G20 Zirvesi’nde Erdoğan farkını gördük

10 Temmuz 2017 Pazartesi

G20 Zirvesi bittikten sonra cumhurbaşkanımızla uçağa geçtik. Türkiye’ye yaklaşırken gazetecilerle uçaktaki masa etrafında bir araya geldi. Soru cevap faslına geçildi. 

Bu arada uçak durmuyor tabii, İstanbul’a yaklaştık. 

Başkası olsa “Aman bağlayın kemerleri, inişe geçiyoruz, sıkı tutunun” gibi şeyler söyler. Ama Cumhurbaşkanımızı biliyorsunuz. Son dakikaya kadar çalışıyor. Uçak piste inerken bile sorulan bir sorunun cevabını yarıda kesmiyor ve konuşmaya devam ediyor. 

Uçak inerken insanın başı döner, ne bileyim sırtını koltuğa falan yaslar. Hayır, Erdoğan öyle değil; o gerçekten çok farklı! Yaslanmak bir kenara, konuşmasını ve duruşunu hiç bozmadan ve uçağın inişine aldırmadan sözlerini sürdürdü. Uçak durduğunda bile sözlerini sürdürüyor, her soruya kesin ve net bir şekilde cevap veriyordu.

Son dakikaya kadar bir mücadelenin izini sürmek, son ana kadar vakti değerlendirmek!

İşte bizim Cumhurbaşkanımız böyle birisi!

Birileri provokasyon yollarında yürürken, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Ülkemize neler katabiliriz, Türkiye’yi yükseltmek için hangi projeleri geliştirebiliriz” diyerek ileriye doğru koşuyor.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın en sevdiğim sözü “Lider taşın arkasına saklanırsa, milleti dağın arkasına saklanır.”

Bu söz öylesine söylenmiş bir söz değil, zaten hepiniz Cumhurbaşkanımızın bu sözü “iliklerine kadar yaşadığını” çok iyi biliyorsunuz.

Sadece 15 Temmuz’da değil, onun öncesinde de hep en öndeydi! Kimsenin söylemeye cesaret edemediği sözleri söylemiş ve üstelik cezaevinde yatmaktan tutun, kıymetli ailesine iftira atılmasına kadar türlü bedeller ödemişti.

Almanya’nın Hamburg şehrindeki G20 Zirvesi’ne cumhurbaşkanımızla katılarak onun “öncülüğüne” yakından şahit olma fırsatı buldum.

Giderken bize ne söylediyse, zirvede de “aynısını” tüm dünyaya haykırdı!

Bir şey daha var; Cumhurbaşkanımız bir şeyi “anında” yapıyor. Beklemiyor, ötelemiyor! G20 Zirvesi’nin “bildirgesini” Türkçe’ye çevirtti ve bu bildirgeyi daha uçaktayken fotokopiyle çoğalttırıp dağıttırdı. Anında bilgi, geç kalmak yok, beklemek yok, koşmak var!

Sanmayın ki “propaganda” yapıyorum, sanmayın ki “olmayan şeyleri” yazıyorum; bilakis her şeyi yazmaya kalksak tüm gazeteyi doldurur. 

Erdoğan’ın “kuru ve gerçek üstü propagandaya” ihtiyacı yok, çünkü kendisi “gerçeğin tam üstünde” ve daima kitabın tam ortasından konuşuyor. Kenardan yürümüyor, varsa söndürülecek bir ateş eline suyu alıp ilk önce o yürüyor.

Bunu gördük, bunu yaşadık ve ne görüp ne yaşadıysak onu yazıyoruz.

Otelimize geçtik. Hamburg sokaklarını şöyle bir tek başıma gezdim. Herhalde 8-10 kilometre yürümüşümdür. Elimi arkama atarak ve Türkiye vatandaşı olmanın gururuyla yürüdüm. Bazı ülkelerin otellerinin önünden de geçtim.

Bizim, Sayın Cumhurbaşkanımızla kaldığımız otel ile diğer devlet liderlerinin kaldığı otel “koruma açısından” çok farklıydı. Bizim otelin etrafında yüzlerce Alman polisi olmasına rağmen, diğer otellerin önünde çok az polis vardı. Üstelik bizim otelin giriş kapısına yaklaşmak mümkün değilken diğer otellerin kapısının önünden süzülüp geçebiliyorsunuz.

Bakın, dikkat edin!

Koskoca zirvede en iyi korunan 3 lider vardı. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Rusya Başkanı Putin ve Amerika Başkanı Trump!

Gururlanmamak elde değil! Biz “özgüven sahibi” olmayalım da kim olsun!

Kıymetli olan korunur.

Altın ve mücevherler daima pırıl pırıl camlar ardında saklanır, ama sıradan eşyalar raflara dizilir. Üstelik hiçbir sarraf “Altın var, gel vatandaş gel” diye bağırmaz, çünkü altın kıymetlidir ve onu almak için ayağına gitmeniz gerekir.

Üstelik Erdoğan G20’nin yarısıyla “baş başa” görüştü.

Artık talep edilen bir ülkeyiz, lider ülkelerden biriyiz, Allah nasip ederse liderlerin öncüsü de biz oluruz. Türkiye’yi yükseltmek için emek veren, gecesini gündüzüne katan bir liderimiz var. 

Allah; ülkemiz için, ümmetimiz için yorulan ve ter döken herkesten razı olsun.