Milletimizin ruh aynası: Vakıflar

27 Ağustos 2017 Pazar

Vakıf, kelime anlamı olarak, kişilerin menkul veya gayrimenkul malını, hiçbir etki altında kalmadan, kendi arzusu ile mülkiyetinden çıkartıp, toplum yararına tahsis etmesidir.

Bu noktadan, Osmanlı Medeniyeti, tam anlamıyla bir vakıf medeniyetidir diyebiliriz.

Vakıf yolu ile; camiler, mescitler, namazgâhlar, mektepler, medreseler, çeşmeler, yollar, köprüler, kaleler, istihkâmlar, spor tesisleri, mesireler, deniz fenerleri, su tesisleri, dul-yetim evleri, emzirme ve büyütme yuvaları, barınaklar gibi nice nice hayır yapıları meydana getirilmiştir.

Toplumun bütün şube ve müesseselerinin en kılcal noktalarına kadar uzanan bu “hayır işleme” ruhu; başka toplumlarda hayal bile edilemeyecek yerlere kadar uzanmıştır. Aşağıda göreceğiniz vakıf konuları, bunun en güzel ispatıdır:

Kış aylarında kuşların beslenmesine; hasta ve garip leyleklerin bakım ve tedavisine; bayram günlerinde kurusıkı top atılarak çocukların sevindirilmesine, halkın sevinç ve neşesinin artırılmasına; alışveriş edenlerin aldatılmaması için, çarşı ve pazarlara kantar konulmasına; evlâtlıkların hırpalanıp azarlanmaması için, kırdıkları eşyaların karşılanmasına; yoksul kızlara çeyiz verilmesine, düğünlerinin yapılmasına; yaşlanan ve sakatlanan meslek erbabının bakımı için para tahsisine; halka yararlı eserlerin çoğaltılıp bedava dağıtılmasına; cezaevlerindeki mahkûmların ihtiyaçlarının karşılanmasına; borcundan ötürü hapis yatanların borçlarının ödenmesine; kimsesiz çocukların bakılıp, baharda açık havada gezdirilmesine; Van Gölü’nde tekne işletilmesine…

 

  • SelimSelim2 ay önce
    Bilal