Küçük ülke,büyük dertler

31 Temmuz 2019 Çarşamba

Çocukluk ve gençlik, güzeldir. Bu yaşlarda merak, heves, şaşkınlık, hayret zirvededir. Çocukluktan gelen neşe ve sevinç, gençlikten kaynaklanan yaşama heyecanı, yüksek tutku ve coşku. Hayaller, umutlar, acemilikler.

Çocukken ve gençken, birçok şey kolaydır veya öyle görünür. Meselenin derinlikleri anlaşılmaz. 

Kusursuzluk ve hatasızlık insana göre değildir, yakışmaz. Coşku ve hırsla, hatalar yapabilir. Herkes yapar.

Tecrübe sahibi olmak kolay değildir. Belki de dünyanın en pahalı ve en eşsiz şeyidir. Denenir, hata yapılır ve doğrusu öğrenilir. 

Buradan şuraya geçeceğim: İnsan ömründeki yüz yıl, devletler için sadece birkaç yıla tekabül eder. Kosova gibi özgürlüğünün yirminci, bağımsızlığının on birinci yaşında olan bir devlet için bunun karşılığı emekleme, çocukluk veya gençlik yıllarıdır.

Kosova’nın sağlıktan eğitime, ekonomiden adalete varıncaya kadar birçok alanda ve konuda sorunları var. Hayatın her alanına dair karar mekanizmasını işleten siyaseti de unutmayalım. Orada da sorunlar var. Belki de en büyük ve çetrefilli olanları. 

Bunlardan bir tanesi: Ramush Haradinay, iki yıldır yürüttüğü, Kosova Başbakanlığı görevinden istifa etti. Merkezi Lahey’de olan Uluslararası Savaş Suçları Kosova Özel Mahkemesi tarafından şüpheli olarak davet edilmesini gerekçe olarak gösterdi. 

Haradinay, istifa kararını Anayasa Mahkemesine taşıdı. Görevinin yorumlanmasını ve hükümet yetkilerinin tanımlanmasını istiyor. 

Bu arada iktidar ve muhalefet partileri erken genel seçim kararı alınmasını talep ediyor. Herkesin, seçim tarihinin belirlemesi için harekete geçmesini beklediği, Cumhurbaşkanı Hashim Thaci ise sessizliğini koruyor.

Kosova halkı ve ekonomi cephesinin deneyimli isimleri, istifa kararının işletmelerin çalışmasına ve yabancı yatırımlara olumsuz etkisi olacağından tedirginlik duyuyorlar. Ülkenin ekonomik parametreleri bu endişelerin hiç de yersiz olmadığını gösteriyor.

Kosova Merkez Bankası verilerine göre, 2017’de 287 milyon Euro değerinde bulunan yabancı yatırımların miktarı, 2018 yılında 213 milyon Euro’ya geriledi. Yaşanan siyasi kriz, 2019 yılı için, bu değeri daha da düşürebilir.

2019 yılı bütçesinde yer alan bilgilere dayanarak, bu yıl için planlanan gelirler 1 milyar 949 milyon Euro ve giderler ise 2 milyar 378 milyon Euro. Yani, 429 milyon Euro bütçe açığı var. 

2018 yılındaki cari açığı, Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 8,3’üne denk geliyordu. 2019 yılında bu oranın yüzde 10,5’e çıkması bekleniyor. 

Makro ekonomiden, mikro ekonomiye geçelim.

Kosova’da enflasyon oranı çok düşük olmasına rağmen işsizliğin rekor düzeyde bulunuyor. Bu sebeple Kosova, Dünya Sefalet Endeksi’nde dokuzuncu sırada yer alıyor.

Dünya Bankası Kosova Ofisi, bu ülkede 2018 yılında işsiz sayısının 17 bin arttığını duyurdu. Viyana Uluslararası Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan “Batı Balkanlar’da 2019’da İş Piyasası Trendeleri” adlı raporda, Kosova’daki işsizlik oranının yüzde 29 olduğu açıklandı. Genç işsizlerde bu oran yüzde 50’nin üzerinde. 

