Ak Parti “refahın dengeli dağılımı”nı nasıl sağlayacak?

27 Nisan 2015 Pazartesi

Seçim beyannamesine göre Ak Parti, kalkınmadan, “ülkemizin her bir ferdine, her yöresine ulaşmayı, ülkemizin bütün enerjisini harekete geçirerek 2023 ve daha ötesine uzanan vizyonumuzu el birliğiyle gerçekleştirmeyi” anlıyor. Bunun için önerilen, “artan refahın çeşitli kesimler ve yöreler itibarıyla dengeli ve adil dağılımı”nı sağlamak.

Bölgesel gelişmişlik farklarının azalması... Refahın ülke sathına daha dengeli yayılması... Ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlenmesi... Tüm bölgelerin rekabet gücünün nitelikli bir biçimde artırılması... Yerel potansiyelin harekete geçirilmesi... Bölgeler arasındaki gelir dengesizliğinin azaltılması... Bunlar hoş ifadeler. Ancak nasıl sağlanacağının veya bugüne dek ne kadarının sağlandığının belirsizlikten kurtarılması lazım.

Konuyla ilgili beyannamede “neler yaptık” başlığı altında, “hazırlanan stratejiler”den, “oluşturulan kurumlar”dan ve “bunlara aktarılan kaynaklar”dan söz ediliyor. Ancak “kaynakların nereye harcandığı”ndan, “kurumların hangi işleri yaptığı”ndan, “neler başarıldığı”ndan, “hangi seviyeden alıp hangi düzeye çıkarıldığı”ndan söz edilmiyor. Bunların ne işe yaradığı belli değil. Sadece “soyut ve niteliği belirsiz” ifadelerle yetiniliyor. Mesela deniyor ki: “Kalkınma Ajanslarımız, bölgesel gelişmeyi hızlandırmak, bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak üzere planlama, araştırma ve analiz çalışmalarında bulunmakta, bölgelerin potansiyellerinin ve yatırım imkânlarının tanıtımını yapmakta, işbirlikleri ve ortaklıklar kurulmasına yardımcı olmakta, ....Mali Destek Programları uygulamaktadır.”

Ancak bunlara dair detayda sadece istatistiki bilgilerle yetiniliyor. Örneğin, “Mali Destek Programları” kapsamında 2008-2014 arasında toplam 32.831 proje başvurusu içinden 7.266 projeye destek verilmiş ve bunlara 3,7 milyar TL aktarılmış. Ancak bu projelerin ne kadarı uygulandığından, “kalkınma”ya veya “refahın dengeli dağılımı”na hangi katkıları sağladığından söz edilmiyor. Yine, “Yatırım Teşvik Sistemi” ile öngörülen 30,6 milyar TL “sabit yatırım tutarı”ndan ve bunun oluşturduğu 123,3 bine ulaşan istihdamdan söz ediliyor. Ancak bu istihdamın kalıcı ve refah düzeyini artırıcı olup olmadığı, yatırımların kalkınmayı ve refahın dengeli dağılımını sağlayıp sağlamadığı, sağladıysa nasıl ve ne düzeyde sağladığı belirsiz. “Geçici istihdam” ve “ölü yatırım” sözkonusu mu, belli değil. Aynı şekilde, 70 binden fazla yatırımcıya verilen “danışmanlık hizmeti” kapsamında hazırlanan “2 binden fazla rapor, analiz, tanıtıcı broşür”ün refahın dengeli dağılımına ve kalkınmaya nasıl katkıda bulunduğu belirsiz. Seçim çalışmaları esnasında bu tür eksiklerin açıklığa kavuşturulması lazım.

Beyanname gelecek seçimlerle ilgili olduğundan, asıl önemli olan, neler yapılacağına dair vaatler. “Neler yapacağız” başlığı altında deniyor ki:

“Önümüzdeki dönemde de daha dengeli ve topyekûn kalkınmış bir Türkiye hedefi çerçevesinde bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacak, refahın ülke sathına daha dengeli yayılması, ekonomik ve sosyal bütünleşmenin güçlendirilmesi, tüm bölgelerin rekabet güçlerinin artırılmasını sağlayacağız.”

