Filistin’e havaalanı, Yunanistan’a Türk Adası!

11 Aralık 2017 Pazartesi

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan “Lozan’da güncelleme” mevzusunu dile getirdi ve her zamanki gibi dört bir koldan saldırıya geçip “Ama efendim yaaaa, bu iş hukuki değil!..” demeye başladılar. Sanki 15 yıldır koskoca devleti, ümmetin son kalesini yöneten Recep Tayyip Erdoğan neyin “hukuki olup olmadığını” bilmiyor mu sanıyorlar?

Burada mevzu “güncelleme” falan değil, önemli olan “konunun gündeme gelmesi” ve tartışılması! Önce Yunanistan konuya bir alışsın, sadece Yunanlılar değil tüm Batı kamuoyu “Lozan’ı unutmadığımızı” ve “94 yıl evvel imzalanan bu antlaşmayı” vicdani ve tarihi olarak kabul etmediğimizi bilsin!

Türkiye “güçlendikçe” sadece Lozan Antlaşması’nı değil “cetvelle çizdikleri” haritaları da reddettiğimizi görecekler. Düşmanlarımız bunun böyle olacağını zaten biliyor. Sizin de malumunuz üzere “gidilen kutlu yola” en sert taşları döşemeye çalışıyorlar. 27 Nisan, 15 Temmuz ve niceleri!..  

“Lozan konusunda anlaşılmayan incelikler” var dedi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan! Bu söze Yunanlılar’dan daha çok ülkemizdeki güya vatanseverler(!) itiraz etti.

Cumhurbaşkanımız Yunanistan’da duygularımızı çok net dile getirdi ve bu netlik “düşman bildiklerinizin” bile size saygı duymasını sağlar. Nitekim “Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopoulos” bu durumu dile getirdi. 

Ege’de sahip olduğumuz neredeyse bütün adalar şu anda Yunanistan’da ve hepsi de burnumuzun dibinde! Yani bir Yunan vatandaşı İzmir’in dibine kadar denizi yara yara İzmir’in kara sınırını görecek kadar gelebilirken, biz “kendi topraklarımız olan bu adalara” yaklaşamıyoruz, Yunanistan’a yaklaşmak hak getire!

Bir “Türkiye evladı” olarak bu durum zorunuza gitmiyor mu? “Ayakları, kalbi ve zihni bu topraklara basan” herkesin bir kez daha düşünmesi lazım! 

Korkak bir siyasi tavırla “bize harita çizenlere” boyun eğerek mi yaşayacağız yoksa zalimlere karşı sadece ülkemizi değil bütün mazlumları ayağa kaldırarak onurlu bir şekilde mi yaşayacağız?

 “YUNANİSTAN’DAN NOTLAR”

*Cumhurbaşkanımız ve heyetinin bulunduğu Atina’da “olağanüstü bir koruma” vardı. Yolların orta kaldırımları bile polis doluydu. Biz gazetecilere ve heyete gayet nazik ve dikkatli davrandılar.

*Yunanlılar’da net bir “Türk korkusu ve düşmanlığı” var. Buna rağmen sokakta gördüklerinde sanki “dost olmak” ister gibi yakın davranıyorlar.

*“Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik” ve Yunanistan Devlet Bakanı ve hükümet sözcüsünün katıldığı bir ortamda Yunanistanlı ve Türkiyeli gazeteciler bir araya geldi. Ömer Çelik orada net şekilde şunu söyledi: “Yunanistan’da tek bir yayın organı bile Türkiye aleyhine 5 bin olumsuz ve karalayıcı haber” yapmış. Anlaşılan o ki Yunan Basınının geçim kaynağı Türkiye korkusunu yaymak!

*“Gümülcine” tıpkı Sırbistan’ın “Novipazar” şehri gibi Avrupa’da bir Müslüman belde ve Gümülcine’nin binlerce müslümanı “liderlerini” görmek için şehir meydanına akın etti.  

*Atina’da sanayi yok, Yunanistan’da ekonomik kriz hissediliyor, ülkenin 4’te 1’i işsiz!

*Hani şu “Türkiye’de mimari estetik yok” diyoruz ya; hah işte aynısı Yunanistan’da da yok! Binalar genelde 5 katı geçmiyor ama çok eski. Gökdelenler yok, fakat binalar beton yığını!

*İstanbul gibi güzel bir şehri Yunanistan’da da göremedik. Zaten İstanbul’un benzeri yok, Batı’nın bütün şehirlerinden daha güzel!

“FİLİSTİN’E HAVAALANI YAPILSIN”

Kudüs’e gitmek için 2 defa girişimde bulundum ama kısmet olmadı. Beni üzen durum ise Filistin’e gitmek için illa ki “İsrail vizesi” gerekiyor olması! Yani kardeşlerimizi görmek için “düşmanlarımızdan” izin istiyoruz. Filistin’de havaalanı yok! Buraya uygun bir alan oluşturulup havaalanı yapılması elzemdir. “Siz daha Filistin’e yardımı zor götürüyorsunuz, havaalanı da nereden çıktı?” diyenleri duyar gibiyim. Biz millet olarak sizi dinleseydik şimdi o yardımlar da gitmiyor olurdu!

Şimdi bizi “duygusal ve stratejiden uzak” bulanlar olacaktır.

Çocukların öldüğü, kadınların tecavüze uğradığı, babaların ölmüş evlatlarına sarılıp ağladığı topraklarda “onların reel stratejilerini” gördük.

Sırtını Batı’ya ve güya güçlü olana dayayanlar bir tarafa; bundan sonra biz “kendi öz stratejilerimizle” hareket ederek ya bir olacağız ya yok olacağız; yaşayacaksak adam gibi yaşayacağız! 

 

YORUM YAZ