'Aslan' içeride kükrüyor

04 Kasım 2017 Cumartesi

Derbi maçta Fenerbahçe karşısında alınan beraberlik ve geçen hafta Trabzonspor’a karşı kötü oyun sonucu alınan yenilgi, Galatasaray taraftarlarına ‘acaba’ dedirtmişti. Hatta spor yorumcuları arasında, sezona fırtına gibi bir giriş yapan sarı kırmızılılar için tabiri caizse ‘buraya kadar’ bile diyenler vardı. Ancak dün akşam Türk Telekom Stadı’nda oynanan Gençlerbirliği müsabakası, bunun böyle olmadığını sanırım herkese gösterdi.

Galatasaray, yine bilindik o coşkulu temposuyla başladı maça. Sarı kırmızılılar golü de erken bulunca, arkası çorap söküğü gibi gelmeye başladı. Rahat bir oyunla 5 gol bulan Aslan, Garry Rodrigues’in ‘aşırı cömertliği’ nedeniyle de birçok net pozisyonu golle sonuçlandıramadı. Ancak hafta içi ve iş günü olmasına rağmen, tribünleri dolduran yaklaşık 45 bin kişilik taraftar grubu, adeta futbola ve gole doydu diyebiliriz.

Dünkü maç bir kez daha gösterdi ki Galatasaray özellikle bu sene içerideki maçlarda bambaşka bir havaya bürünüyor. Top rakipteyken, rakibi prese boğan bir orta saha ve forvet kurgusuyla oynayan takım, topu kaptığında da dikine pas oyunu ile rakiplerin fişini kolayca çekebiliyor. Bu oyun mantalitesi devam ettiği sürece, özellikle iç saha maçlarında sarı kırmızılı takımın bileğini bükmek pek kolay görünmüyor.

Peki, bu performans şampiyonluk için yeterli mi? Gelin bu soruya cevap arayalım.

Yukarıda da dediğim gibi içeride Galatasaray’dan puan almak çok zor. Sezon sonuna kadar olası bir ‘iş kazası’ dışında, içeride kayıp yaşanmaz. Bu da demek oluyor ki şampiyonluğun yolu, ‘deplasman maçlarından’ geçecek. Sezon başından beri oynadığı 5 deplasman maçından 10 puan çıkardı sarı kırmızılı takım. Eğer bu performans ortalaması sürdürülebilirse, sezon sonu ‘mutlu son’ yakın diyebiliriz. Aksi halde Galatasaray’ın şampiyonluk şansı diğer takımların performansına göre şekillenir.

Ancak burada Tudor faktörüne de değinmeden geçmek istemiyorum. Her ne kadar takım performansının belirleyicisi sahada oynayan oyuncular olsalar da, Tudor’a da büyük görev düşüyor.

Ne yapmalı Tudor, ya da ne yapmamalı?                    

Bu takımın ana iskeletini kendisi kurdu. Gelinen noktada de genel olarak başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak çok kolay hata yapabiliyor.

Özellikle sezon başından beri takımın tıkır tıkır işleyen sistemi ile fazla oynamamalı...

‘Şapkadan tavşan çıkaracağım’ deyip oyuncuların mevkilerini sürekli değiştirmemeli...

Bazı maçlarda yaptığı hatalı oyuncu değişikliklerinden ders çıkarmalı...

İlk 11 haftada, Tudor’un yaptığı hatalar belki sonuçlara çok fazla yansımadı ama bu demek değil ki bundan sonra da öyle olacak.

Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde ele geçer...

Bu da benden Tudor’a uyarı!