Tarihimizde vakıf yapan hanımlar

07 Ekim 2017 Cumartesi

Geçtiğimiz günlerde, ruh kökümüzdeki “Vakıf medeniyeti” ile ilgili genel bir dertleşmemiz olmuştu. Vakıf mevzuunda, ne kadar geniş bir hizmet yelpazesi olduğunu paylaşmıştık. Ecdâdın, hemen her konuda, hayıra hizmet için, vakıflar oluşturduğundan bahsetmiştik. Ecdâdımızın hayırsever hanımları da, en az beyleri kadar, vakıf kurma işine gönül vermişlerdi.

Bugün, on binlercesi tarihe karışmış bu vakıflardan, “Yedi Sofralı Sakine Hatun” isimli bir hanımın vakfından bahsedeceğiz.

Yaptığı hayrat maalesef günümüze kadar gelememiş olan Sakine Hatun, Sahn müderrisliğinde bulunmuş Osmanlı müelliflerinden İlyas-zâde Şecaeddîn’in kızıdır.

Sakine Hatun, Topkapı dışında, yapı olarak küçük, lâkin manâ olarak büyük bir vakıf tesis etmişti.

İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü’nün “Hayır İşleri” kayıtlarına göre bu hayrat, cami-imam meşrutası sebil-sebilci meşrutası ve türbeden ibaretti.

Sebil, caminin hemen yanı başındaydı. Yolculara, buradaki mermer ağızlı kuyudan çıkan şerbet lezzetinde bir su veriliyordu.

Bu hayratta en çok dikkati çeken, mermerden yapılmış sabit bir sofra idi. Ayrıca sofranın yanında da, mermerden oldukça iri bir tuzluk vardı.

Buradan gelip geçen fukaraya günde yedi defa sofra kurulur, yemek verilirdi.

Sakine Hatun’un kurduğu bu hayratta, 400 yılı aşkın bir süre, fakir fukaraya yemek ve su verilmiştir. Bu yüzden de, halk arasında o, “Yedi Sofralı Sakine Hatun” olarak isimlendirilmiştir. 

Sakine Hatun’un, bahsettiğimiz bu vakfı, 1965 yılında yıktırılmış ve üzerinden yol geçmiştir. Günümüzde, ne eseri ne de mezarından bir iz vardır. Allah (c.c) Beyleri kadar vakıf (hayrat) yapan Osmanlı hatunlarına gani gani rahmet eylesin.

 

  • TürkiyeTürkiye1 ay önce
    Sayin hocam mezarini da sökmüşler demek milet tarihi ile şani ile vakif ileövünür bizim bazi kesimlerde semerile övünecek eserleri yok eder