Amerika’dan notlar

25 Eylül 2017 Pazartesi

22 Eylül Cuma, saat 14:00 civarı Esenboğa Havalimanı’na indik. Araçla 10 bin km, kuşbakışı 7 bin kilometre yol, 10-11 saatlik uçak yolculuğu!

Mesele yol veya yolculuk değil; mesele Türkiye sevdası, hak ve halk sevdası! Biz bunu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’da en tecessüm etmiş haliyle gördük. Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu vesilesiyle gittiği Amerika’da “20’ye yakın dünya lideriyle” yaptığı “baş başa” görüşmelerden sonra Ankara’ya dönüp uçaktan indikten sonra “durmadan ve dinlenmeden” Milli Güvenlik Kurulu’na katılarak başkanlık etti. Ardından Bakanlar Kurulu Toplantısı ve birebir görüşmeler, talimatlar, geri dönüşler…! ABD’de Birleşmiş Milletler toplantıları dışında katıldığı etkinlikleri yazsak sütunlar yetmez. 32 katlı inşaa edilecek görkemli Türk Evi’nin temel atma törenini mi sayalım, TÜRKEN Gala Yemeği’nde ABD’de yaşayan Türklerle buluşmasını mı sayalım, verdiği özel demeçleri mi sayalım!

İşte “yürüyüş” bu olsa gerek!

“Erdoğan’la hiçbir lider görüşmek istemiyor” diyen Kemal Kılıçdaroğlu’nun anında “mort” olması cabası! Kendisi “Ankara’dan İstanbul’a yürüdüğünü” zannediyor. Sanal bir zaferin gerçek sarhoşu! Yürümek dediğin şey, koşmak ve terlemek dediğin şey herhalde Türkiye sevdasının bir tezahürü; Kılıçdaroğlu’nunki ise sadece A’mâk-ı Hayal! Onun da çoğu dökük ve kurmaca!

AMERİKA’DAN BİRKAÇ NOT PAYLAŞALIM:

* Donald Trump ve Cumhurbaşkanımız 50 dakika görüştü ve Trump daha önce itiraz ettiği Rusya’dan alınacak S-400 füzeleri ile ilgili tek kelime edemedi.

* Trump “İzmir’deki Papaz”dan bahsetmeye kalkınca karşılık olarak “Hakkında 85 koli dosya verilen Pensilvanya’daki Papaz”dan söz açılınca daha fazla ileri gidemedi.

* Eskisi gibi “ezik ve boynu bükük” Türkiye temsilcisi imajının yerini “dişe diş” ve “özgüven” sahibi Türkiye Başkanı gerçeğinin aldığı bir kez daha tescillendi.

* Arakan’la ilgili toplantı teklifini Cumhurbaşkanımız yaptı ve bu mazlumiyet üzerine dikkat çeken tek ülke Türkiye oldu. İran toplantıya cumhurbaşkanı düzeyinde katıldı. Avrupa’dan ses çıkmadı!

VE SOKAKTA GÖRDÜKLERİMİZ:

* “Fırsatlar ve Özgürlükler” ülkesi denilen bu topraklarda insanların hangi “fırsatın” peşinde olduğu anlaşılmıyor.

* Gerçekten tarafsız bir gözle bile baksanız İstanbul’un New York’tan “kat be kat” güzel olduğunu görürsünüz. Hatta İstanbul ile burayı karşılaştırmak bile abesle iştigal olur.

* Manhattan’da ruh yok, insan ruhu ölmüş, sadece bedenler geziyor. İstanbul’un, Ankara’nın ve Anadolu’muzun “tüm yıkım çalışmalarına rağmen” bir ruhu var.

* Manhattan’da illa “ruhu olan bir mekân” arıyorsanız Central Park var diyebilirim. En azından sevimli sincaplar var. Burası en olumlu ve güzel yerdi.

* 323 milyon nüfuslu ABD’de istatistiklere göre 3,5 milyon kişi en az birkaç gece evsiz kalmış. 610 bin kişi ise tamamen evsiz, yani sokakta yaşıyor. “Rüyalar” bazen sokaklarda kâbusa dönüyor.

* Ünlü Times Meydanı’na çıkan 7. Cadde’de en az 4 evsiz, 10 civarında dilenci gördüm. Burası ABD’nin zengin bölgesi, diğer yerlerdeki evsizleri siz düşünün.

* Yollarda “Japon otomobili” hâkimiyeti var. Büyük araçlar Amerika yapımı olsa da binek otomobillerde Japonya, pazarı ele geçirmiş. Allah nasip etse de dünya yollarında bizim de kendi markamızla yerli araçlarımız olsa!

* New York pahalı bir şehir. Türk lirasıyla söyleyeyim, yarım litre su “en ucuz” yerde 4 TL, bildiğiniz soda ise 10 TL! “Benim param çok, harcayacağım kardeşim” diyene sözüm yok tabii!

* Köşe başlarında seyyar büfeler var ve çoğunu Müslümanlar işletiyor, bu sebeple birçok büfede “helal” yazısını görebilirsiniz.

* Central Park’ta çok sayıda bisikletli faytoncu var ve yarısından fazlasını Türk kardeşlerimiz kullanıyor. İşletmeci de Giresunlu imiş. Olur da yolunuz düşerse ve Türkçe konuşan birilerini ararsanız oraya gidin.

* Namazı kaldığınız otelde kılmanız gerek, dışarıda uygun mekân zor! Gerçi istedikten sonra Allah nasip eder o başka tabii! Çay içmek için ise Early Gry (Örli Girey) derseniz bizimkine benzer bir şeyler geliyor. Taze demli çay gibi olmasa da en azından benzerliği var.

* Amerika Birleşik Devletleri desek bile aslında burası “Avrupalılar”dan oluşuyor biliyorsunuz. Şunu gördüm ki “milletçe” maneviyatı ve hareketi elden bırakmadan özümüze dönmeye biraz daha gayret etsek bunları sollar geçeriz!

* Ve son olarak şunu da eklemek isterim: Türkiye’nin gözünü seveyim, Amerika “gadamızı” alsın! 

 

  • FarukFaruk1 ay önce
    Oradaki evsizliğin sebebi ayrı bir trajedi. Aile mefhumunu da yazabilse anlardık.