Yüksek işsizlik sebebiyle insanlar Kosova’yı terk etmek istiyor. Ülkenin en büyük güvencesi olan gençlerin, bir başka ülkede iş bulabilme umuduyla, ülkeyi terk etmesi tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor. Almanya, İsviçre, Avusturya, İtalya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde çalışan 700 bin Kosovalı var.

Kosova Merkez Bankası’nın verilerine göre, diasporanın ülkeye gelir katkısı 1 milyar Euro. Her yıl yaklaşık 700 milyon Euro, banka ve diğer finans kuruluşlar aracılığıyla Kosova’daki adreslere gönderiliyor. Memleketlerini ziyaret edenlerin harcadıkları miktarın ise 300 milyon Euro olduğu tahmin ediliyor.

İş bulabilen şanlı azınlık ise düşük sayılabilecek bir maaşa talim ediyor. Kosova İşletmeler Birliği, ülkedeki ortalama aylık maaşın 505 Euro olduğunu açıkladı. Buna karşılık asgari ücret 200-250 Euro seviyesinde seyrediyor.

Kosova’da, gelirler ne kadar düşükse, giderler o kadar yüksek. Mart 2019’da elektrik faturalarına yüzde 50 zam yapıldı. Bir megavat enerji 60 Euro’dan 90 Euro’ya çıkarıldı. 

Bu kadar rakam yeter. Artık toparlayalım. 

Dünyanın en eski soru ve sorularından biri: “Ne olacak bu gençliğin hali?” 

Merak etmeyin, bu soruyu tekrarlamayacağım, “gençlik elden gidiyor” çığlığı atanlardan olmayacağım.

Söyleyeceğim, meşhur bir türkünün şu sözleri olacak: “Sevdiğim geçiyor gençlik çağları.”

