Teröre alan bırakmamalıyız

17 Kasım 2017 Cuma

Elbette terörle mücadelede hiçbir eylem tek başına yeterli sonuç vermez.

Devler organlarına göre daha küçük, karar alma mekanizmaları daha esnek yapılar olan terör örgütleri, hangi şekilde mücadele ederseniz edin biçim ve yöntem değiştirerek varlığını sürdürür.

Daha başlangıç aşamasında olan kapasitesi birkaç kişi ile sınırlı terör örgütleri, iyi bir istihbarat çalışması ile tamamen yok edilebilirler. Ancak büyük terör yapılarının tümüyle sona erdirilmesi kolay değildir.

Mücadelenin birinci hedefi terör örgütünün kamu düzenini bozma kabiliyetini ortadan kaldırmaktır. Sonraki aşamada eylem yapma ve eleman kazanma kapasitesini yok etmek, daha sonra da aşama aşama personel kapasitesini çökertmeyi hedeflemek gerekir.

Terörle mücadelenin, örgütün hiyerarşisini bozacak şiddet ve kabiliyette olması lazım.

Uygulamalar bize gösteriyor ki, hangi nevi yasadışı örgüt olursa olsun mali yapı ayakta kaldıkça hiyerarşik yapı etkinliğini kaybetmiyor.  Örgütün yönetici kadrosu, eleman kadrosunun ihtiyaçlarını karşılayacak kabiliyete sahipse, hiyerarşik yapı varlığını bir şekilde sürdürüyor.

Bu bakımdan terörle mücadelenin en önemli ayağı, terör örgütlerinin finansman ve lojistik kaynaklarının küçültülmesi ve hatta tamamen kapatılmasıdır.

Terörün finansman kaynakları ile ilgili etkili bir mücadele stratejisi olmadıkça, etkili ve kalıcı bir terörle mücadeleden söz edebilmek mümkün olamaz.

Vekalet savaşları döneminde yaşıyoruz. Hangi görünüşte olursa olsun terör örgütleri uluslararası çıkar odaklarının tetikçisi haline geldi.

Şunu da çok iyi bilmemiz lazım. Eğer bir çıkar odağı varsa, orada çok yönlü bir çıkar çatışması da vardır. Maruz kaldığımız ihaneti sipariş eden her kimse, o çıkar merkezinin kendi coğrafyasındaki karşıtını bulup işbirliği imkanlarını açık tutmamız gerekiyor.

Ayrıca her ülkenin az ya da çok işleyen bir hukuk sistemi vardır. O hukuk sistemi içindeki herkesin bir tek akıl etrafında birleşmiş olduğunu kabul etmek insanın doğasına aykırıdır.

Hukuk sistemlerinin kendi iç denetim mekanizmalarını harekete geçirecek başvurular yapmalıyız. Hiçbir sonuç alınmasa bile, yerel adli merciler nezdinde savunma yapmak zorunda kalanlar en azından bir motivasyon kaybı yaşayacaktır.

Terörle Mücadele konusunda uluslararası sözleşmeler var. Birçok ülkenin yerel mevzuatında terör eylemleri suç. Teröre finansal destek sağlamak ve teröre eleman kazandıran eğitim çalışmaları da suç.

FETÖ denilen hain örgütün yerleştiği alanların tamamında Türkiye Devletinin diplomatik temsilciliği var. Ben merak ediyorum. Diplomatik temsilciliklerimiz Türkiye’nin bu varlık mücadelesini ciddiye alarak kendi görev alanlarında terör örgütü ile işbirliği içinde olanlar hakkında kaç tane başvuruda bulundu. İhanet örgütü yerel düzeyde izleyen bir çalışma birimi var mı?

Başvurmak ne sonuç verecek. Bir başvurun bakalım. Ne sonuç vereceğine ona göre bakarız. Dayanakları sağlam başvuruları örtbas edenler hakkında da yerel mekanizmaları harekete geçirmeliyiz. Yaptığımız bir başvuruya bir kamu görevlisi yapması gereken işlemi yapmamışsa, o kamu görevlisi hakkında da gereken işlemleri yapmalıyız.

Hainlerin bulunduğu ülkenin kamu görevlileri bilmeli ki, bu hainlerle işbirliği yapmanın bir bedeli var. Bu bedeli göze alanlar olur. Alamayanlar olur. Birinci aşamada bedel ödemeyi göze alamayanlar hainlerle ilgili işlemleri yapacaktır. Yapmayanlar hakkında da işlem yapacak olanlar çıkar.

Bütün başvurulara rağmen işlem yapılmıyorsa organize bir destek sağlanıyor olabilir. Bu takdirde o çete ile mücadele etmeye başlamak gerekir. Terörü destekleyen kirli çıkar ilişkilerini deşifre etmeliyiz. Öyle ya da böyle her ülkenin bir kamuoyu var. Kirli işbirliklerini, bulundukları ülkelerin kamuoyları nezdinde deşifre etmeliyiz. Bu kirli işbirliğine yönelenlerin karşıtları ile birlikte çalışma opsiyonlarını araştırmalıyız.

Teröre destek veren herkes, bu nedenle bir maliyete katlanacağını bilmeli ve ona göre davranmalı. Attıkları her adımın karşılığında bir külfet doğacağını da görmelidir.

Yeri gelmişken şunun altını da çizmek gerekiyor. Dış politika hükümetler arası bir ilişki değil, milletler arası bir ilişkidir. Hükümetler bunun sadece sekretaryasını yapar. Herhangi bir hükümetin Türkiye’ye tavır alması benim gözümde büyük bir sorun değildir. Ancak hükümetine cevap verilen ülkenin toplumunda Türkiye karşıtı eğilimlerin azaltılmasına yönelik bir bakış açısına sahip olmamız gerekir. 

Türkiye karşıtı her alan terör örgütüne bir sığınma alanı hâline dönüşüyor. Mecbur kalmadıkça terör örgütlerine sığınma alanı oluşturacak kriz alanlarını azaltmalıyız. Buna rağmen sığınmağa çalışılan bir alan varsa, o alan üzerine gereken şiddette baskıyı uygulayabilmeliyiz.

Türkiye’ye saldıranlar bilmeli ki, dünyanın hiçbir yeri onlar için güvenli değil.

 

  • Necdet ÇamaşNecdet Çamaş2 ay önce
    Eyvallah. Bu gerçekten milli bir duruş ister. Ülkenizi temsil eden milli olursa zaten problemi çözmeniz kolaylaşacak, hatta problem ortaya dahi çıkamayacaktır. Elinize kaleminize yüreğinize sağlık