THY- Euroleague

Almanlara niye cevap verilmiyor?

18 Şubat 2017 Cumartesi

Adaleti, merhameti ve insafı olmayan küresel sistem çatırdıyor.

Vahşi kapitalizmin sömürgecileri, geçen asırlarda olduğu gibi bugün de çalıp götürmek için zulmediyor, katlediyor, mahvediyorlar. Ortadoğu, Afrika ve Asya kan ve gözyaşı içinde.

Şu ya da bu nedenle bombaları patlatanlar, insanları katledenler, kendileri gibi olmayanları, kendilerinden farklı düşünenleri nefret ve hakaret dolu söylemlerine hedef kılanlar İslâm adına terör estiren örgütleri besleyip, büyüterek planlı olarak İslamofobi ateşi yakıyorlar.

Başta Almanya olmak üzere İslam düşmanlığı adeta devlet eliyle meşrulaştırılmaya çalışılıyor.

Avrupa’da insani kriz büyürken ırkçılık da artarak yayılıyor. Batı ülkelerinin içinden geçtiği buhran süreci, küresel sistemi yeniden şekillendirirken sahneye de yeni aktörler sürüyor.

Küresel güç oyununda yeni bir takım kuruluyor ve Türkiye bu kez hem masada hem de sahada ben de varım diyor. 

Erdoğan liderliğinde büyüyen, gelişen ve kalkınan Türkiye küresel güçleri rahatsız etmektedir. Tarihin derinliklerinden gelen kuyruk acısı ve yönetilen değil yöneten konumuna geçen Türkiye gerçeğinden duyulan rahatsızlıkla emperyal güçler Türkiye karşı asimetrik bir savaş başlattılar.

Zalim, gaddar, merhametsiz ve barbar nitelemeleri üzerine şuuraltına inşa edilen Avrupa’daki Türk imajı günümüzde politik hedef ve çıkarlara uygun olarak ortaya çıkarılmakta ve körüklenmektedir.

Artan Türk ve Türkiye karşıtlığının bilinçaltı sebebi bu korku ve korkunun halka yayılmasıdır.

Avrupa’da Almanya stratejik ortak, dost, müttefik maskesi altında Türk/Türkiye düşmanlarına sahip çıkmakta, besleyip faaliyet alanları sunmaktadır.

Çok sayıda FETÖ’cü, PKK’lı, PYD’li ve DHKPC’li teröriste kucak açan Almanya gezi olaylarında olduğu gibi, Türkiye üzerindeki operasyonlarına devam etmek istemektedir.

Dün;

1915 olaylarını “soykırım” olarak niteleyen,

Devlet televizyonu ARD’de, Merkel hükümetinin bir soru önergesine verdiği cevapla, “Türkiye terör örgütlerine destek veriyor” ifadeleri kullanarak düşmanlığına devam eden,

İçişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’nin, Mısır’daki Müslüman Kardeşler, Hamas ve Suriye’deki silahlı muhalif gruplara destek verdiğini özellikle 2011 yılından itibaren Ortadoğu’da İslamcı gruplar için bir merkez haline geldiğini» iddia eden,

PKK, PYD, DHKP-C ve FETÖ gibi terör örgütlerine banka hesabı açılmasına izin verirken, demokratik bir parti olan ADD (Alman Demokratlar Birliği (Allianz Deutscher Demokraten) ne bir banka hesabı açılmasından korkan, 

Cuma namazına gidenleri “fişleyen”,

Alman Dış İstihbarat Servisi BND’nin gayri resmi yayın organı Der Spiegel’de her gün terör örgütü PKK’yı ve sözde Ermeni meselesini kaşıyan, provokatif yayınlar çıkaran ve Türkiye’nin PKK’ya karşı operasyonlarına bile karşı çıkar hale gelen Almanya…

 Yine Der Spiegel dergisiyle Suriye’de devam eden Fırat Kalkanı operasyonunda 400 sivilin öldürüldüğü iddiasıyla Türkiye’nin DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadeleye çamur atan,

Türkiye’deki gizli Alman faaliyetleri üzerine ciddi araştırmalar yapan Hablemitoğlu’nun Alman gizli servisi tarafından öldürüldüğü ortaya konan delillerle kesinleşen Almanya…

Türkiye’den sokaklarda terör estirenlere yeterince “nazik” davranılmamasının hesabını sormaya cüret edebilen Merkel, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ne (DİTİB) bağlı din görevlilerinin ülkedeki FETÖ’cüler hakkında casusluk yaptığını iddiasıyla bir skandala imza atılmasına ne diyecek?

Almanya bu hadsiz çırpınışlarıyla Türkiye düşmanlığını sergilerken bizim sessizliğimiz can sıkıcı.

Erdoğan’ın “Bazı Alman vakıfları BDP’li belediyeler üzerinden PKK’ya para aktarıyor” sözleri ortadayken, Alman gizli servisi kontrolünde Türkiye’de serbest faaliyet gösteren, tüm masrafları Alman Federal Bütçesinden karşılanan denetimden uzak Alman vakıflarının faaliyetleri OHAL kapsamında durdurularak Almanya’ya cevap verilemez mi?

Doğrudan Alman derin devletine bağlı sadece Türk devleti aleyhinde faaliyet gösteren bu vakıfların mal varlığına el konularak haddinizi bilin mesajı verilemez mi?

BND’nin Alman vakıfları üzerinden PKK ve birçok yıkıcı ve bölücü örgüt ve derneklere finansal kaynak sağladığı gerçeğinden hareketle Alman dış politikasının önemli bir aracı durumuna gelen bu vakıf ve enstitülerin kapısına kilit vurulamaz mı?

Almanya’da yaşayan Türklerin paralarını Alman bankalarından çekmeleri organize edilerek, Alman ekonomisi yerle bir edilemez mi?

Daha neyi ve niye bekliyoruz?

 

YORUM YAZ