Daha açık söyleyelim: Zaman çabuk geçer. Gençlik, gençlikte kalır. Buna karşılık, yaptıklarımız bizimle beraber gelir. Gençken, zaman ve insan, daha bir bereketli olur. Gençlik geçmeden, bal arısı gibi, tırtıl gibi çalışılmalıdır. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • PLRPLR2 ay önce
    Üstad !çok doğal eğitici üsluubunuz var.Acilen,Ortaokul ve Liselerde ve Üniversitede,KISA ÖZLÜ SÖYLEŞİLER düzenlemelisiniz.kısa söyleşi ve sık sık.çocukların rotası yok.para teknoloji ve Dan bezirian hayatı, çocukları mahvetti. Aileler küstahlaştı,parayı yanlış yorumluyorlar.5vakit camiye ugrayan kişi,para için naaamert oluyor.
  • Alperen İsmailAlperen İsmail2 ay önce
    Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun gözbebeği olan Kosova her daim Alperenlerin dikkatinde ve korumasındadır.
  • GilanlıGilanlı2 ay önce
    Ayhan Abi Kosovalı Türk olarak yazınızı beğendim. Çok doğru tespitler.
  • hüseyinhüseyin2 ay önce
    "Suriyelilere üç garanti verildi!" Suriyeliler konusunda devletin nasıl uyum çalışmaları yaptığına dair eğitim ve tarımdan örnekler vermiştim. Zeytinburnu İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün okullara gönderdiği yazıda Suriyelilerden "yakın gelecekte vatandaş olacaklar" diye bahsedilmişti. Mardin'de Suriyeli çiftçiler lavanta hasadını Vali ve Kızılay Başkanı ile birlikte yapmıştı. Şimdi de Türkiye'deki üniversitelere sınavsız kabul edilen Suriyeli öğrencilerin burs sorunlarının nasıl çözüleceği konusunda resmi açıklamalar yapıldı.***Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdullah Eren, "Üç model geliştirdik. Birincisi üniversiteye giden Suriyelilerin harcını karşılamak... İkincisi, 'Türkiye bursları' kapsamında Suriyeli öğrencileri burslandırıyoruz... Üçüncüsü ise Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve AB'nin farklı fonlarıyla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri var" dedi.Abdullah Eren, "Mültecilerden yüzde bir oranında üniversiteye gitme oranı varken, Türkiye yüzde altıyla bu alanda bir rekor kırıyor" diye özel bir bilgi de verdi.Türk Kızılay Başkanı Kerem Kınık ise "Halihazırda 3 milyon kişiye destek veriyoruz. Sadece Suriyelilere değil, 70'i aşkın ülkeden 1 milyon 700 bin mülteciye aylık nakit düzenli destek programıyla katkı sağlıyoruz. Şartlı Eğitim Programımızla 511 bin öğrenciye düzenli aylık burs sağlıyoruz. Türkiye'de 1 milyon 740 bin Suriyeli çocuk yaşıyor. Yaklaşık 1 milyon 50 bin çocuğumuzun okula gitmesi gerekiyor. 645 bin çocuğumuz şu anda ilk-orta-liseye devam ediyor. Geriye kalan 400 bin çocuğumuzun okullaşması gerekiyor."  dedi.İstanbul İl Göç İdaresi Müdürü Recep Batu ise geçici koruma ile Suriyelilere üç konuda garanti verdiklerini belirterek, "Bunlar, geri gönderilemez ilkesi, kimliklendirilmesi ve temel hizmetlere ulaşım. Geri gönderilemez ilkesi, savaş devam ettiği müddetçe gerçekleştirilemez. Şu anda Suriyelilerin yüzde 99'u kayıt altındadır. Kayıtlı olduğu illerde sağlık hizmetlerine, eğitim hizmetlerine ulaşması gibi." diye konuştu.***Suriyelilere geri gönderilmeyecekleri ve temel hizmetlerden yararlanacakları garantisi verildiğini duymuş muydunuz?Resmi bir ağızdan daha önce böyle bir açıklama duymadım da...Peki ama garantiyi devlet adına kim vermiştir? Garanti, Suriyeliler Türkiye sınırlarına sürülmeden önce mi verilmiştir? Bu sebeple mi sınırların açılmasından sonra milyonlarcası Türkiye'ye koşmuştur.Öyle ya, barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçları karşılanacağı garantisi olmasa, aylık nakit ödeme yapılmasa, Suriyeliler Türkiye'ye neden gelsin veya geldikten sonra neden burada kalsın?***Bütün bu veriler neyi gösteriyor?Suriyeliler, önce IŞİD tehdidiyle sonra PKK/PYD baskısıyla ölümle korkutuldu. ABD-İsrail projesi gereği Suriye'nin kuzeyi boşaltılacak ve buradaki nüfus Türkiye'ye kaydırılacaktı. Türkiye'deki siyasi iktidar, bu projeyi bile bile kapıları açtı. Zaten, 1.5 milyon çadır siparişi de vererek ön hazırlıkları başlatmıştı. Şimdi iktidar Suriyelilere kendi vatandaşına vermediği desteği veriyor ve Türkiye'nin bütün imkânlarını onlara sunuyor!Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, ABD Savunma Bakanı Esper'e telefon görüşmesinde, "Türkiye'nin ABD'den beklentisinin, terör örgütü PKK/YPG'ye desteğini tamamen sonlandırması olduğunu ifade ettiği"ni açıklıyor!Güvenli bölgenin 30-40 kilometre derinliğinde ve Türkiye'nin kontrolünde olmasını istediklerini de bildirmiş!ABD'nin projesi orada bir devlet kurarak, Kuzey Irak ile birleştirmek değil mi?Hüseyin Kıvrıkoğlu da "ABD Sevr haritasını uygulamaya çalışıyor" demedi mi?Sevr'e göre bölgede bir Kürdistan ve Ermenistan kurulması esas alınmamış mıydı?Türkiye, ABD ile işbirliği yaparak Suriye'yi parçaladı, şimdi ABD'den projesinden vazgeçmesini istiyor!Bu temaslar, kamuoyunu oyalamaktan başka bir işe yaramaz...AKP iktidarı bu işin altında kaldı da Türkiye'yi de çıkmaza soktu…

Günün Özeti