Abdülhamid’in Erdoğan’ı yoktu; ama Erbakan’ın oldu!

28 Kasım 2015 Cumartesi

Cennet-mekân Sultan Abdülhamid Han’ın bir Recep Tayyip Erdoğan’ı olmadı ve 100 yıl kaybettik; ama Necmettin Erbakan’ın bir Recep Tayyip Erdoğan’ı oldu, bir 100 yıl daha kaybetmeyeceğiz!

Bu sebeple Başkanlık Sistemi çok önemli! Erdoğan sonrası onun kadar güçlü bir lideri Allah nasip etmeyebilir. 7 Haziran sonrası gördük, ortalık karışacaktı, Cumhurreis’in basireti yüksek dozlu bir krizi önledi. Cumhurbaşkanımız da Allah’ın bir kulu!..

Bu toprakların bağrından nice yiğitler çıkmıştır. Abdülhamid Han, Menderes, ufku açık Turgut Özal, plan yapma kapasitesi yüksek Necmettin Erbakan, yüreği kavi Muhsin Yazıcıoğlu ve daha niceleri…

Bu ülkenin son plan yapıcısı Erbakan, uygulayıcı ve oyun kurucusu Erdoğan’dır! Bu öyle bir plandır ki, bugün ülkeyi rahmetli Necmettin Erbakan’ın öğrencileri yönetmektedir!

Hedef büyük, hedef Türkiye’nin doğal sınırlarına tekrar kavuşarak dünya lideri olması! Bizi bu hedefe götürecek olan istikrarlı bir siyasi süreçtir. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu sağlasa da yarın bir başkası şayet “parlamenter sistemde” devam edersek zorlanabilir. Bu sebeple koalisyonları önleyici, Türkiye’deki tüm grupların mecliste olup kanun yaptığı, fakat ülkeyi tek Başkan’ın yönettiği bir sistem kesinlikle gereklidir.

Bu sistem “diktatörlük” getirmez! Zira Başkan’ı kontrol eden 550 vekilli bir meclis kanun yapmaya devam edecek, Başkan ise kanunları tek başına kurduğu ekibiyle uygulayacak.

Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları! Bayrağımızla, ezanlı toprağımızla, ordumuzla gurur duyuyoruz. Her ne kadar 12 Eylül’ün, 28 Şubat’ın, zindanların, ötelenmelerin, yok sayılmaların bağrımızda açtığı yara derin ise de vatan yine bizim vatanımız!

Geçenlerde kendisini aydın sanan zavallının biri; “Türkiye-Rusya Savaşı çıkarsa, Erdoğan’ı destekleyenler savaşsın” demiş! Zaten Çanakkale’de de bizim dedelerimiz savaşmıştı, sorun yok, sakin olabilirsiniz!

Çanakkale’de şehit düşen aydın neslin torunları yavaş da olsa uyandı. Türkmen Dağı, Rojava, Kobani, İdlip, Lazkiye, Hayfa, Musul, Kerkük bizim doğal sınırlarımızdır. Buralarda yaşayanlar bizim özbeöz vatandaşlarımızdır. Cetvelle çizilen sınırların öte yakasında kalan binlerce yıllık yoldaşlarımızdır!

Ortadoğu diye bir yer yok! Ortadoğu İngilizlerin kendi ticari güzergâhları için uydurdukları stratejik bir kavramdır. Bizim için Osmanlı sınırları vardır, ümmet sınırları vardır.

Abdülhamid Han’ın Filistin’e ulaşım için yaptırdığı ve bugün İsrail’in sınırları içinde kalan Hayfa Tren İstasyonu Anıtı, öksüz ve yetim bir çocuk gibi bizi beklemektedir!

O anıtın üstünde bugün dahi yazılı duran, Abdülhamid Han’ın bize bir mesajı var, o mesaj şöyle:  “Peygamber’in halifesi ve müminlerin emiri, iki kıtanın sultanı ve iki okyanusun hakanı Sultan Abdülmecid Han’ın oğlu Gazi Abdülhamid Han Şam’dan başlayan ve Mekke’ye kadar uzanan Hicaz demiryolunun şubesi olmak üzere Hayfa’ya da uzanmasını emretti ki, Hazret-i Muhammed’in (sav) milleti; Allah’ın evini, Peygamberin(sav) bahçesini ziyaret edebilsinler. Böylece hac farizasını yerine getirecek ve Peygamberimizin kabrini ziyaret edecek her Müslüman, büyük hilafet için Allah’a dua etsinler. Bu anıt, bu yüksek irade ile yapılan demiryolunun hatırasını yaşatmak üzere yapılmıştır. (Hicri 1319/Miladi 1901)

Dikkat edin! Sultan Abdülhamid bu anıtı İstanbul’a, Mekke’ye, Şam’a, Medine’ye yaptırmamış; küçük bir Filistin limanı olan Hayfa’ya yaptırmıştır! Mesajı anlayabiliyorsunuz değil mi? 

Ümmetin son plan yapıcısı ve milletin evladı Abdülhamid Han 1918’de esaret altında ruhunu teslim etse bile mesajı ortada dimdik durmaktadır. Mesajı alanlar, mesajı yüreğinde hissedenler, bu dünyaya niçin geldiğimizin bilincinde olup, dirilişe duranlar olacaktır!

Allah, verdiği emanet hayatı mümin kullar olarak bizden geri alsın ve karşısına ellerimiz boş döndürmesin! 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti