkmak Abdülhamid Han’a sahip çıkmaktır, Abdülhamid Han’a sahip çıkmak ümmetin onuruna sahip çıkmaktır!

Bize bu onuru 100 yıl boyunca yaşatmayanlara karşı işte şimdi sessiz kalmıyoruz.

Biz bu dünyaya korkak ve pısırık bir hayat yaşamaya gelmedik. “Olur da bir gün işimiz düşer, aman ha bir şey demeyelim” rezilliği ayaklarımızın altındadır.

Düşmanlarımız bizim öz evlatlarımızı öldürürken, onları kelepçelerle yerlerde sürüklerken “en azından” vicdanı kanamayanlar gitsinler İngiltere Kraliçe’sinin sahte cennetinde avunsunlar!

Biz İsrail’i dost ve müttefik kabul etmiyoruz.

Biz Amerika’yı “Türkiye vatandaşları olarak” dost ve müttefik kabul etmiyoruz.

Biz İngiltere’yi sömürü devleti olarak biliyor ve rakibimiz, düşmanımız olarak görüyoruz.

İşte bu düşmanlara karşı “savunma stratejilerini” bırakıp “saldırı stratejilerine” geçmenin gerekliliğine inanıyoruz. Saldırı derken onların yaptığı gibi masumları öldürmek, sokaklarda bombalar patlatmak gibi şeyleri kastetmiyoruz. En iyi saldırı yine en az onlar kadar donanımlı olmaktan geçer.

Düşmanınızın silahlarından daha iyi silahlarınız olsun ki size ve kardeşlerinize saldırmaya cesaret edemesinler!

Türkiye’nin yeniden dünyayı yönetme ve zalimlere karşı mazlumları koruma potansiyeli var! Muhtaç olduğumuz kudret Allah’ın bize işaret ettiği yolda mevcuttur. Bu yolda kan ve gözyaşı değil, yere düşen her kim olursa olsun ayağa kaldırmak vardır.

Türkiye kendi prangalarını kırmıştır ve alınacak daha bir miktar yol vardır. 

Özgür ve tam bağımsız Türkiye; Mekke’nin, Şam’ın, Doğu Türkistan’ın, Kudüs’ün, Bağdat’ın, Libya’nın, Fas’ın, Cezayir’in, Kabil’in ve ezan okunan tüm yeryüzü topraklarının prangalarını kıracaktır!

Ve tüm mevzu budur!

 

YORUM YAZ