Atatürk yoh idi, düşman çoh idi!

30 Ekim 2017 Pazartesi

Eski tartışmalara dönme niyetim yok, köhnemiş zihniyetler ülkemizden “şimdilik” büyük oranda çekildi. Lakin birileri inatla “Atatürk” üzerinden insanları ezmeye, zihinleri kontrol altına almaya çalıştı. Baktılar bu iş artık Atatürk’le de olmuyor bu sefer “adalet” diye çıktılar sahneye; baktılar o da tutmadı “Besmelesiz kurban kesilmez” diyerek fetva bile vermeye kalktılar. “Besmele”den ve İslami hassasiyetlerden bahsetmeleri güzel şey elbette; ama bu konuda tıpkı Atatürk konusunda olduğu gibi samimi olmadıkları görülüyor.

Çok basit bir şey söyleyelim. Herkes müslüman olmak zorunda mı? Bana sorarsanız; “Evet, herkes müslüman olmalıdır” derim. Fakat bunun için kimseyi zorlamam, olmuyor diye öteleyip yok saymam. Başka inanışa sahip insanların çocuklarına “zorla” İslami bir yaşantıyı dayatmam! Ama isterdim ki onlar da müslüman olsun ve hakiki gerçeği görsün. Mesele aslında görmek de değil; yaşamak!

İş Kemalizm’e gelince “cebir” başlıyor. Geçenlerde Tekirdağ Çerkezköy’de bir anaokulu öğretmeni, çocuklara ezberletilmek üzere şiir vermiş: “Bir zamanlar yurdumuzda, bir başka devlet varmış, başındaki padişah, ne isterse yaparmış. Millet onun yanında, köle imiş kul imiş, Türklerin vatanında yıllar sürmüş bu gidiş. Atatürk padişaha, düşmana karşı durmuş; yurdumuzu kurtarmış, Cumhuriyet’i kurmuş”.

Nereden bakarsanız bakın “alçaklık” her yanından akan bir zihniyetin çocuklarımıza “öğretmen” diye sunulduğu bir ortam maalesef devam ediyor. Hatta evde çocuklarınızın defterlerini bir açıp bakın, buna benzer şiirler göreceksiniz.

Başka bir devlet diyerek “Kayı Boyu”nun çocuklarını yani bizim öz be öz atalarımızı “yabancı” gibi gösteriyorlar. Bize “dedelerimizi ve babalarımızı” unutturarak PİÇ (Paralel İhanet Çetesi) tarzı bir yaşam şekli sunmaya çalışıyorlar. Yani diyorlar ki; “Senin deden ve atan onlar değil; biz sana yeni ve cici dedeler, mis gibi ithal edilmiş babalar sunacağız.”

İşte bu İngiliz uşakları her kılığa girerek insanları “rencide” ediyor. Bunlar bazı dönemler bir anaokulu öğretmeni olarak karşımıza çıktı, bazen Genelkurmay Başkanı, bazen Başbakan ve hatta bazen Cumhurbaşkanı olarak!

Kapanan bir dönemin yeniden açılmasına ve filizlenmesine razı değiliz.

İstediğiniz şeye inanma hakkınız var, istediğiniz gibi ibadet etme veya etmeme hakkınız var. Bu hakkı size “Müslümanlar” veriyor, bunu da unutmayın. Ne zamanki “İslami irade” yönetimden uzak kalmışsa o vakit zulüm başlıyor. Erbakan döneminde hangi komünist zarar gördü veya hangi ateist? Ama kendisini “laik, solcu ve bilmem ne” olarak görenlerin yönetime geçtiğinde ne yaptıklarını hepimiz gördük.

İslam dini, Kur’an-ı Kerim kitabı, Hz.Muhammed’in yaşamı, kavimlerimizin tarihi bu toprakların mührüdür.

Bu mühür bizim en kıymetli hazinemizdir.

Özgürlüğümüzün sigortası bu mühürdür.

Hürriyet, adalet, ahlak, toplumsal yaşantı, barış, kardeşlik, diğer inanışların özgürce yaşanabilmesi bu mühür sayesindedir.

Camilerin de kiliselerin de havraların da koruyucusu bu mühürdür!

İstiklal Savaşı da Çanakkale Savaşı da 15 Temmuz Savaşı da bunun için yapılmıştır.

Bu gerçeği 100 yıllık zulüm bile örtemedi.

İslam’ın nurunu Ebu Cehil söndüremediği gibi torunları da söndüremedi.

Cumhuriyet rejimi bir yaşam tarzı değil bir yönetim biçimidir. Ve “halk” seçtikten sonra bu yönetim biçiminin kimseye bir zararı yoktur.

“Cumhuriyet” diyerek insanlara çok zulümler ettiler, sonra da “bu rejimi” seveceksiniz dediler. Oysa insanlar cumhuriyete zaten itiraz etmiyordu, zulme itiraz ediyordu. İtiraz edilen her zulüm, insanlara “ölüm, kan, gözyaşı” olarak döndü.

Artık bu devir son buldu. Duyarlı olmaya devam edersek de tekrar yeşeremez.

Bizler Çanakkale Savaşı’nın hazırlıklarını Abdülhamit Han’ın yaptırdığını biliyoruz. Bizler Osmanlı’nın kendisiyiz; dün Selçuklu idik, bugün Türkiye’yiz!

“Unutturduk” sandınız değil mi?

Tüm kütüphaneleri yaksanız, tüm bilgeleri öldürseniz, tüm tarihçileri ortadan kaldırsanız bile en nihayetinde Allah bu millete bir Necmettin Erbakan çıkarır ve çarkınıza çomak sokulur; Allah bu millete bir Recep Tayyip Erdoğan çıkarır ve çarkınız kırılır!

 

  • Özgür lükÖzgür lük15 gün önce
    "İstediğiniz şeye inanma hakkınız var, istediğiniz gibi ibadet etme veya etmeme hakkınız var. Bu hakkı size “Müslümanlar” veriyor, bunu da unutmayın." diyorlar kendileri.. Bu hakkı insanlara Müslümanlar değil, Allah veriyor. Allah insanı özgür yaratmıştır, dileyen inanır dileyen inanmaz, dileyen de istediğine inanır.