Yeni Diyanet İşleri Başkanı ve tutarlı olmak

18 Eylül 2017 Pazartesi

Diyanet İşleri Başkanlığına Yalova Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ali Erbaş atandı.

Kendisini şahsen tanımadığım gibi atama kararına kadar adını da duymamıştım.

Atama haberi WhatsApp grupları ile sosyal medya hesaplarında travmatik kampanyalara dönüşünce şaşırdım doğrusu. 

Sosyal medya tartışmalarını izlemiyorum ama sağolsunlar birçok arkadaş sosyal medya tartışmalarını WhatsApp gruplarında canlı paylaşıma dönüştürüyor.

Tartışmanın merkezinde yeni Diyanet İşleri Başkanımızın geçmişinde FETÖ’cü olarak bilinen kişi ve kurumlarla ilişkileri yer alıyor.

Bu ilişkilerden yola çıkılarak yeni Diyanet İşleri Başkanının FETÖ iltisakı konusunda iddialı yorumlar duyuyoruz.

Tersine görüşler de var. Tanıyanlar yeni başkanın güçlü İslami hassasiyete sahip saygın bir bilimadamı olduğuna şehadet ediyor.

Yeni Diyanet İşleri Başkanının profilinden yola çıkılarak yapılan tartışmalar FETÖ konusunda yaşadığımız travmatik stresin boyutlarını önümüze seren turnusol kâğıdına benzemeye başladı. 

Yeni Başkanı yakından tanımayanlar sadece profilinden yola çıkarak kolaylıkla FETÖ’cü damgasını veya FETÖ iltisakı damgasını da vurabiliyorlar.

İlginçtir geçmişimdeki bir kaç detaydan yola çıkarak Diyanet İşleri Başkanına FETÖ’cü damgasını vuranların birçoğu FETÖ soruşturmalarında sınırların korunmadığından şikayetçi olanlar.

İnsanların geçmişindeki bir veya bir kaç detaydan yola çıkarak kolaylıkla FETÖ’cü olarak yaftalanmasına itiraz edenler yeni başkanın kitap isimlerinden katıldığı sempozyumlardaki diğer katılımcı isimlerden geçmişte görev yaptığı fakültede Adil Öksüz’ün de çalışmasından yola çıkarak FETÖ’cü hükmünü kolaylıkla verdiler. 

Tartışmalar bize gösteriyor ki FETÖ soruşturmalarında sınırın aşılması iddialarından yola çıkarak soruşturma görevi yapanların tamamı değiştirilse sonuçta değişen hiçbir şey olmayacak. 

Şikâyet eden tarafta da yetkilendirildiklerinde aynı yorumu yapacak bir bakış açısı yerleşmiş.

Bir kişinin sadece Bank Asya hesabından yola çıkarak  FETÖ’cü ilan edilmesi doğru değil diye hep beraber söylemiyor muyuz?

Sadece gazete abonelikleri, sadece kurum ve kuruluş üyelikleri, sadece eğitim kurumları ile bağlantıları yeterli değil diyenler şimdi çıkıp birkaç bağlantıdan söz edip yeni başkanın atanmasını FETÖ ile sulh yapılmış gibi değerlendirmesi çelişki değil mi?

Benim yeni başkanın kişiliği konusunda zerre kadar bilgim yok.

Bu atamayı tartışmaya açanların da zerre kadar bilgisi olduğunu düşünmüyorum.

Çünkü tartışmaya katılan bir tek kişiden doğrudan bilgi sahibi olduğu ifadesi gelmedi.

Tanıyanlardan şehadet edenlerin tamamının görüşü pozitif görebildiğim kadarıyla. 

Bir insanın bazen olay tarihindeki algı nedeniyle yeteri kadar duyarlı davranmamaktan bazen sadece tesadüften kaynaklanan bir kaç detaydan yola çıkılarak haysiyet cellatlığı yapması doğru bir davranış olabilir mi?

Önemli olan insanların genel çizgisi değil mi?

Bu kadar küçük detaylardan yola çıkılarak insanlar FETÖ’cü ilan edilebilecek ise FETÖ’cü sayısı milyonlara çıkar ki Pensilvanyalı şeytanın istediği hatta arayıp bulamadığı şey tam olarak budur.

Bir de şu tarafından bakalım.

Önemli önemsiz herhangi bir devlet kurumuna atanacak herkes ile ilgili güvenlik soruşturması yapılıyor.

Yeni başkan kısa bir süre önce rektörlük görevine şimdi de Diyanet İşleri Başkanlığı görevine atanmış.

Sosyal medyada bahsedilen geçmiş ilişkilerinin tamamı, atamayı yapan Cumhurbaşkanı’nın önüne en ince detayına kadar gitmiştir.

Cumhurbaşkanı’nın bütün bu tartışma konusu detaylara rağmen atamayı yapmış olması neyi gösteriyor?

 Cumhurbaşkanı’nın evrensel hukuk ilkelerini gözetme, FETÖ iddialarını itidalli bir şekilde değerlendirme konusunda yeterli duyarlılığa sahip olduğunu.

İlginçtir tartışmayı alevlendirenler de ağırlıklı olarak Cumhurbaşkanı’nın FETÖ soruşturmalarında evrensel ceza hukuku kriterlerini ihlal ettiğini iddia edenler.

Tartışmayı alevlendirenler işlerine gelince tam tersi davranabiliyorlar.

Yaptıkları en hafif tabiriyle ayıptır. 

Bu atamadan bir sonuç çıkarılacak ise çıkarılması gereken sonuç şu:

Önemli olan insanların genel doğrultusudur, geçmişindeki bir veya birkaç izden yola çıkılarak yapılan haysiyet cellatlığının devlet katında bir değeri yoktur.

Bir kez daha ortaya çıktı ki; fitne zamanında en fazla ihtiyacımız olan şey tutarlı olmak. 

 

  • TUTAR MI?TUTAR MI?2 ay önce
    Tutarlı olalım evet .! Fetö örgütünün bir numaralı propagandası olan diyaloğun destekçisi bu adamı nasıl olurda savunursunuz?diyorsunuz ki bu kişinin geçmişidir.Peki bu inancından yani diyalogculuktan vazmıgecmiş bu kişi? Bunu cevaplasın biri