Vaat olarak iyi, ideal olarak güzel. Ancak buna dair vaatler arasında açıklanması gereken hususlar var. Mesela; “kapsayıcı, hakkaniyetli ve katılımcı kalkınma için bölgesel kalkınma politikaları”nın, “ülke genelinde çok merkezli ve dengeli bir yerleşim sistemi oluşturulması ve kalkınma politikalarının, yerleşimlerin niteliklerine ve ihtiyaçlarına göre farklılaştırılması”nın, “metropollerin küresel ölçekte rekabet edebilirliğin artırılması”nın, “kentsel altyapı ve kentsel kültürün geliştirilerek sosyal uyumun güçlendirilmesi”nin nasıl sağlanacağına dair hiçbir veri yok.

Tabiî ki daha somut vaatler de var. Mesela; “sanayinin ülke genelinde dengeli gelişimi” ve “mevcut iç potansiyellerden daha iyi yararlanmak” için “Anadolu’da büyüme odaklarının geliştirileceği”ne, “dinamik, yatırım ve nitelikli işgücünü kendine çeken rekabetçi şehirler oluşturulacağı”na dair vaat gibi. Gerçekleşirse büyük şehirlerin yükü azalırken, Anadolu’daki yaşam yeniden canlandırılmış olur, ki sadece bu bile ülkeye yapılabilecek çok önemli ve büyük bir hizmettir.

Yine, orta gelişmişlik düzeyindeki ve düşük gelirli illerde “girişimciliğin desteklenmesi”ne, “kentsel standartlarının geliştirilmesi”ne, “şehir imajının güçlendirilmesi”ne, “şehirlerdeki dönüşüm sürecini destekleyecek beşeri ve sosyal sermayenin geliştirilmesi”ne ağırlık verilecek olması, “asgari yaşam standartlarının iyileştirilmesi”ne, “temel altyapı ve hizmetlerin kalitesinin ve erişilebilirliğinin artırılması”na, “ekonomik kalkınmaya taban oluşturacak sermaye birikiminin sağlanması”na yönelik politikaların uygulayacak olması çok önemli. Eksik olan, bunların nasıl yapılacağının somut hale getirilmesi.

Bence en önemli vaatlerden biri, “nüfusun bölgelerde kalıcılığını sağlamaya destek olmak üzere bölgelere özel istihdam politikaları ve uygulamalarını geliştireceğiz” vaadi. Ancak bununla birlikte, beyannamede bulunmayan bir husus olarak, “göç eden nüfusun köylere, ilçelere ve küçük illere geri döndürülmesi”ni de sağlamak lazım.

 Bunun için, “sosyal ortam ve imkânlar”, “eğitim-öğretim imkânları ve şartları”, “gelir-gider dengesi, refah düzeyi ve yaşam standardı”, “sağlık hizmetleri”, “sosyal ve kültürel yaşantı ve hizmetler” ve “diğer gereklilikler” bakımından metropollerle diğer bölgeler arasındaki farkların kaldırılması veya cazibesinin düşürülmesi lazım. Ancak beyannamede bu da yok.

Köylerin boşaldığı, nüfusun şehirlere yığıldığı, büyük şehirlerde emlak fiyatlarının iştah açıcı bir ranta dönüştüğü, buna mukabil köylerde büyük arazilerin bile para etmediği, bölgesel kalkınma ve istihdam farklılıkları arasında uçurumlar bulunduğu bir ortamda, “refahın dengeli dağılımı”nın nasıl sağlanacağına dair daha somut veriler olmalıydı. Bu eksikliklerin seçim çalışmaları esnasında telafi edilmesi gerekiyor.

Günün Özeti

YORUM YAZ