CIA-Trump savaşında ilk raund

21 Ocak 2017 Cumartesi

ABD’nin 45. Başkanı seçilen Donald Trump koltuğuna oturdu. “Yemin törenine ünlüleri istemiyorum, halkı istiyorum” direktifiyle de farklı olacağının sinyallerini vermeye başladı.

Trump, görevi devraldığı ilk günden itibaren ABD’nin sınırlarının daha güvenli hale gelmesi için çalışacağını söylese de kendisini koltuğunda rahat oturtmayacakları kesinleşti.

Önceki ABD başkanlarını ellerinde oynatan neo-con cunta Trump’ı da denileni yapar hale getirene kadar sıkıştıracak ya da hazırlayacağı komplo teorileriyle Beyaz Saray’da oturtmayacaklarını daha ilk günden gösterdiler. 

Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül’ün tespiti meselenin özeti gibi. “Obama seçildiğinde umut pazarlayan dünya, şimdi de Trump kazandı diye felaket pazarlıyor.” Trump’ın seçileceğinin anlaşılmasından itibaren CIA komutasındaki Amerikan basını her yol mubah anlayışıyla kendisine yönelik kirli bir kampanya başlattı.

CIA, Trump’ın Rusya manipülasyon ve kaset şantajları yoluyla başkanlık yarışını göğüslediğini iması ile ABD’de ciddi toplumsal bölünmenin temelleri atılırken, içeride büyük sıkıntıların yaşanacağı sinyalleri de verilmeye başlandı.

CIA’nın servisiyle dünya basınında yer bulan Trump’ın Rusya’da hayat kadınlarıyla birlikte olduğu yönündeki iddialar bu kirli savaşın ilk raundu olarak kayıtlara girdi.  

Dünya genelinde anormalliklerin kabul gördüğü bir devirde yeni başkan çalışma imkânı bulabilirse anormal gelişmelerin de yaşanacağına şahit olacağız. 

Dünyada oluşmaya başlayan çok kutuplu yeni düzen Trump’ın atacağı yeni adımlar ile şekillenecek ve dünya siyasetinin gidişatı da doğrudan etkilenecektir.

Yeni kurulmaya başlanan çok kutuplu, menfaate dayalı ilişkiler ağıyla örülecek olan yenidünya düzeninin yeni tip politikacısı olacağını yaptığı açıklamalarla gösteren Trump, ABD’nin dünyadaki yeri ve diğer ülkelerle ilişkilerini de daha netleştirecektir.    

Hem Amerikan iç siyasetinde, hem de dünya siyasetinde meydana gelecek değişiklikler Amerikan büyüsünü de yerle bir edecek gibi görünüyor.

Her şeyi sahip bulunduğu “kahredici güç”le halledeceğine inanan, R. Garaudy’nin tabiriyle küreselleşmeyi “sömürgeleştirme” olarak anlayan ABD’ye artan tepkilerin dizginlenebilmesi için dünyada dostluk rüzgârlarının estirilmesi mutlak bir şart. Trump da siyasi hegemonyayı dizginleyip ekonomik olarak zirveyi yeniden kapmanın daha elzem olduğunu görüp, söylemekte.

Trump, önceki ABD başkanları gibi dünyaya sahip çıkmak yerine sadece ABD’ye sahip çıkacağını ilan edip ilginç açıklamalar yapıyor.

“Şu anda dünyanın en fazla savunma harcaması yapan ülkesi konumundaki ABD, NATO’nun yükünü taşımayacaktır” diyor Trump. 

NATO’nun “modası geçmiş” bir ittifak olduğunu savunan Trump, birçok NATO üyesinin savunma harcaması taahhütlerini yerine getirmediğini ve bu örgütü “kadük”, ittifakın üyelerini ise ABD’nin cömertliğinden faydalanan “nankör” müttefikler olarak tanımlıyor.

Trump, Irak savaşını “Büyük olasılıkla ABD tarihinde verilmiş en kötü karar” olarak nitelendirerek, Irak müdahalesini arı kovanına taş atmaya benzetti.

ABD’nin Ortadoğu’da terörle mücadele adı altında harcadığı paraya dikkati çeken Trump, “Ortadoğu’da altı trilyon dolar harcadık. Bu parayla ülkeyi baştan aşağı iki kere kurardık. Yollarımıza, köprülerimize, tünellerimize ve havaalanlarımıza bakın, hepsi çok eskimiş durumda” derken bir isyanı dillendiriyor.

Trump’ın Ortadoğu’dan çekileceğini, yıllardır boş yere çok para harcandığını söylemesiyle, nükleer alanda çok büyük bir silahsızlanmaya gidilmesi konusundaki görüşleri birbirini tamamlar mahiyette.

ABD, vazgeçilmezim dediği Türkiye’yi Ortadoğu’nun parçalanmasında maşa olarak kullanmak ve bu arada ülkemizi de parçalamak istedi. Bu kanlı pazarda hem Türkiye hem de bölge çok zarar gördü. İkiyüzlü politikalarıyla terör örgütlerini ortak ilan edip müttefiklerini vurdu.

Önceki başkan ABD’yi terör örgütleriyle aynı cepheye sürdü, terör destekçisi bir ülke haline getirdi. Umutla gelen adam geride büyük bir enkaz bıraktı ve gitti. 

Trump’ın Ortadoğu’ya daha gerçekçi bakacağını, PKK/PYD’yi artık desteklemeyeceği, IŞİD konusunda Rusya ile ortak eylem planı oluşturulacağı tahmin ediliyor. 

Tarihinin en zor dönemlerinden birini geçiren ABD-Türkiye ilişkilerinde, ekonomik ilişkilerden, NATO müttefikliğine kadar birçok konu önem taşımakla birlikte, Suriye’nin geleceği, PKK’nın Suriye kolu PYD’ye yönelik ABD desteği ve Gülen örgütü ile mücadelede ABD’nin işbirliği kilit konular.

Dostluk, müttefiklik kılıfıyla terör örgütlerine verilen silahların Türkiye’ye doğrultulması Trump’ın da hoşuna gitmeyecektir. İslam âlemi, Türk dünyası ve Ortadoğu için merkez ve bölgesel güç olan Türkiye’yi kaybetmek ABD’nin canını acıtacaktır.  

Mevla görelim neyler…

 

  • palaremopalaremo10 ay önce
    yazarimizhayalini yazmi$.daha gecen gün Trump,"radikal Islamla mücadele edilecek"dedi.   ... seküler Türkiye Radikal islam yolunda,§imdi sorarim size,Trump kimleri desdekler?
  • Zehra TezcanZehra Tezcan10 ay önce
    Olaki, bir ihtimal ya, Türkiye hakkinda olumlu bir is yaparsa, bilin ki bu ya kazara ya da baska ciddi bir kararin engellenemez sonucu olacaktir.
  • Mehmet ÇağlarMehmet Çağlar10 ay önce
    Allah dilerse müşriklerle de dinini yüceltir..Dolayısıyla "tıramp" da, iradesi dışında da olsa islamın yüceltilmesinde kullanılabilir.Mühim olan, müminlerin bunda nasibinin olabilmesidir muhterem osmn bey...
  • Osman GungormusOsman Gungormus10 ay önce
    Öyle yazmissiniz ki zannedersiniz trump Müslüman. Bence kâfir kâfirdir, tesabehat kulubuhum.
  • MustafaMustafa10 ay önce
    Neylerse güzel eyler.