Bedelli askerlikte FETÖ oyununa dikkat!

24 Temmuz 2017 Pazartesi

“Talep etmek” temel insani haklardan birisi, her bireyin ve topluluğun talep etme ve bunlar yerine gelmediği takdirde hukuka uygun şekilde protesto etme hakkı vardır!

“Bedelli askerlik” ara sıra gündeme geliyor. Talep edenler toplumumuzun insanları, başkaları değil sonuçta. Fakat benim dikkatimi çeken bir nokta var. Bu arada yazının başlığına bakıp “bedelli askerlik” isteyenleri FETÖ’cü diye nitelediğimi düşünmeyin! Mesele talep edenler değil, işin organizasyon şekli!

Toplumun rutin isteklerini bazı terör örgütleri kendi amaçları çerçevesinde kullanabilir, bu sinsi riske dikkat etmek gerek. Onlar kısa vadeli düşünmez, daima uzun vadeli hesaplar içindedirler. FETÖ 40 yıl boyunca “sadece bir amaç” için koşmadı mı? 

Dikkat çekici husus organizasyon şekli ve FETÖ’nün taktikleri!

Bugüne kadar ne yapıyordu FETÖ; haklı bir konuyu alıyor ve kendi ideolojisi için onu evirip çeviriyordu. “Bank Asya önünde cevşen okuyan ablalar” mevzusu gibi! O ablalar Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyorlardı. Ne güzel iş değil mi? Lakin FETÖ bu güzel işi kendi emellerine alet etti.

Kafasından kanlar akan başörtülü insanları da gördük! Bizim kavramlarımızı ve sembollerimizi tıpkı DAEŞ’in yaptığı gibi kullandılar. FETÖ kendi ideolojisi için âlemlere rahmet Hz. Muhammed Mustafa’yı (sav) bile hâşâ kullanmaya kalkmadı mı? Suç bizimdi aslında, uyanık olup kullandırmamak gerekiyordu. Neyse ki geç kalmadan uyandık ve mücadeleye milletçe devam ediyoruz.

Eminim birçok gazeteci meslektaşıma bedelliyle ilgili sayısız e-mail geliyordur. Anlatılan mağduriyetler, istekler, öneriler…!

Bunlar sanki “tek elden ve tek merkezden” yönetiliyor havası veriyor. Türkiye’nin “askeri gücü”nü mevcut şartlar altında “bizler” oluşturuyoruz, yani bütün milletin evlatları. Bu şartlar altında gençleri askere gitmekten kaçınır hale getirmek FETÖ’nün işine yarar!

Türkiye’nin PKK’yı bitirmek için nihayet gerçekten kararlı olduğu ve savaştığı bir dönemde, Suriye’de askeri operasyonların olduğu, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Katar için yola çıktığı, Ege Adaları’nda yeniden askeri girişimlerin yaşandığı, 15 Temmuz gibi bir ihanetin yaşandığı ve üniformamıza terörist çukurların doluştuğu, Genelkurmay Başkanımız Hulusi Akar’ın darbecilere direnerek şehadetten döndüğü bir ortamda “bedelli askerlik” mevzusu üzerinde aşırı ısrar etmek ve neredeyse bunu hayatının gayesi haline getirmek FETÖ’nün sevineceği bir durumdan öteye geçmez.

Bedelli için sürekli umut pompalayanlar, gençleri askere gitmekten sürekli kaçar hale getirdiklerini biliyorlar mı?

Bizim askeri geleneğimiz var. Bu geleneğe uymanın vatandaşlık vazifesi olduğunu biliyorsunuz.

Bu gelenek değişmeli mi? Şahsen değişmesi gerektiğini ve “profesyonellerden” oluşan ordu kurulması gerektiğini düşünüyorum. Zorunlu askerliğin süresinin de 1 aya düşürülerek “temel silah eğitimi” verilmesinin gelecek açısından iyi olacağını düşünüyorum. İşte FETÖ bu haklı düşünceleri sinsice kullanıp gençleri “gerekli şartlar oluşmadan” askerlikten uzaklaştırıyor.

Evet, bunları istiyor ve talep ediyoruz; lakin bunun kararını siyasi ve askeri yetkililer verecekler. Daha doğrusu askeri yetkililer rapor çıkaracak ve bu doğrultuda siyasi irade kararı verecek. Bu “karar” verilene kadar da askere gidilecek. Devletin bize ihtiyacı var. Devlet, herhangi bir planlama yapmadan hareket edemez. O yüzden gayet “olağan” olan bedelli taleplerini “olağanüstü” hale getirmemek gerekiyor.  

Hükümet bedelli yasası da çıkarabilir. Sonuçta “profesyonel ordu” için çalışmaların sürdüğünü biliyoruz. Yarın bir gün çıkıp da “Çalışmalar sonuçlandı” açıklaması yaparlarsa bedellinin önünde de hiçbir sıkıntı kalmaz, hatta herhangi bir bedel ödemeye gerek de kalmaz. O vakte kadar gençlerin kendilerini kirli emellere alet ettirmemesi elzemdir!

“Sen askerliği hangi şartlarda yaptın?” diye işi kişiselleştirmeye kalkanlar için açıklamamı da yapayım. Üniversiteyi bitirdikten 1 sene sonra askere gittim. Evliydim, çocuğum vardı, ek gelir imkânım yoktu ve ailem 12 ay beni bekledi. Hiçbir zaman şikâyet etmedim. Elbette eleştirdiğimiz şeyler oldu. Mesela askerdeki emir-komuta zincirini o dönemler hiç sevmedim. Yeniliğe kapalı olmasını yadırgadım. Mesleği askerlik olanlar iyi bilirler ki “askeri hayat” ile “sivil hayat” çok farklı. “Meslek olarak” askerlik zordur, üstelik savaşmaktan bahsetmiyorum. Bir savaş olursa ezanımızı, vatanımızı gâvura bırakacak değiliz. Herkes bir şekilde iyi veya orta düzeyde savaşabilir, ama herkes “meslek olarak” askerlik yapamaz. Profesyonel ordu gereklidir, fakat o vakte kadar devletin geleneksel sistemine de gönüllü şekilde uymalıyız.

Kendi oluşturduğumuz yahut oluşmasına müsaade ettiğimiz sistemi, yine kendimiz değiştirene kadar ona uymak zorundayız.

 

  • YenerYener2 ay önce
    Bunca zaman birikimleri suriyeliler veya afganli uyruklu insanlara hibe mi edelim bence bedelli çıksın savaş anında her eli silah tutan bedelini cami ile ödemeye yine hazir