Bu 'facialara' artık bir son vermeli!

23 Ekim 2017 Pazartesi

Günlerdir merakla bekleniyordu Galatasaray - Fenerbahçe derbisi. İki takım da büyük bölümü yenilenmiş kadrolar ile dün ilk kez karşı karşıya geldi.

Bir yanda sezona fırtına gibi giren ve 8 maçta 7 galibiyet alarak ligin zirvesine yerleşen Galatasaray...

Diğer yanda ise henüz taraftarlarının beklentilerini karşılayamasa da şampiyonluk yarışından erken kopmak istemeyen ve liderin 8 puan gerisinde yer alan Fenerbahçe...

Maça çıkmadan önce, Galatasaray maçı kazanıp puan farkını 11’e çıkarmanın ve rakibine şampiyonluk yolunda ağır darbe vurmanın planlarını yaparken, Fenerbahçe ise puan farkını 5’e indirerek, zirveye bir adım daha yaklaşmanın hesaplarını yapıyordu.

Ancak çok ilginçtir ki maç, her iki takımın da planladığı şekilde gitmedi. Ligde oynadığı son 14 maçın tamamında golle buluşan Galatasaray, derbide golle tanışamazken, oynadığı son 14 lig maçında kalesinde gol gören Fenerbahçe ise derbide kalesini gole kapattı.

Sahada oynanan oyunun eleştirilecek veya övülecek noktaları elbette olabilir ama maçtaki ‘hakem faciası’ birçok derbide olduğu gibi, dün gece de sahadaki oyunun önüne geçti. Maçı izleyenler, adeta son yılların en büyük hakem rezaletlerinden birine tanık oldu.

Mesela topun bir futbolcu tarafından ‘koltukaltına’ alındığı bir pozisyonda, penaltı çalınmadığına, rakibin darbesiyle yerde kalan bir futbolcuya ikinci sarı karttan kırmızı kart verildiğine şahit olduk dün.

Bu örnekler daha da çoğaltılabilir belki ama ben örnekleri burada noktalamak istiyorum. Çünkü amacım diğer yorumcular gibi ‘Maçtaki bu pozisyon kırmızıydı, şu pozisyon penaltıydı’ demek değil. Geniş perspektiften bakmak istiyorum olaya. Tek bir maça endeksli kalmayacağım.

Mesela neden her maç hakemi tartışıyoruz? Bir çözümü yok mu bu işin? Varsa nasıl çözebiliriz?  Bu sorular üzerinde düşünmenin maçtaki pozisyonları tartışmaktan daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Maçlardaki hakem faciaları sonrası kimisi, ‘yabancı hakemler gelip maçları yönetsinler’ derken, kimisi ise ‘teknolojiden yararlanalım’ diyor. Yani bir diğer deyişle ‘video hakem’ uygulamasının başlatılmasını istiyor. Tabi ki bunlar birer seçenek. Fakat en ‘garanti’ seçenek hangisi?

Bana kalırsa ikinci seçenek en makul çözüm. Öyle düşünüyorum ki ‘Video hakem’ uygulaması büyük hataların önüne geçebilecek tek yöntem. Bu uygulama, belki 90 dakikalık maçın 10-15 dakika uzamasına sebep olacak ama ‘facia’ diye nitelendirdiğimiz hataların önüne de geçmiş olacak. Kimsenin emeği çalınmamış olacak. Maç sonları yayınlanan programlarda, ‘penaltı mı değil mi, kırmızı mı değil mi’ tartışmaları değil, sahada oynanan oyun konuşulacak. Aksi takdirde her maç sonrası hakem hatalarını tartışmaya ve kısır döngü içinde olmaya devam ederiz.

  • Mustafa ÖzcanMustafa Özcan29 gün önce
    haklısınız faruk bey