THY- Euroleague

Hizmet adına ihanet

11 Şubat 2017 Cumartesi

Son yayınlanan KHK’da RTÜK’ten ihraç edilenlerin sayısını görünce doğrusu çok şaşırdım. Devletin kılcallarını bir virüs gibi saran FETÖ elemanları bizden olsun çamurdan olsun anlayışıyla hareket edip devletin içine sızmış, sonra da o kurumları işlemez hale getirmişler.

RTÜK söz konusu olunca da toplumsal tahribata çanak tutan, kültürel değerlerimizi yozlaştıran, aile yapımızı çökerten TV programlarının toplumsal infiale rağmen dokunulmazlıkları akla ilk gelen icraatları oluyor.

Medyanın toplum üzerindeki etkisi inkâr edilemez bir gerçektir.

Özellikle görsel medya aracılığıyla kültürel kodlarımızla oynanmakta, genlerimizin değiştirilmesi için çalışılmakta, ahlaki değerlerimizin yok olması için her yol mubah sayılmakta, Müslüman kimliğimiz üzerinde tahribatlar yapabilmek için kadın cinsel bir obje olarak takdim edip sömürülmekte, nikâh, mahremiyet, kutsallara saygı, vefa ve sadakat gibi değerler altüst edilmektedir.

Çocukların korunmasına, toplumun milli manevi değerlerinin yaşatılmasına ve toplumun ahlak anlayışının zedelenmemesine yönelik çabalar karşısında RTÜK’ün duyarsızlığını şimdi daha iyi anlayıp analiz edebiliyorum.

Evlilik müessesini gençlik nazarında basitleştiren, ahlak dışı ifadeleri, görsel rezaletleri ortaya döken programlara ses çıkarmayan, toplumu bu tür yayınların tasallutuna iten RTÜK hakkındaki haklı endişelerimizin yersiz olmadığının şahidi olduk. 

Arınçlı dönemlerde FETÖ sürüsünce işgal edilen bu kurum Türk toplumunun ahlakı üzerinden para kazananlar için barınak olmuş ve toplumun çocukların korunmasına, toplumun milli manevi değerlerinin yaşatılmasına ve toplumun ahlak anlayışının zedelenmemesine yönelik çabalarına ket vurarak bu dizilerin, yarışma programlarının yayınının devamını sağlamışlardır.

Çarpık ilişkiler, kötü örnekler ve ahlâkdışı, gayrimeşru yaşantılar, gelenek ve kültürümüze aykırı davranışlarla toplumun dengesi bozulurken bu sapık cemaat mensupları RTÜK’ü işgal etmiş belki de ekran karşısında “ya FETÖ” diye tespih çekiyorlardı.  

Toplumsal değerlerle taban tabana zıt olan nikâhsız hayat, zina, çarpık ilişkiler, aldatma, lüks özlemi, emeksiz kazanç gibi mefhumlar yenidünya düzeninin toplum mühendisliği için formatlanıp TV programlarında teşvik edilirken “Deccal’ın uşakları” asrın Deccalının fetvalarıyla rahatlıyor, emirleriyle bu programların devamını sağlıyorlardı.   

İnsanlara yanlış rol modeller üreten, halkın akıl sağlığını tehdit eden kanalların Batı’dan bire bir ihraç ettiği programlarla hedef olarak, bireylerin akıllarını uyuşturmak, toplumu ayakta tutan dini ve ahlaki değerleri yıpratarak, bireyleri yozlaştırmak olduğu gerçeğini artık daha net görebiliyoruz.

Birbirinin kopyası mahiyetinde, aile bağlarını, arkadaşlık ilişkilerini koparan, toplumsal dayanışma ruhunu, sevgi, saygı, vefa, merhamet, sadakat gibi güzel hasletleri yok eden hırs, öfke, kin, nefret, intikam ihanet, şiddet ve şehvet gibi süfli duyguları harekete geçiren, çarpık ilişkileri makul gösteren diziler, yarışma programları, magazin haberleri ve evlendirme programları ile toplum adeta değişim ve dönüşüme tabii tutuluyoruz. 

Kafamızı kuma sokarak yaşıyoruz.

Günlük hayatımızı ahtapot gibi kuşatan, bizi bizden çalan, sorunların teşvikçisi mahiyetindeki programların şuursuz bir şekilde evlerimizde misafir edilmesi son derece düşündürücüdür.

Televizyonun kölesi olmaktan çıkıp, etrafınızda neler olup bittiğine bakarak televizyonun ahlakımıza, değerlerimize, hayatımızın anlamına, ebedi hayatımıza yaptığı tahribatın tahlilini iyi yapıp, kültürel olarak bizleri asimile etmesine izin vermemeliyiz.

Televizyonun ömrümüze, yeteneklerimize, zekâmıza, ilişkilerimize, başarımıza, maddi ve manevi sağlığımıza ve maneviyatımıza etkilerini iyice araştırarak ahlak değerlerimize uygun, toplumu doğru yönlendiren, gençliğimizi geleceğe düzgün hazırlayan programların devamı için durmak bilmez, ateşli gayretkâr çaba içerisinde olmalıyız.

Ahlaki değerlerin çöktüğü ve kelimelerin anlamını yitirdiği bir durumda, reaksiyon göstermek zor olsa da özellikle aile, ortak kültürel ve milli manevi değerlerimize önem veren programları tercih etmeliyiz.

Savaş, ahlaksızlık, kültürel saldırı, suni kahramanlarla aile kurumuna saldıran ve toplumu aşağılayan, görsel sanatın ruhundan çok daha aşağısında sığ, bayağı ve paçoz bir zihniyetin toplumda algı yönetimi sağlamasına engel olmalı, tepki göstermeli, sinerjik feedback sağlanmalıdır. 

Geçmişin izlerini taşıyan, sevgi ve saygıyı içselleştiren, muhabbeti artıran, aile bağlarını güçlendiren, kültür ve değerlerimizi yansıtan ve toplum olarak birbirimize kenetleyecek programlara vericilerimizi çevirmeli, ekranlardan üzerimize boşaltılan algı bozucu yayınlara karşı kalkanlarımızı yükseltmeliyiz. 

 

YORUM YAZ