THY - Orta Avrupa Mayıs 2018

İnsanlık adına hesaplaşacağız

18 Mart 2017 Cumartesi

Dünyada güç merkezleri, güç dengeleri değişirken güç haritası da yeniden şekilleniyor. Batı, geri dönüşü olmayan çöküş sürecine girdi sürekli güç kaybediyor. Kopan fırtına Avrupa’yı bitirecek.

Uygulamaları ile dünyayı kan gölüne çeviren, mazlumları iliklerine kadar sömüren, ikiyüzlülükte ve ukalalıkta sınır tanımayan, vicdanı olmayan sadece çıkarları olan Batı ömrünün sonuna geldi, çöküşü mukadderdir.

Batıda kutsal değerler ve ahlak tükendi, yarım asırdır sadece ekonomisi ile ayakta duruyor, ekonomik gücün türevleri olan siyasi ve askeri güç ile hâkimiyetini devam ettiriyor. 

Dünyadaki tüm kültür ve medeniyet alanlarını katleden, imha eden, şımarıkça zimmetlerine geçirmiş oldukları insanlık değerlerinin üzerinde tepinen Batı, şimdi de kendi değerlerini yok ediyor, kendini imha etmekle meşgul.

Ellerindeki kartları zayıflayan, örtülü savaş aparatları birer birer devreden çıkan, çıkarılan Batı’nın yeniden toparlanması mümkün değil. Milletler artık kendi değerlerine ve varlıklarına sahip çıkıyor, koruyorlar. Mazlum milletler batıya meydan okuyabilmek için didiniyor, hesaplaşma zamanı da hızla yaklaşıyor.

Zenginlik batıya göçünü durdurdu, sınırlanamıyor, dizginlenemiyor, kontrol altına alınamıyor. Artık doğuda gerçek sahibinde kalıyor. Dünya değişiyor, güç ve servet el değiştiriyor.

Dünya, yeni sahibini bekliyor.

Medeniyetin bekleme odasında çile dolduran ve sürekli oyalanan, bir asırdan beri ruhunu kaybeden Batı’ya karşı bir beka mücadelesi veren Türkiye, Batının çöküş sürecinde tedbirlerini alarak toparlanmalı, ayağa kalkmalı, gidişatı kontrol altında tutmalıdır.

Çünkü Türkiye; dünya için yeni bir umut, İslam âlemi için beklenen umuttur.

Emperyalist sömürü düzenine dur diyen/diyecek tek millet olarak hem Türk milleti, hem İslam âlemi hem de insanlık adına Batı ile hesaplaşmalıyız.

Sömürü kültürüyle dünyayı işgal etmiş, milletlerin kültür ve medeniyet havzalarını yok etmiş, yıllardır dünyaya demokrasi dersi vererek zamana oynayan Batı’ya meydan okumalıyız.

Ülkeleri şirketlerle koalisyonlarla medya ile bankalar ile özel seçilmiş bürokratlar ile kontrol eden, milletleri önce sosyal, siyasî ve ekonomik keşmekeşin, sonra da iç savaşın eşiğine sürükleme tezgâhlarıyla sömüren Batıya dur demeliyiz. 

Genlerinde saklı olan tarihsel Türk/İslam korkusunu Osmanlı ruhunu yeniden canlandırıp en küçük hücrelerine kadar titremelerine yardım etmeliyiz.

Avrupa tarihinde güçlü bir damar olan ve bugün yeniden hortlayan ırkçılık zilletine karşı birbirimizle kenetlenerek, kucaklaşarak cevaplamalıyız.

Tarih sahnesine yeniden hafızamızla, tarihi derinliğimizle, siyasi hesaplarımızla dönmeliyiz. Sadece kendimiz için, ülkemiz için değil, coğrafyamız için, ortak bağımız olan ülke ve toplumlar için dönmeliyiz.

Terörle savaşıyormuş gibi yaparak İslâm’la savaşan Batının maskesini milli birlik ve beraberliğimizi tesis ederek düşürmeliyiz.

Yıllardır hayalini kurduğumuz, rüyasını gördüğümüz, ümitle beklediğimiz batının çöküş fırsatını biz ve İslam âlemi iyi değerlendirmeli, bu fırsatı ganimete çevirmeliyiz.

Canını kurtarmak için kapılarına gelenleri kovanları, demokrasi, insan hakları deyip darbecilere ve teröristlere sahip çıkanları ağır makyajlarından kurtarıp gerçek yüzlerini ortaya çıkarmalıyız.

Ülkemizin gelişimini durdurma, belli bir eksene hapsetme hatta parçalama planlarıyla saldıranlar, PKK/PYD, DHKP-C ve FETÖ üzerinden korkutan, dizayn etmeye, hizaya sokmaya, bölüp parçalayıp ele geçirmeye çalışan faşist Avrupa’nın hortlayan ırkçılık damarını tıkamalıyız. 

Batının çöküşü iktisadi kriz gibi hafifmeşrep sarsıntı değil, kendini yenileyemediği ve yenileyemeyeceği için analitik bir depremdir. Batı kendi mecrasının sonuna, kendi ufkunun sınırına ulaştı, buradan ileriye gidemez.

Vahşi batının çöküşü insanlığın görebileceği en güzel rüya, düşleyebileceği en güzel hayaldir. O yüzden bu rüyayı gerçekleştirmek için bir olmalı, beraber olmalı, kenetlenerek gece gündüz, uyumadan dinlenmeden çalışmalıyız.

Kendimize gelene, kendi öz kaynaklarımızı keşfedene, kendi milli nizamımızı kurana, kendi medeniyetimizin inşasını tamamlayana kadar küresel ölçekte dengeleri değiştirecek adımlar atmalı, çıkarlarımız doğrultusunda hareket kabiliyeti geliştirmeliyiz.

Kısaca batıyla hesaplaşabilmenin sığ zevkine gark olmalıyız. Batıyla hesaplaşmanın zevkini, karşı konulamaz lezzetini yaşarken küresel ölçekte dengeleri değiştirecek adımları da atmalıyız.

Her türlü hinliği, örtülü operasyonu, fitneyi kullanarak Türkiye’yi yeniden kontrol altına almaya, küçültmeye, sınırlandırmaya, yönetilebilir alana çekmeye dönük çabalar, derin siyasi hesaplar, kirli ittifaklar, şahitlik ettiğimiz her çirkinlik, millî uyanışımızı hızlandırmalıdır.

İslam medeniyeti, şu an yeniden doğuşun, dirilişin sancılarını çekiyor zaten. Hem de Müslümanlara, Müslümanların idrak zafiyetine rağmen özündeki manayı zamana yayarak, zamanı tohumlayarak yeniden filizleniyor.

Yarın bizim elbet bizimdir, gün doğmuş gün batmış ebet bizimdir…

 

YORUM YAZ