Kendi toprağında ötekileştirilenler

26 Kasım 2016 Cumartesi

Hafta sonu Fenerbahçe Galatasaray derbisinde coştuk. Hafta ortası Beşiktaş’ın tarihi geri dönüşü ile bütün ülke ayağa kalktı. Kimimiz evimizde, kimimiz eş dost ziyaretinde kahkahalarımızla ortalığı inlettik. Kimimiz…

Gönlünü neşeye eğlenceye kaptıran, dünyayı bir oyun alanı, hayatı bir oyun olarak algılayan akıl sahibi Müslümanlar olarak İslami duyarlılıklarımızı törpüledik, menfaate dayalı Batılı dünya görüşünü de rehber edinip israf, debdebe, lüks ve şaşaaya gömülüp batsın bu dünya şarkısını söylemeye başladık.  

Arakan’da, Suriye’de, Yemen’de, Libya’da, Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da, Guantanamo’da, hatta Somali’de ölüm, zulüm, kan, gözyaşı, feryat ve figan kesintisiz devam ediyor.

Nerede Müslüman varsa orada sahipsizlik, işgal zulüm, açlık, yoksulluk var. 

Arakan’da bir milyon Müslüman Budistlerin işkence, kötü muamele, keyfi tutuklama, dayak, tecavüz ve nefret söylemi altında kıvranmakta. Diri diri yakılmalar, canlı canlı doğranmalar sıradanlaşmış şeyler Arakanlılar için. 

Arakanlılar putperest ve müşrik Budistler tarafından soykırıma tabi tutuluyor, kadınları tecavüze uğruyor, çocukları organ mafyasının eline düşüp paramparça edilip satılıyor. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Arakan’da yaşayan Müslümanları, “dünyanın en sahipsiz azınlığı” olarak kabul ediyor fakat kendi de sahip çıkmıyor.   

Yakılan köylerin üzerinden kalkan is ve külün ardından kömür kesmiş ihtiyar ve çocuklar, zorunlu göçe tabi tutulan kadınların, ölülerine bile ağlayamadıkları toplama kampları... Ve tüm dünyanın sağır kaldığı bir vahşet...

Gerçekte olan biten vahşetin ötesinde şeyler. Doğdukları topraklarda vatandaşlıkları ellerinden alınmış, dünyanın en çok zulme uğrayan insanları onlar.

Bütün bu yaşanan insanlık ayıbı şeyler dünyanın umurunda değil. Batı’nın da umurunda değil, çünkü ölenler Müslüman. Eğer katil Budistlerin işlediği vahşetin binde biri Yahudilere veya Hristiyanlara yapılsaydı dünya anında ayağa kalkardı.

Batı vicdanını menfaatlerinin arasında yok etmiş. 

Dünya Müslümanlarının da umurunda değil, çünkü onlar birbirlerini yemekle meşgul. Yönetim koltuğuna oturtulan kuklalar koltuklarının garantisi olarak kardeş kavgasını görüyor ve ateşe körükle gidiyorlar. Müslüman milletler, birkaç yüzyıldır değil kendi mazlumlarına sahip çıkmak, izzetlerini korumaktan bile aciz haldeler.

Yeryüzünde nerede zulüm varsa orada Müslüman var, nerede akan kan, gözyaşı varsa orada Müslüman var, nerede arşa çıkan feryatlar varsa orada Müslüman var.

Müslümanlar kal-u bela’da Allah’a verdiği sözü unuttu, imanını sorgulamıyor, vicdanını sorgulayamıyor, sorgulayamadığı için de kıyama kalkamıyor. 

Maalesef bizim de umurumuzda değil, susmuş avanak avanak seyri temaşa ediyoruz. Kardeşlerimiz zulüm görüp acı çekerken, biz kendi heveslerimizin kucağında, bugün nasıl zevki sefada günümüzü gün ederiz kaygısındayız. Tepki cümlelerimizin dozajını arttırmakla zalimin uykusunu kaçırabileceğimizi sanıyoruz. 

Müslümanız deyip cennet özlemi çekiyoruz, fakat kalpleri hakikat adına utanmayan, gamsız, duyarsız, göbek büyüten Müslümanlar olarak derin uykumuzdan fedakârlık etmiyoruz.    

Ekranlardan gördüklerimize ah vah ederek hayıflanarak sorumluluktan kurtulduğumuzu zannedip, yandaşlığımız ölçüsünde vicdanımızı kandırıyoruz. 

Problemleri çözmede İslami ölçüler yerine nefsani davranıyoruz. Çözümlü çaresizliklerimiz, sıkıntıyı dert ettiğimiz sıkıntısız halimiz yine kan, yine gözyaşı, yine hazan oluyor.

Yüreğimiz kardeşimizin derdiyle dertlenmediği için gözlerimiz yaşarmıyor, vicdanımız titremiyor. Çünkü dünya hayatını ahrete tercih etmişiz. Haz ve lezzet mabetlerine dönüştürdüğümüz evlerimizde ve eğlence yerlerimizde nefsimize tapınma ayinleri düzenliyoruz.

Gözlerimiz yaşarmıyor, kalplerimiz ürpermiyor, gönüllerimiz haşyet duymuyor, dualarımız kabul olunmuyor. Fütursuz halimiz, duasız dilimiz, ıslanmayan gözlerimiz, yardımsız ellerimiz, kaygısız duruşumuz, sorumsuz insanlığımız ve Müslümanlığımızdan yeryüzü kana, gözyaşına, zulme duçar oldu.

Zalimler zalimliğini yaparken mazlumlar niçin sahipsiz? Müslümanın namusu kirletilirken bu suskunluk da neyin nesi? Bir millet soykırımla yok edilirken seyirci kalış niye? Kıblegahımız ağlarken kuruyan gözler kimin gözleri? Merhametini kaybetmiş insanlık üç maymunları oynarken esirgenen merhamet niye?

Acı içinde yurtlarından, yuvalarından edilen Arakanlıların acı içinde kıvranışlarına, feryatlarına bütün dünya duyarsız. Zalim Budistlerin insanlık dışı zulümleri karşısında çırpınan mazlum millet vicdan sahiplerinden, duyarlı STK’lardan ve Müslüman kardeşlerinden uzanacak yardım elini bekliyor.  

Herkes kendi imkânları ölçüsünde duyarlı olursa bütün dünyanın gözü bu vahşete çevrilir. Sosyal medyadan yapılacak bildirimler, yazılı ve görsel medyada yapılacak haberler, kalemşorların yazıları, müzisyenlerin besteleri, ressamların çizgileri, STK’ların raporları bu ilgiyi artırabilir.

Yaşananların bir parçası olmak, olaylara, acılara, zulümlere, özetle hayatın tâ kendisine müdahil olmak acıların paylaşılmasına sebeptir. Kendi toprağında ötekileştirilenlerin yanında olmak insan olmanın gereğidir…

 

  • MM1 yıl önce
    http://m.nabizhaber.com/mahvettiniz-mazlumlarin-yurdu-osmanliyi-2207yy.htm. sayin diliipakbu arkadasi Akitte yazar olarak gormek istiyoruz....
  • M.şimşekM.şimşek1 yıl önce
    Aynen öyle burak kızım bu rahatlık bize çok fazla bize gelen yardımlarla banka kurmuşuz yemişiz içmişiz şimdi ise arakan kimin umurunda yerinden yurdundan olan kimin umurunda şu üç günlük dünyadamüslümanlar olarak niye birlik olamıyoruz