Daha büyüğünü hatırlıyoruz

21 Ekim 2017 Cumartesi

Barzani’nin ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin İsrail ve ABD’ye yaslanarak yapmak istediği atraksiyon, millet olarak hiç de yabancısı olmadığımız bir davranış…

Bundan tam bir yüzyıl önce, daha büyük ve can acıtıcı olanını yaşamıştık.

O yıllarda Hicaz bir Osmanlı eyâleti idi ve tayin edilen bir vali tarafından yönetilirdi. Şerif diye anılan bu emirlerin pek sınırlı başı yetki ve görevleri vardı.

O zamanın Hicaz Valisi (emiri) Şerif Hüseyin Paşa’nın karnında da, Barzani’deki gibi, Hicaz’ı bağımsız bir devlet haline getirip, hükümrân olmak vardı.

Şerif Hüseyin’in karnındaki emelin farkında olan Cennetmekân II. Abdülhamid Han; bütün ısrarlarına rağmen ona Mekke Emirliği’ni vermemişti.

2. Meşrutiyet’ten sonra ona Mekke Emirliğini veren zihniyet, daha sonra yaşanacaklardan, ondan daha çok sorumludur.

İlk işi, İngiltere’nin Mısır Fevkalâde Komiseri’ne başvurarak, Osmanlı’ya karşı ayaklanırsa, kendisine yardım edip etmeyeceklerini sormak, olmuştu.

Bu teklifine red cevabını veren İngiltere, daha sonra Osmanlı Devleti savaşa girdiği takdirde, Hicaz’ın kendileriyle birlikte savaşıp savaşmayacağını sordu.

Hüseyin, savaşa girmeyeceğini ama, Osmanlı lehine bir harekette bulunmayacağını bildirdi.

İstanbul “Cihad-ı Mukaddes” ilân ettiğinde, Hüseyin, Cihad’a katılmayacağını İngilizlere bildirdi. Necid Emiri ve Vehhâbilerin Başkanı İbnüs-Suûd’a haber gönderip, Cihad’a katılmamasını tavsiye etti. Osmanlı düşmanı İbnüs-Suud’un zaten niyeti yoktu.

Şerif Hüseyin 6 Kasım 1916’da krallığını ilan etti… 1924 yılında, Vehhâbiler Mekke’yi zaptedip Hicaz’ı ele geçirince, kaçıp İngilizlere sığındı. Kıbrıs adasında öldü.

Yaşaması için her iyiliği yaptığımız Barzani’nin, ABD desteği ve İsrail bayraklarıyla yaptığı iş, çok çok küçük, değil mi?..

 

  • Mehmet Ali GündüzMehmet Ali Gündüz1 ay önce
    Sa besle kargayi oysun gozunu....